| 19 Aralık Katliamı, Ankara - Sincan F Tipi Önünde Yapılan Eylemlerle Protesto Edildi! |
|
ANKARA (19.12.2008) - Ankara - Sincan F Tipi Hapishanesi önünde; 19-22 Aralık Kahramanlık Haftası’nın yıldönümü nedeniyle Demokratik Haklar Federasyonu’nun da içinde bulunduğu bir basın açıklaması gerçekleştirildi.
Sincan F Tipi Hapishanesi önünde “Devrimci İrade Teslim Alınamaz, Yaşasın 19 Aralık Direnişimiz” pankartı açılarak, 2000 yılında 20 hapishaneye yapılan katliamda yaşamını yitiren özgür düşünce tutsağı ölümsüz 28 devrimcinin fotoğraflarıyla yürüyüş başladı. “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız, Katil Devlet Hesap Verecek, Devrimci İrade Teslim Alınamaz, Yaşasın 19 Aralık Direnişimiz, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Devrim Şehitleri Ölümsüzdür, Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganlarıyla haykıran kitle ardından basın açıklaması yaptı. Devletin; F tipi hücre saldırısına karşı; 2000 yılında devrimci-komünist tutsakların hapishanelerde başlattıkları Ölüm Orucu direnişini kanlı bir operasyonla bitirmeyi hedeflediği ve ‘ironik’ bir şekilde ‘hayata dönüş operasyonu’ olarak isimlendirdiği katliamın 9.yıldönümünde; 8500 kişilik silahlı gücüyle yirmi hapishaneye birden saldırarak 28 devrimciyi hunharca katlettiği belirtildi. Yüzlerce devrimci tutsağın yaralandığı, ancak “Hayata Dönüş Operasyonu” nun 19 Aralık sabahı devrimci iradeyle karşılaştığı, devrimci direnişin ve iradenin manifestosunu hapishane duvarların arkasında bir kez daha yazıldığını ve devletin bir kez daha direniş duvarına çarptığı belirtildi. 19- 22 Aralık Kahramanlık Haftası’ndan sonra; devrimci tutsaklar bu kez de F tipi hücrelerde tecrit koşullarına karşı direniş ateşini büyüttüklerini, devrimci kimliği teslim alma hesaplarını o günden sonra daha da büyüyen bir devrimci direnişin faşist geleneği bozduğu ifade edildi. Açıklama; devletin, devrimci tutsakların kişiliğini ve kimliğini teslim almak istemesinin asıl amacı dışarıya mesaj vermek olduğu, 10 devrimci tutsağın ölümsüzleştiği ’99 Ulucanlar katliamının hemen ertesinde dönemin başbakanı olan Bülent Ecevit; ‘ içerisi kontrol altına alınmadan dışarısı kontrol altına alınamaz’ demiş, bu sözleriyle işçi- emekçi kitlelerin ve ezilen halkların devrimci isyanından korkan egemenlerin her türlü vahşi yöntemi kullanmakta çekinmeyeceğini kanıtlamış olduğu vurgulandı. 2000 yılında ‘İçeride’ toplumsal muhalefetin en ileri unsurları olan, işçi emekçilerin öncülerini hücre saldırısı üzerinden baskı ile ehlileştirip yok ederek tüm toplumu denetim altına alma hedefini ‘dışarıda’ mezarda emeklilik, uluslar arası tahkim, IMF programları, işçi- emekçilerin temel haklarını gasp eden yasalar, sömürü koşulları tamamladığı, asıl hedef ‘dışarısıydı’belirtmesiyle devletin içeriyi ve dışarıyı bu bütünlükte aynı anda kontrol altına almayı hedeflediği, devrimci tutsakların ise, Sık sık “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız” sloganlarıyla kitlenin karşılık açıklama; “19 Aralık katliamı, öncesi ve sonrası ile faşist düzenin çürüyen yüzünün resmidir… O günden bugüne F tipi hapishanelerde devrimci iradenin her türlü faşist teröre ve zorbalığa karşı teslim alınamaması karşısında çaresizlik içindedirler. Devrimcileri F tiplerine ancak katlederek yerleştirebilen devlet; devrimcilerin bu duvarlar arkasında süren tecridin ürünü olan insanlık dışı tüm uygulamalara, işkence, baskı ve zulme karşı baş eğmeyen tutumunun karşında her zaman ki yöntemini uygulamaya devam ettiği, saldırılarını sistematik bir şekilde sürdürdüğü açıklandı. Milyonlarca işçi emekçinin yaşamı, her anı kameralarla, arama noktaları ile sistem tarafından gözetlenen ve denetlenen görülmeyen duvarlarla örüldüğünü, sistemin kendi yarattığı krizlerin faturasını işsizlik, açlık, yoksulluk, savaşlar, katliamlarla, milliyetçilik ile işçi emekçilere ödetmeye çalıştığı, bu nedenlerle de devlet terörü ve baskısının da buna bağlı olarak daha da arttırdığı vurgulandı. Demokratik hak ve özgürlükler adına var olan kırıntı hakların bile tırpanlandığı, bu tabloda F tiplerinde devrimci tutsakların üzerinde sistematik olarak süren hak gaspı, saldırılar ve işkenceler ‘dışarıda’ sömürüye mahkûm edilenleri sindirdiği, egemenlerin korkusu milyonlarca işçi- emekçi ve ezilen halkların öfkesinin patlayarak kendilerine mutlak bir gün yöneleceği belirtildi. F tiplerinde ise devrimci tutsakların içinde bulunduğu koşulların her geçen gün ağırlaştığının, hasta devrimci tutsakların tedavilerinin engellendiğini, Kırıkkale hapishanesine yapılan sürgünlü sevklerin, sayım, işkence ve hak gaspları ile sürdüğü, aile görüşünde ailelere saldırılarak hem ailelere hem tutsaklara fiziksel- psikolojik işkence uygulandığı, avukat görüşünde yaşanılan sorunlar, mektup cezaları- disiplin cezaları ile F tipi hapishanelerde soluk almanın dahi cezaya dönüştüğü belirtildi. Yapılan açıklamada; “Bugün faşist uygulamalar ve yasalarla devlet terörü; sendikal örgütlenmeden, insanca bir yaşam talebine, Kürt ulusunun eşitlik ve özgürlük talebine kadar artarak sürdürülmektedir. Yürüyüş gazetesi çalışanı Ferhat Gerçek kurşunlanarak sakat bırakılmış, Metris hapishanesinde Engin Ceber işkence ile katledilmiş, Antalya’da Çağdaş Gemik polisin dur emrine durmadığı için kurşunlanmıştır. Devrimci- sosyalist basına yönelik baskı- sansür de son süreçte artmış durumdadır.” 19-22 Aralık Katliam ve Direnişini unutmadık unutturmayacağız! Devletin F tipi hücre saldırısına karşı devrimci tutsaklar, “Ölürüz, ama asla teslim olmayız!” yanıtına yaraşır bir unutulmaz bir direniş ortaya koydular. Bu yanıt her türlü fiziki güce sahip olan sömürü düzenine karşı sınıfsız, sömürüsüz dünya için mücadele eden devrimci tutsakların tüm F tiplerinde sürdürdükleri direnişin en tok ifadesi oldu. Diyarbakır zindanlarından, Buca’dan, Ümraniye’den, Burdur’dan, Ulucanlardan, 19-22 Aralık’a buradan da F tiplerine taşınan devrimci direniş geleneği teslim alınamayacaktır. 19-22 Aralık katliamın bir kez daha lanetliyoruz, hesabını soracağız.” “Sevk ve sürgün işkencesi kaldırılsın, tecrit tüm sonuçlarıyla kaldırılsın, devrimci irade teslim alınamaz, katil devlet hesap verecek, yaşasın 19-22 Aralık direnişimiz” şiarları okunarak sonlandırılan basın açıklamasının ardından sloganlar, flamalar, 28 devrimcinin fotoğrafları ve pankartla araçlara yüründü.
19 Aralık nedeniyle sabah saatlerinde Sıhhiye Köprüsü üstünde bekleyen sivil polisler, sivil araçları, çevik kuvvet otobüsleri, trafik polisi eşliğinde Sincan’da da kitleyi karşılayan jandarma görüntüsüyle birleşince; 9 yıl öncesinin içerideki görüntünün dışarıdaki yansıması yaşandı. Sincan hapishanesi yerleşkesi çevresinde çalışan inşaat işçileri basın açıklamasına yoğun ilgi gösterip, cep telefonlarına kayıt edip izlerken, yapılan uyarılarla uzaklaştırıldılar. |



19 Aralık 2008 Cuma günü saat 11:00’da Sıhhiye Köprüsü üzerinde; Alınteri, BDSP, DHF, ESP ve Partizan’ın örgütleyicisi olduğu bileşenlerin düzenlediği basın açıklamasının yanı sıra İHD Ankara Şubesi’nin de aynı gündemle yapacağı basın açıklaması ve “Çemberin ya içindesindir ya da?...” tutsakların resimlerinin de içinde yer aldığı resim ve fotoğraf sergisini Sincan’a taşımak için buluşan kitle araçlarla 11:30’da Sincan’a doğru hareket etti.
devletin bu hedefini, ağır bedeller ödemek pahasına boşa çıkararak devletin katliam yanıtına direnişin destanını yazarak yanıt verdiği belirtilerek, 122 devrimci tutsak, hücrelere karşı mücadelede ölümsüzleşerek, yüzlerce devrimci-komünist tutsağın ise sakat kaldığı, hazırlanan sağlık raporlarında yaşanan vahşet”in açıkça okunduğu, güvenlik güçlerinin açıktan kasten ve sistematik olarak işkence yaptığı ve insan öldürdüğü ifade edildi.
“19 Aralık Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız” pankartı açan Ankara İHD Şubesi’nin yaptığı basın açıklamasına destek verildi. İHD’nin basın açıklamasını yapan Şube Başkanı Gökçe Otlu; devletin her türlü araç ve silah kullanarak yaptığı adına “hayata dönüş” dediği operasyonda, hazırlanan otopsi raporlarında silah, yanıcı kimyasal maddelerin kullanıldığı, ölen tutuklu ve hükümlülerin vücudunda darp izlerinin bulunduğunun tespit edildiğini ifade etti. Açıklamanın devamında; F Tipi hapishanelerde yapılan katliam sonrasında da tutuklu ve hükümlülere zorla yapılan sevklerle tecrit ve tretman dayatması ile işkencelerin zirve yaptığı, bütün toplumu açık bir hapishane haline getirmeye çalışan insanlık düşmanı yaklaşımların sürdüğü yer aldı. Katliam sorumlularının zaman aşımı yöntemiyle cezasız bırakılması, Adalet Bakanlığı’nın 45/1 Genelgesinin uygulanması, tecrit-tretman uygulamasının sona erdirilmesi, sivil izleme kurullarına hapishanelerin açılması, tutsakların Kürtçe konuşması yasağının kaldırılması, İmralı hapishanesinin kapatılması talepleriyle sonlandırdı. İHD’nin “Devlet Terörüne Son”, “İçeride Dışarıda Hücreleri Parçala”, “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek” sloganlarına kitle eşlik etti.