| Demokrasi Güçleri “Yerel Seçimlerde Biz Varız!” Dedi |
|
İSTANBUL (27.12.2008) - İçerisinde siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin yer aldığı 24 kurum, bugün Taksim’deki Square Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısıyla, 2009 Mart’ında yapılacak olan yerel seçimlerde birlikte hareket edeceklerini deklare etti.
‘AKP hükümeti de krize ortaktır’ 24 kurum adına hazırlanan ortak açıklamayı Sevim Belli okudu. Ülkenin 29 Mart 2009 yerel seçimlerine kriz ortamına girildiğinin belirtildiği açıklamada, “Kapitalizmin merkezi ABD’de başlayan kriz, dünya çapına yayılıyor. Krizin kaynağı halk kitlelerini yoksullaştıran, neo-liberal politikaları uygulayan, aşırı kar hırsına dayanan kapitalizmdir” ifadelerine yer verildi. Ülkemizin krizden en çok etkilenen ülkelerden olacağının belirtildiği açıklamada, “AKP hükümeti bu krizin sorumluluğuna ortaktır” denildi. ‘Demokratik ve katılımcı yerel yönetim anlayışını savunacağız’ “Egemen güçler 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde, bugüne kadar uyguladıkları, krizi yaratan sömürü politikalarına, piyasacı politikalarına bir kez daha onay istiyor” denilen açıklamada; Kürt ulusal hareketine yönelik saldırıların ise, DTP’nin yönettiği yerel yönetimlerin ele geçirilmesiyle sürdürülmek istendiğine dikkat çekildi. Emperyalizme, kapitalizme ve onların ürettiği gericiliklere karşı 2009 yerel seçimlerinde bir araya geldiklerinin altı çizilerek, “Yerel yönetimlerin halk yararına tüm unsurlarını tasfiye eden, böylece halk kurumu olmaktan çıkartıp piyasa kurumları haline dönüştüren ve halkın temel kamusal haklarını gasp eden neo-liberal politikalara karşı, halkın haklarını kazanma hedefiyle çabalarımızı ortaklaştırıyoruz” denildi. Mümkün olan tüm yerel yönetimlerde halkın çıkarlarını temel alan programlar çerçevesinde, ortak adayların halkın katılımını içeren demokratik yöntemlerle belirleneceğini vurgulanarak, emekçilerin ve ezilenlerin alternatifini yaratmaya çalışacağı ifade edildi. Açıklama“Halkın karar süreçlerinde örgütlü bir biçimde yer alarak, söz, yetki, karar sahibi olduğu demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışını savunacağız. Yerel yönetimlere emekçilerin ihtiyaçları doğrultusunda merkezi bütçeden kaynak aktarılmasını ve yerel hizmetleri piyasalaştıran, taşeronlaştıran, özelleştiren, parası olanın hizmet alacağı yerel yönetim anlayışına son verecek kamucu-sosyal bir yerel yönetim anlayışını savunacağız” sözleriyle sonlandırıldı. Deklarasyona imza atan kurumlar şöyle: Anti-Kapitalist, Demokratik Haklar Federasyonu, Demokratik Toplum Partisi, Devrimci İşçi Partisi Girişimi, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Emek Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Halkevleri, Halk Kültür Merkezleri, Kaldıraç, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Proletaryanın Kurtuluşu, Sosyalist Dayanışma Platformu, Sosyalist Demokrasi Partisi, Sosyalist Emek Hareketi, Sosyalist Parti, Teori ve Politika, Toplumsal Özgürlük Platformu, Türkiye Gerçeği, Türkiye Komünist Partisi, Yeşiller Partisi, 78’liler Girişimi. DHF: Bütün eksikliğine karşın bu birlikteliği önemsiyoruz 24 kurum içerisinde yer alan Demokratik Haklar Federasyonu temsilcisi, bu birlikteliğin ülke genelinde değil, sadece belli bir bölgede sağlanmış olmasının kendi içerisinde eksik ancak yine de önemli olduğunu söyledi. Bu ortak girişime ilişkin görüşlerini aldığımız DHF temsilcisinin, ülke genelinde demokratik kesimlerin ortak bir çalışma etrafında bir araya gelişlerinin önemi ve aynı zamanda bunun eksikliklerine ilişkin sorumuza şu cevabı verdi: “Yerel yönetimleri, halkın kendisine ait bir iktidar için verdiği mücadeleye katkı yapabilecek önemli araçlar olarak görüyoruz. Bu nedenle 2009 yerel seçimlerine dönük pratik çalışmamızı Mayıs ayından bu yana merkezi olarak yürütmeye gayret ediyoruz. Kendi özgün çalışmamızın yanında devrimci, demokratik kesimlerin bu süreçte ortak bir mücadele hattı oluşturmasını da önemsedik. DHF olarak yaklaşık 3 aydır tüm devrimci, demokratik kesimlerin, süreci ülke genelinde ortak bir yaklaşım ile karşılaması için üzerimize düşeni azami ölçüde yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Bu birlikteliğin bütün ülkede tüm alanlarda sağlanamamış olması tabi ki önemli bir eksiklik. DTP’nin Kürt illerindeki politikasının birlikteliğe açık olmaması, destek çağrısı ile sınırlı olması bu eksikliğin temel nedenlerinden biri olarak öne çıktı. Bunun yanında birlik içerisinde yer alan hareketlerin önemli bir kısmının Kürt illerinde örgütlenme perspektifinin olmaması, bu konuda sonuç alabilecek bir tartışma yürütmemiz önündeki engellerden bir diğeriydi. DTP’nin kendi belirlediği adaylarla seçimlere katılacağı Kürt illerinde ortak bir tutum belirlenmesi ve birliğin tüm illerde ortak adaylar ile sürece müdahalesi bu nedenlerle mümkün olmadı. Bu nedenle birlik ‘Batı illeri’ ile sınırlı olarak tanımlandı. Hakim sınıfların DTP nezdinde Kürt ulusuna dönük saldırılarına karşı duracağımızı deklarasyon metninde ortak tutumumuz olarak ilan ettik. Bu ortak tutumun yanında bu yerellerde her bileşen kendi örgütsel kararlarını yaşama geçirecek, aday gösterip göstermeyeceğine karar verecek. Sonuç olarak DTP’ye dönük enternasyonal dayanışma çağrılarının yapıldığı bir zeminde ‘Batı illerinde’ şeklinde ifade edilen bir çerçevede birliktelik sonucuna varılmış olması tüm eksikliğine rağmen ileri bir adımdır diye düşünüyoruz.” |



Toplantıya DTP Eş başkanı Emine Ayna, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, TKP Genel Başkanı Aydemir Gürel, DİP Girişimi temsilcisi Sungur Savran, Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli, Demokratik Haklar Federasyonu temsilcisi Ozan Doğan ve ESP temsilcisi Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu parti ve kurum temsilcileri katıldı.