İZMİR (01.12.2009) - Demokratik Haklar Federasyonu’nun da (DHF) için yer aldığı İzmir Tecride Karşı Mücadele Platformu (TKMP), 30 Kasım ve 1 Aralık günleri Konak Eski Sümerbank önünde devrimci tutsaklar tarafından çizilen F tipi uygulamaları anlatan karikatür ve resimlerin sergisini açtı.
Dağıtılan bildiri metnini olduğu gibi yayınlıyoruz.
Tek başınıza bir odada yıllarca kalabilir misiniz?
“Tek başınıza bir odada kaldığınızı düşünün. Hiç kimseyle konuşamayacak, tek bir insan sesi bile duymayacaksınız. Bu şekilde ne kadar süre kalabilirsiniz? Birkaç dakika, birkaç saat, hadi diyelim birkaç gün… Peki ya sonrası? Bir hiçlik duygusu sarar sizi değil mi? Bağırmak, sesinizi duyurmak istersiniz birilerine. İşte ülkemizdeki F tipi hücrelerde tutsaklar 9 yıldır tecrit altında, bu koşullarda tutuluyorlar. Peki, nedir tecrit?
Tecrit, kişinin, diri diri gömüldüğü bu yalnızlık mezarlığında, aynı zamanda tüm haklarından yoksun bırakılmasıdır.
Tecrit; Bireycilik, Bencillik Dayatmasıdır
Tecridin korktuğu en büyük davranışlardan birisi, dayanışma içinde olmaktır. Tecridin felsefesi, "yan hücredekinin ihtiyaçları, sorunları seni ilgilendirmez, yanındaki hücrede ölüm bile olsa..." şeklindedir. Tecritteysen bir çay, sigara, giysi, kalem, kâğıt, herhangi bir eşyayı, bir gazeteyi, kitabı yanındaki başka bir hücrede olanla paylaşmak “YASAK”tır.
Tecrit; Dünyanın, Hücrenin Dört Duvarı ile Sınırlanmasıdır
Tecrit, tutuklu-hükümlüyü hücrenin dört duvarı ile sınırlar. Bu da yetmez, disiplin cezaları, ziyaret yasakları, mektup yasakları ile her türlü iletişim uzun sürelerle kesilir. Tecrit; itiraz hakkının yok edildiği yerdir.
Tecritte kanun idaredir
Tecrit her türlü hakkın elinizden alındığının veya her an alınabileceğinin size özellikle hissettirildiği yerdir. Hak gaspları ve saldırıların üst sınırının olmadığı bir kuralsızlık ve keyfiyet, fakat haklarınızın üst sınırının çok keskin olarak belirlendiği "değiştirilemez" kurallar bütünüdür. Tecritte her talebiniz, yasa, tüzük ve genelgelere dayanarak reddedilir. Fakat söz konusu olan saldırılar olduğunda, bu sefer F Tipi hapishaneler, yasaların, genelgelerin, tüzüklerin geçersiz olduğu yerdir. Tam bir idare keyfiyeti söz konusudur. Bazen, itirazınız bir derginin, kitabın toplatma kararı olmadığı halde tamamen keyfi olarak size verilmemesinedir. Hapishane idaresi, bazen kitap ve dergilerin "örgüt propagandası yaptığına", bazen "devlete, devlet kurumlarına hakaret" ettiğine, bazen "bölücü içerikte olduğuna", karar vermişlerdir.
Tecritte tedavi olma hakkınız elinizden alınır: Doktora görünmek ayrı bir sorundur, doktora derdinizi anlatmanız ve gerekli tedaviyi görmeniz ise apayrı bir sorun. Doktorların mesai saatleri içinde rahatsızlanmak zorundasınızdır. Fakat bu da gerekli muayeneyi olacağınız anlamına gelmez. Çoğunlukla, ilgilenilmez ve geçiştirilir. Ciddi rahatsızlıkları fark edilmediği için, aylarca tedavi edilemeyen tutuklu-hükümlü örnekleri vardır. Kanser hastaları Güler Zere, Erol Zavar ve A. Samet Çelik bunun en son örnekleridir.
Tecride hayır demek en temel insani bir görevdir
Yani tecrit, her türlü hak gaspının yapıldığı, insan onurunun ayaklar altına alınmaya çalışıldığı yerdir. Ancak devrimci tutsaklar yıllardır bu insanlık dışı uygulamalara karşı direnmektedir.
Sen de;
Egemenlerin kan, katliam ve yalanlarla açtığı F tipi tecrit hücrelerine karşı verilen mücadelelerde, 122 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca tutsağın tecrit koşullarından kaynaklı yaşamını yitirdiği ve hala onlarcasının ağır hastalıklar ile boğuştuğu tecrit gerçeğine karşı sesimize ses kat.”