| TEKEL İşçilerinin Kararlı Mücadelesi Sürüyor! DHF İşçilerle Kucaklaşıyor! |
|
ANKARA (15.12.2009) - Ankara’ya üç koldan giriş yapan TEKEL işçileri, gişelerde türlü zorluklarla karşılaştı.
Geçişleri engellenmeye çalışıldı. İşçiler, kararlı tutumları sonucu, polis barikatını aşarak yaklaşık bir buçuk km yürüdükten sonra araçlarının gelip aldığını, ifade ettiler. İstanbul ve Eskişehir istikametinden gelen grup ise araçlarının ana geçiş noktalarından geçirilmeyerek araçlarının Gölbaşı istikametine çevrildiğini, ara yollarının keyfi bir şekilde uzatıldığını söylediler. Geciktirilerek ve türlü keyfi müdahalelerle girişleri zorlaştırılan TEKEL işçileri, AKP Genel Merkezine yakın olan Armada alışveriş merkezi önünde toplandı. Sık sık “İş ekmek yoksa barış da yok”, “Hükümet istifa”, “TEKEL işçisi direnişin simgesi”, “Ölmek var dönmek yok”, “İşçiler burada hükümet nerede”, “İşçi memur el ele genel greve” gibi sloganlar atarak AKP binasına doğru yürüyüşe geçtiler. İşçilerin alana girmesinden önce panzerlerle barikat kuran polis, işçileri AKP binasına yaklaştırmadı. Bunun üzerine işçiler oturma eylemi yaptılar. Tek Gıda İş sendikası başkanının yaptığı açıklamalarda, Başbakanın “domuz gibiler” benzetmesine sert mesajlar verildi. Özgürlük isteyen işçiler, “Devlet krizdeyken 20 saat çalışanlar bizlerdik, başbakan utansın” dediler, “Üreten biziz ama yönetenler bunu da elimizden almak istiyorlar, TEKEL işçileri 4-C’yi kabul etmeyecek” dediler. İşçiler bu uygulamayı kabul etmeyeceklerini, çoluk çocuğunu bırakarak geldiklerini, haklarını geri alana kadar mücadele edeceklerini ifade ettiler. DHF, İşçilerle Birlikteydi Sabahın erken saatlerinde alanda işçilerle beraber olan DHF’liler işçilerin sorunlarını dinledi. Gazete dağıtımı yaparak, bildiriler dağıtan DHF’liler, gecenin geç saatlerine kadar alanda kalarak işçilerle röportajlar gerçekleştirdiler. Sohbetler ederek, ülkenin dört bir yanından gelen işçilerle mücadelelerine dair paylaşımlarda bulundular. Nilüfer Kaya: “Biz kadrolu işçi statüsünden köleliğe mahkûm edilmek isteniyoruz. 4-B statüsünde özlük haklarımızdan vazgeçmeden başka kurumlara sevk edilmek istiyoruz” dedi. “4-C bunca yıl verdiğimiz emeğin yoksa sayılması özlük haklarımızın feshedilmesi, kısaca kölece bir yaşamı dayatmaktadır bunlara hayır diyoruz” dedi.
Akşam saatlerinde Tek Gıda İş Sendikası ve Türk-İş Genel Başkanı, Maliye Bakanı ve Çalışma Bakanı’yla toplantı halindeyken, Yatağan Maden işçilerinden gelen dayanışma için iş durdurma eylemi açıklaması işçiler arasında coşku yarattı. “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Yaşasın işçi dayanışması” sloganlarının ardından işçiler toplantının sonuçlandığı haberi alarak platformun önünde toplandı. Toplantı sonucunda işçilerin geri dönmesi mağdur olmamaları, 4- C kadrosuyla çalışan 70 bin işçi olduğunu konunun görüşüldüğü, eğer adım atılmazsa tekrar dönebilecekleri tavsiyesinin ardından Tek Gıda İş sendikası başkanı ve işçiler tavsiyeyi kabul etmeyeceklerini ve haklarını alana kadar alanda olup geceyi yağmur ve soğuğa rağmen alanda geçireceklerini ifade ettiler. "Ben şimdi çocuklarımın karşısına nasıl çıkacağım?" Açıklamanın ardından, Diyarbakırlı TEKEL işçisi Murat Aydeniz “Ben şimdi çocuklarımın karşısına nasıl çıkacağım” diyerek boynuna dayadığı bıçakla intihar etmek istedi. Aydeniz, işçi arkadaşlarının müdahalesiyle kurtarıldı. Aydeniz, Devrimci Demokrasi’ye yaptığı konuşmada “Bu ülkede insanın ölüsü dirisinden daha fazla işe yarıyor, ben ölürsem çocuklarım maaşa bağlanır belki…” dedi. Kolunu kesen Aydeniz, “Ben sağ elimle bu hükümete oy verdim, ailem ve çevremdeki herkes tepki gösterdi. Şimdi ne kadar haklı olduklarımı gördüm, oy veren ellerim kırılsaydı” dedi. DHF'lilere Karşı Uyarı (!) Alanda çalışma yapan DHF’liler ve diğer devrimciler, polisin, sendikanın gözüne batmış olacak ki Tek Gıda İş Sendikası Başkanı megafonla işçileri uyararak öğrenci gruplarına ve dergi çevrelerine karşı uyararak, kendi inisiyatifleri dışında herhangi bir eylem ve girişim olursa, işçilerin desteklememesi ve engellemesi çağrısında bulundu. Sabahın erken saatlerinden beri alanda olup işçileri destekleyen devrimcilere karşı sendikanın bu tedirgin ve önyargılı tutumu düşündürücüydü.
İşçiler yağmur ve soğuğa aldırmadan ateşler yakarak ve halaylar çekerek kararlı duruşlarını sergilediler. Sendika başkanlarıysa, “Biz buradayız belki Başbakanın uykusu kaçar da gelip derdimizi dinler” dediler.
|




Diyarbakır’dan gelen yaklaşık 2 bin işçi, polis tarafından gişelerde durdurularak GBT sorgusundan geçirilmek istendi.
Zülkif Elçi (Bitlis TEKEL İşçisi): Verdiği röportajda “Hükümetin geri adım atmasını bekliyoruz umarım tersini yapmaz. Belki günlerce burada yağış ve soğuğun altında çocuklarımızdan uzak perişan olacağız ama burada haklarımızı kaybetmemek için dayanışma içindeyiz. Bu hükümetin uyguladığı 4–C yi kabul etmeyip özlük haklarımızı alarak gitmek istiyoruz” dedi.
CHP ve MHP milletvekilleri alana gelerek işçilerin yanında olduklarını, dertlerini paylaştıklarını açıklamalarının ardından söz alan işçi temsilcileri genel olarak platformda yaptıkları konuşmalarda muhalefet milletvekillerinin samimi olmadıkları, AKP’den geri kalmadıkları samimi olmaları durumunda çok şey yapabilecekleri vurgusunu yaptılar.