dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Mersin'de Radyo Programında, 19 Aralık Katliamı ve Direnişi Anlatıldı!

MERSİN (18.12.2010) - Dün Mersin’in yerel radyolarından Radyo Ses’e konuk olan Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetçisi İbrahim Bay, 19 Aralık katliamı ve direnişini anlattı.

dhflogo2Konuşmasına 19 Aralık katliamının öncesini anlatarak başlayan Bay “19 Aralık katliamını ve direnişi anlamak için 1996 ölüm orucu sürecini de kavramak gerekli. Zira ilk F tipi hapishaneler o dönemde gündeme gelmiş ve devrimci tutsaklar ölüm orucuna yatarak, o dönem bu saldırıyı bertaraf etmişlerdir. Lakin F tipinde ısrarcı olan devlet 2000 yılında yeninden gündemine F tiplerini getirmiş ve yine tutsakların ölüm orucu direnişi ile karşı karşıya kalmışlardır. Ama bu sefer daha deneyimli ve planlı, programlı hareket eden devlet bir taraftan kamuoyuna mutabakata varmaya çalışıyoruz resmini verirken, diğer bir yandan da ‘içeride teröristler besleniyor, terörü içeriden yönetiyorlar, ellerinde silahlar var vs’ demagojileriyle kandırmaya çalışıyorlardı. İşte böylesi bir süreçte tamamen planlı ve programlı bir şekilde bu katliam gerçekleşmiştir. Ve bu saldırı sadece hapishaneler bulunan devrimci tutsaklara karşı değil, tüm halka karşı girişilen bir saldırı idi. Zira dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in ‘herkes devletin gücünü görecek ve otoritesini tanıyacak’ tarzındaki açıklamaları bunu anlamamız açısından yeterlidir.” dedi.

Hapishanelerin varlık sebebi üzerinde de duran Bay, şunları söyledi. “Öncelikli ezen sınıfların kendilerine karşı çıkan ve kendi kuralları dışında hareket eden bireyleri toplumdan yalıtmak ve halktan kopararak onları tecrit ve kontrol altında tuttuğu zor araçlarıdır. Elbette ki buda ‘her alan, mücadele alanıdır’ diyen devrimcileri kontrol altına almak için yeterli olmamıştır-olmayacaktır.

Bugün AKP eliyle kendini “yenileme” çabasında olan Tük hakim sınıflarının “demokratikleşme” safsatalarınada değinerek şunları söyledi: “Bugün demokrasi kelimesini ağzından düşürmeyenler pratikte ise halka baskıdan, onları sömürmekten, öldürmekten, katletmekten vs vazgeçmemişlerdir. Zira 19 Aralık katliamına dair sözde dava açanlar 39 eri kurban olarak seçmiş ve asıl sorumlu ve suçluları koruma çabasına girmişlerdir. Bu çaba onların kendilerini aklama çabasıdır ama boşunadır. Ve yine bugün 19 Aralık katliamına sözde dava açarak kendini aklamaya çalışan AKP hükümeti, kendi döneminde gerçekleşen katliamları hasıraltı etmeye çalışmaktadır. AKP hükümeti döneminin gerçek yüzünü görmek için 2010 yılının son 6 ayına bakmak yeterli. Hapishanelerde 22 tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirmiştir. Bu 22 kişiden 13’ünün intihar ettiği açıklandı. İntihar ettiği ileri sürülen 13 kişiden 3ünün işkence ve kötü muamele sonucu öldüğü kanıtlandı. 7 kişi hastalık (bunlardan 5inin kanser olduğu belirtildi) sonucu; bir kişi mahkumlar arası kavgada yaralanarak yaşamını yitirirken diğer bir kişinin ölüm nedeni ise açıklanmadı. Hapishanelerde 97 ileri tetkik ve tedaviye gereksinim duyan ağır hasta tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Ve bu hastalarla ilgili hiçbir tedavi girişiminde bulunulmamaktadır. Zira hepimiz bildiği üzere Güler Zere hastalığı yüzünden hayatını kaybederken son güne kadar bir şey yapılmamış, son günlerde ‘serbest’ bırakılmıştır ve ileri düzeye varan hastalığı yüzünden hayatını kaybetmiştir.

Son olarak Mersin’deki çalışmalardan bahsedilerek, cumartesi günü demokratik kitle örgütlerinin ortaklaşa yapacağı basın açıklaması ve sinevizyon gösterimine çağrı yapılarak program sonlandırıldı.