| "Sürgün Edilen Bedenler, Teslim Alınamayan İradeler" |
|
ADANA (18.12.2010) - Adana Karataş Kapalı Kadın Hapishanesi’nde "Sürgün Sevkler’ başladı!
Devrimci tutsakların iradelerini kırmak için yapılan psikolojik baskıların, tecritin yanında bir de fiziki müdahalelerle baskılar devam ediyor. Tekirdağ’dan Amed’e kadar bütün hapishanelerde artan hak gaspları, baskılar devrimci tutsaklara yönelik başlatılan tasfiye politikalarının bir parçası olmakla birlikte direnişlerle karşılık buluyor. Bu direniş alanlarından sadece birisi olan Adana Karataş Kapalı Kadın Hapishanesi’nde "teslim alınamayan bilinçler" sürgünlere maruz kalıyor. Aynı davadan yargılanmalarına rağmen farklı yerlere gönderilen tutsaklardan Gülay Efendioğlu Alanya L Tipi’ne, Besime Duru ise Antalya M Tipi’ne sürgün edildi. Sabah erken saatlerde kahvaltı yapılmasına izin verilmemesi bir yana toparlanmalarına dahi izin verilmeyen tutsaklar, zorla koğuşlarından çıkarılmış, arkadaşlarını vermek istemeyen diğer tutsaklara ise saldırıyla karşılık verilmiştir. Saldırıyı gerçekleştirenler arasında erkeklerin de olması Adana Karataş Kapalı Kadın Hapishanesi’ndeki tutsaklara yönelik yapılan baskıların nasıl bir boyuta ulaştığını gözler önüne sermektedir. Saldırıdan kaynaklı Nuray Taş, Dilek Keskin ve Gonca Özken’in vücudunda darp izleri oluştuğu belirtiliyor. Son dönemlerde adını sık sık duyurmaya başlayan hapishane yönetimi ise sürgünleri "Siz bize çok zorluk çıkarıyorsunuz" diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Hapishane 2. müdürünün adli tutsaklardan birine tacizde bulunması, sık sık su sıkıntısının yaşanması ve en ufak bir hak talebine karşı saldırıların gerçekleştirilmesi gibi durumlara direnerek cevap veren tutsaklar hapishane yönetimi gözünde "zorluk çıkaranlar" olarak görülmektedir. "Ne yapsak da ‘ceza’ versek" mantığının olduğu hapishane yönetimi, siyasi tutsak Özlem Aydın’a da sürgün olarak geldiği Sincan Hapishanesi’ndeki 15 ve 7 günlük hücre cezalarının uygulanmasını öngörüyor. "Zorluk çıkardıkları" gerekçesiyle sürgün ihtimali olan devrimci tutsaklar biriken "borçlarıyla birlikte ülkenin dört bir yanını gezeceğe benziyor. Karataş Kapalı Kadın Hapishanesi’nde yaşanan bir diğer sorun ise ziyaretçiler için yapılan bekleme salonunda telefon kullanılmasının yasak olması durumu. Devrimci tutsakların iradelerini teslim almak için yapılan baskılar ziyaretçiler üzerinde de kendini göstermeye çalışıyor. Yapılan bu yasaklamanın saçma olduğunun ifadelendirilmesi üzerine ise hapishaneyi çevreleyen duvarlar gösterilerek "Burası nizamiyeye giriyor, telefon kullanmak onun için yasak" ifadesi kullanılıyor. Bu durum ise "madem öyle o zaman neden bekleme salonunu nizamiye içine yaptınız?" sorusunu getiriyor akla. Cevapsa şu oluyor "Emir böyle…" Kısa ama gerçekliği fazlasıyla gözler önüne seren bu cevap emirlerin hep yasaklamacı, kendi dediğini kabul ettirme, çıkar gözetme mantığıyla verildiğinin en net göstergesi olsa gerek. Emir-komuta zinciriyle çalışan emperyalizm ve ülkemizdeki uşakları emirleri yağdıradursun, devrimci tutsakların direnişleriyle zincirleri kırılmaya mahkumdur. Devrimci tutsakların iradelerini teslim alma hayalleri Ulucanlar'da, 19 Aralıklar'da olduğu gibi bugün ve yarında boşa düşürülecektir. Baskının olduğu yerde isyan etmenin meşru olduğunun bilinciyle direnişlerine devam edecek olan tutsaklar "Bizler canımız pahasına devrim mücadelesine baş koymuşuz. Nereye isterlerse oraya sürsünler. Bizim bilinçlerimize müdahale edemedikleri için vız gelir bize vız" diyerek mücadelelerine olan bağlılıklarını bir kez daha haykırıyorlar. |




Adana Karataş Kapalı Kadın Hapishanesi’ndeki devrimci tutsaklara yönelik yapılan baskılar her geçen gün dozunu arttırmakta.