dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Kadınların Örgütlü İradesi, Baskılar, Gözaltılar ve Tutuklamalarla Teslim Alınamaz!

İlan Ediyoruz: “Devletin saldırılarının mağdurları değil, güçlü muhataplarıyız! Bu suçu işlemeye devam edeceğiz!

Demokratik Kadın Hareketi
14 Şubat 2012

dkhBugüne kadar yaklaşık 6400 kişinin ‘KCK üyesi olmak’ adı altında tutuklanmasına yol açan ‘terörist avı’ devam ediyor!

Ardı arkası kesilmeyen operasyonların bir serisi daha 13 Şubat 2012 tarihinde birçok ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarla tamamlandı. BDP’nin yanında KESK, SES ve TÜMBEL-SEN gibi sendikaların hedeflendiği saldırılar sonucunda 16 ilde 137 kişi gözaltına alındı ve hala gözaltında tutuluyorlar.

Artık her gün ‘yeni bir operasyon’ haberiyle uyanıyoruz güne… Eğer demokratik haklar mücadelesi yürütüyorsanız, emekçilerin, ezilen Kürt ulusunun, kadınların, gençlerin, azınlıkların, azınlık inançların en temel ve insani hak taleplerini savunuyor, bu çerçevede yürütülen faaliyetlere ‘kıyısından’ dahi olsa destek veriyor, dâhil oluyorsanız, bir sabah ansızın ‘terörist’ olduğunuz gerekçesiyle evlerinizin, kurumlarınızın kapısı kırılarak, eşyalarınız darmadağın edilerek, devletin kolluk kuvvetleri tarafından yaka paça gözaltına alınmaya ve yıllarca hapsedilmeye hazır olun!

Ülkemiz hakim sınıflarının bu ardı arkası kesilmeyen gözaltı ve tutuklamalar furyası ile yapmaya çalıştığı şey de tam olarak hepimizde, özellikle toplumun daha direngen ve ilerici kesimlerinde bu ‘korkuyu’ yaratmaktır. Bu korku paranoyasına büyütülerek demokratik-meşru mücadele zemini tasfiye edilmeye, demokratik haklar mücadelesinin tüm bileşenleri ‘sivil toplumculuğa’, devlet güdümlü, toplumsal alternatif özü parçalanan bir içeriğe büründürülmeye çalışılıyor!

Ancak gücünü haklılığından alan ezilenlerden yana saf tutan mücadele zemini, dönem dönem bu saldırılardan etkilense de, güç kaybetse de asla yok olmayacaktır. Bunun tersini iddia etmek, ezen sınıflar var olduğu sürece ezilen sınıfın mücadelesinin de var olacağı bilimsel tarihsel gerçekliğinin reddi anlamına gelir ki, bu reddediş ya düzenden yana saf tutanlara ya da düzenin ideolojik saldırıları karşısında ideolojik savrulma-kırılma yaşayanlara özgüdür.

Egemen sistemin, en tehlikeli saldırılarının ideolojik saldırılar olduğunun farkında olan devrimci, demokratik ve ilerici kesimler, kendi varlık zeminine yönelik bu kapsamlı saldırılara karşı direnmekte, geniş halk kitleleriyle olan bağını koparmaya yönelik bu saldırıları kendi mücadelelerine sahip çıkarak yanıt vermektedir.

Egemen sistemin kapsamlı saldırıları, kadınları da çok yakından ilgilendirmektedir. Toplumun en geniş kesimlerini kapsayan bu saldırılar, aynı zamanda kadın sorununa yönelik özgün ve toplumsal mücadele zeminlerine derin darbeler indirmeyi de amaçlamaktadır. Gerek BDP’ye gerekse KESK başta olmak üzere sendikalara ‘KCK operasyonları’ adı altında düzenlenen saldırılarda tutuklananlar içerisinde kadınların yoğun olarak yer alması, bunun en somut ispatıdır.

13 Şubat 2012 tarihine düzenlenen son operasyonlarda tutuklananların neredeyse %90’ının kadınlar olması, KESK’ten gözaltına alınanlar içerisinde 15 kadın sendika yöneticisinin yer alması, üstelik bu saldırının, KESK’li kadınların 8 Mart’a yönelik emekçi kadınların somut taleplerini içeren bir programın oluşturulması çabalarının yoğunlaştığı süreçte gerçekleştirilmesi, bugüne kadar Kürt ulusuna yönelik saldırıların içerisinde çok sayıda kadının yer alıyor olması manidardır!

Bu saldılar sadece Kürt ulusuna ve emek örgütlerine değil, aynı zamanda kadınların örgütlü mücadelesine yöneliktir.

Gözaltı ve tutuklamalarda kadınların yoğunluğu, mücadele yürüten kadın örgütlülüklerinin varlığının ve özgün mücadelelerin toplumsal mücadeleleri besleyen niteliğinin açık yansımalarıdır!

İşte bu üstü örtülemeyecek gerçekten hareketle bir kez daha ezen iktidarla hesaplaşmanın aynı zamanda bu iktidarın erkek egemen iktidarıyla ortaklığını parçalayacak her adımın, devrimci olduğunu, devrimci özü barındırdığını, egemen sisteme derin darbeler vurduğunu özgüvenle tekrarlıyoruz.

Hâkim sınıflar, bu mücadele dinamiğinden korkuyor!

İşte bu nedenle bugün hâkim sınıfların kendi varlığını garantileyen üretim ilişkilerine ezilen emekçilerden yana ‘emek örgütlülüğü’ yaratma mücadelesine soyunan kadınların, sistemi var eden emek sömürüsünün en fazla yoğunlaştığı kesimler olarak yürüttüğü örgütlü mücadele, ezenlerin en büyük düşmanı olmaya devam ediyor.

KESK’li kadınlara yönelik saldırı, tüm kadınlara ve onların örgütlü mücadelesine yönelik bir saldırıdır. İşte bu nedenle sadece KESK eylemlerine kadınlar olarak katılmak yetmez. Aynı zamanda bu saldırıların kadınlara yönelik özgünlüğüne karşı kadın mücadelesinin özgün örgütlüğünün birleşik gücüyle yanıt olmak zorundayız!

İşte bu amaçla KESK’li kadınlara yönelik saldırıları teşhir amaçlı düzenlenecek olan, devrimci, demokratik, ilerici ve yurtsever tüm kadın örgütlülükleri ile birlikte Demokratik Kadın Hareketi’nin de tüm gücüyle katılacağı birleşik kadın örgütlülüğünün “Baskılar ve Tutuklamalara Karşı Kadınlar Susmayacak!” şiarıyla düzenleyeceği ortak eyleme, tüm emekçi kadınlarımızın katılmaları çağrısında bulunuyor, biz kadınların mevcut saldırıların mağdurları değil, bilinçli muhatapları olduğumuzu, mevcut suçu büyük bir onurla ve cesaretle işlemeye devam edeceğimizi haykırmaya davet ediyoruz!