| DHF, Mersin'de Sanayi İşçileriyle Buluştu! |
|
MERSİN (14.09.2009) - DHF faaliyetçileri, yoğunlaştırılmış kitle faaliyeti çalışmalarına 15 günlük program çerçevesinde ele aldıkları Mersin Küçük Sanayi Bölgesi’nde faaliyet bildirilerini ve gazete dağıtımını yaparak devam ettiler.
Artan çocuk işçiliği Küçük Sanayi Bölgesi’nde işçilerle buluşan faaliyetçiler, küçük yaşta çocukların ağır iş koşullarında çalıştırıldığını, bunun yanında da düşük ücrete tabi tutulduklarını ifade ettiler. ILO’nun araştırmalarına göre bugün tüm dünyada 250 milyon kadar çocuk, yeterli eğitimden, sağlık hizmetlerinden ve temel özgürlüklerden yoksun biçimde çalışmaktadır. Ülkemizde de durumun hiç farklı olmadığını, sanayi alanında da çocuk işçiliği üzerinden kayıt dışı ekonominin yoğun olduğunu söylemek mümkün. Yaşları 12 ila 17 yaş arasında değişen sanayi işçisi çocuklar, ağır iş koşullarında çalıştırılmalarıyla beraber, sigortalarının yatırılmadığını ve çok düşük ücretle çalıştırıldıklarını ifade ediyorlar. Çocuklar ağır iş koşullarında çalışarak yaşamın gerçekliğinde pişiyor… “Haklarımdan vazgeçmem” İş yerinde 2,5 yıl çalıştığını fakat 8 aylık sigortasının yatırıldığını belirten sanayi işçisi Mehmet Öcal, yaşadığı yıkımları, sömürüyü ve patronunun yaptığı oyunlardan bahsederek şöyle diyor: “Çalıştığım yerde 8 ay çalıştıktan sonra çıkartıldım, 2 ay sonra işe geri çağrıldım. İşveren bir kâğıt imzalatmak istedi. Kâğıtta ‘bütün haklarımdan vazgeçiyorum’ diye bir ibare geçiyordu. Bende haklarımdan vazgeçmeyeceğimi ve imzalamayacağımı söyledim. Bunun karşılığında 2,5 yıldır sigortasız çalıştırılıyorum.”
"Örgütleneceğiz; ama nasıl?" İşçilerle yapılan sohbetlerde genel olarak sisteme olan tepkiler öne çıkarken, kendilerini sorgulayan yaklaşımları da şu sözlerle ifade ediyorlar, “Bizler bunları hak ediyoruz. Her gün temel ihtiyaçlarımıza zam geliyor. Biz bunlara oy veriyoruz. Her dönem birini deniyoruz. Her gelende bize zam ve zulmü dayatıyor.” “30 yıldır bir türlü örgütlenemedik” Geçmişte, soda sanayisinde çalışıp emekli olan bir işçi ise geçmiş yıllarda Türk-milliyetçisi olduğunu “80’de sol çok darbe yedi. Bizim halkımız okumuyor; halkımız okumaz-okutulmazsa cahil bırakılırsa daha çok darbe yeriz. Mücadele etmemiz kaçınılmaz. Düşünsenize 30 yıl önce oturup dilimizi konuşamazdık. Bu nasıl oldu, mücadeleyle? O halde haklarımız için işçilerin, köylülerin yani ezilen halkların örgütlenmesi gerekiyor. 30 yıldır bir türlü örgütlenemedik! Durup düşünmek lazım!” |



DHF faaliyetçileri, yaşanan ekonomik krizin bedelini ödeyerek, günden güne artan işsizliği, açlığı, sefaleti, yoksulluğu yaşayan ezilen emekçi halkla buluşarak sistemin gerçek yüzünü teşhir ederek, bütün bu yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal yıkımlara-saldırılara karşı örgütlenmenin esas olduğunu anlatmaya devam etti ve ediyor.
Kendisi gibi diğer işçilerinde ve hatta çocuk işçilerin de sigortasız çalıştırıldığını belirten Öcal “Benim gibi bütün işçiler ve başta da çocuk işçiler sigortasız ve hiçbir iş güvenceleri olmadan çalıştırılıyor” diyerek sorunlarını dile getirdi.
ama emekçilere yapılan saldırıları ve Kürt halkına dayatılan asimilasyon politikalarını bilince çıkarınca “yurtsever” olduğunu ve bu anlayışı üzerinden mücadele ettiğini belirterek şunlara değiniyor: