| Ağır Yük Liman İşçilerinin Mücadelesi Kazanımlarla İlerliyor! |
|
ANTALYA (03.09.2010) - Antalya'da ağır yük liman işçileri, yapılan tüm baskılara rağmen birliğin ve direnişin bilinci ile mücadelelerinin ilk kazanımını elde ettiler.
İşçilerle yapılan toplantıda işçiler ilk olarak sekiz saatlik iş günü, servis aracı ve ücretli izinin düzenli bir şekilde verilmesini vurguladılar. Taşeron şirket sahibi bunları kabul etmeyeceğini vurgulasa da toplantıda işçilerin kararlı tutumu sonunca öncelik olarak işçilerin belirlediği haklarını vermek zorunda kaldı. İşçiler aynı birliğin daha güçlenmesi için diğer işçilerle de görüşme kararı alırken diğer hakları içinde mücadele edeceklerinin ve kazanacaklarını belirttiler. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) faaliyetçileri, işçilerden Erdal Yasak'la gerçekleştirdikleri görüşmeyi aktarıyoruz: DHF: Biz mücadelenin başından beri sizlerle olduğumuzdan sürecin nasıl geliştiğini biliyoruz. Bundan ziyade gelinen aşamada işçiler olarak bu mücadelede öğrendiğiniz en önemli şey nedir? Erdal Yasak: Aslında o kadar çok şey öğrendik ki sadece bu bile bizim için çok önemli, ilk olarak birlik ve beraberliğimizin nasıl bir güç olduğunu öğrendik, mesela sizin de söylediğiniz gibi ben bütün işçilerin kardeş olduğunu üretenlerin gerçek ve sağlam dostlar olduğunu anladım. Yine en başta da sizlerle ilk tanışırken bir söylemimiz vardı, diyorduk ki en sonunda da olsa biz kazanacağız. Ve bugün biz bunun ne kadar gerçekçi bir söylem olduğunu anladık son olarak devrimcilerin işçilerin kazanması için ve hiçbir şey istemeksizin vermiş olduğu desteğin, sizler hakkınızda ki ön yargılarımın kaybolduğunu öğrendim. Aslında daha çok şey var ama bunlar benim için çok önemli. DHF: Bugün itibarıyla taşeron denilince ne anlıyorsunuz? Erdal Yasak: Bunu daha önce sorsaydın iki kelime yan yana getirmezdim, yani şirket bazen iyi bazen kötü davranıyordu kafam karışırdı. Ama şimdi taşeron demek, işçinin sırtından geçinen kam emiciler derim, zaten anladık ki taşeron işçi demek en değersiz işçi, taşeron demek göz göre göre haklarımızı gasp etmesi ve bunu inkâr etmesi, bunu öğrendim, taşeron şirket demek onlarca kölesi var demek, bunu öğrendim. DHF: Bunca haklarınızın gasp edilmesi sadece taşeron şirket mi sorumlu? Erdal Yasak: Şimdi taşeron önemli bir sorun oluşturuyor bizler için ama tabi ki sadece taşeron değil. Yani artık biliyoruz ki o bir araç yani liman yönetimi işçilerden yana olmuş olsa bunun önüne geçebilir. Ama onlarında işe geliyor, çünkü yaptıkları her şeyden liman yönetiminin haberleri var ama ses çıkarmıyorlar. DHF: Bazı işçiler gizli görüşmeler yaptı şirket sahibi ile bu konuda ne söyleyebilirsiniz? Erdal Yasak: Bir elma ağacında hep sağlam elma toplayamayız, bunu siz de söylemiştiniz. Bazı işçilerin görüşmeleri yapmasının nedeni ya da bazılarının işi bırakıp gitmelerin sebebi, yine bazı işçilerin farklı talepleri olmasıydı. Mesela kimisi üç lira daha fazla alalım yine aynı koşullar olsun diyordu, bundan dolayı küçük miktara yüzlerini hemen onlara döndüler. Gerçi onlar şimdi işi kendileri bıraktı, ben buna bağlıyorum. Ama çoğunluğun hakların kazanılması taraftarı olması bizim için önemli idi. Yine şirket sahibi defolun gidin ya da çalışın dediğinde işsiz kalma korkusu yaşadık, ama siz geri çekilmek bundan sonra sizler için daha çok baskı daha çok haklarımızın alınması demektir dediniz. Bizde çekilmedik Bundan dolayı hepinize teşekkür ederiz. Biliyoruz ki bundan sonrada hep yanımızda olacaksınız |




Daha önce limandaki taşeron şirket sahibinin, "isteyen çalışır isteyen defolur gider söylemleri", bugün karşısındaki birliğin bozulmayacağını ve işçilerin kararlığını anlayınca "sizlerle anlaşabiliriz söylemlerine" dönüştü.