dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Ankara'da, "Referandum ve Sosyalist Sol" Paneli Gerçekleştirildi

ANKARA (03.09.2010) - Ankara 78’liler Girişimi, “30. Yılında 12 Eylül Kanlı Faşist Darbesiyle Hesaplaşıyoruz” etkinlikleri doğrultusunda, “Referandum ve Sosyalist Sol” başlıklı bir panel örgütledi.

03.09.2010ankaraPanelde, referanduma BOYKOT kararı alarak sandığa gitmeyen Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), BDP, SDP, ESP ve sandıkta "Evet" diyecek olan EDP, referanduma ilişkin görüşlerini tartıştılar.

Devrim ve demokrasi şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunun ardından, panel,
78’liler girişimi adına Hüseyin Gevher’in yaptığı konuşmayla başladı.

Gevher gerçekleştirdiği açılış konuşmasında esasta AKP hükümetinin, emperyalist-kapitalist sistemin küresel ve bölgesel çıkarlarıyla kendi iktidarlarını gözeten bir Anayasa değişikliğini referanduma sunduğuna dikkat çekti.

Gevher, AKP’nin 12 Eylül darbe Anayasasını sözde değiştirme söylemlerini dilden düşürmediğine bunun yanı sıra ‘Kürt özgürlük’ mücadelesinin demokratik çözüm isteğine, Alevilerin, şehir ve kır emekçilerinin, kadınların, gençliğin demokratik haklar mücadelesinde dile getirdiği talepleri karşılamaktan çok uzak durduğunu ifade etti.

Halk EVET ve HAYIR seçeneklerine boğularak 12 Eylül’ün temel prensipleri korunuyor ve mevcut Anayasa’nın ömrü uzatılmak isteniyor” diyen Gevher, CHP, MHP gibi düzen partileriyle AKP’nin seviyesiz sataşmalarına karşın ittifak içerisinde olduklarını söyledi. Referandum ve sunulan seçenekleri kabul etmek yeni demokratik bir Anayasa talebini ötelemek olduğunu sözlerine ekleyen Gevher, “Bütün ezilenlerin önünde kanlı 12 Eylül askeri faşist darbesiyle bütünlüklü bir mücadele ve bunu toplumsal bir hesaplaşmaya dönüştürme görevi duruyor” diyerek sözü sözü katılımcılara bıraktı.

SDP adına ilk sözü alan Yeşim Ergün, 16 kez 90 maddesinde değişiklik yapıldığını ve ezilenler açısından esas olarak bir şey değişmediğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: AKP toplumdaki 12 Eylül’le hesaplaşma duygusunu boşa çıkarma telaşında. Erdal Eren ve Necdet Adalı gibi genç devrimcilerin ismini ağzına alarak siyaset tüccarlığı yapıyor. Sistemin revizyon ihtiyacı var, askeri diktatörlüğün oligarşiye devri ile başlayan değişim ihtiyacı ile 24 Ocak Kararlarının da yeniden bir tahkimatı amaçlanıyor. Sorun hangi maddelerin demokratik olduğundan öte hangi maddelerin konulmadığına bakmak ve yapılan değişikliklerin kime hizmet ettiğine bakmak lazım. AB’ye uyum sürecinin de bir sonucu bu değişiklikler sermaye sınıfları ve onun temsilcileri olan CHP ve MHP gibi güçler arasında ‘Bir kayıkçı düğüşü görünümündeyken, devrimciler ve ezilenlerin talepleri 03.09.2010ankara1açısından bir çıkarı temsil etmemektedir. Egemenler arası bir çatışmanın ürünü olan referandum ne yazık ki sosyalistler de de kafa karışıklığı yaratsa da, kitlelerin inisiyatifini öne çıkaran, “Ne 12 Eylül ne de AKP Aldatmacası” ile sembolize olan mücadele sürecektir. Devrimci ve sosyalist güçler açısından geçmişten buyana ödenen bedellere sahip çıkan devrimci sol’un HSYK’nın elden gidiyor olması, yargının bağımsızlığı ve AKP’nin kendi iktidarını sağlamlaştırıyor söylemlerinin peşine takılması söz konusu olamaz bu ‘Ağacı görüp ormanı görmeme’ tutumudur. Bu yanılsama bir demokrasicilik ve Anayasacılıktan öteye götüremez. 2 şer cephesinin EVET’ine de HAYIR’ına da hayır demek olan BOYKOT Kürt özgürlük hareketinin topyekûn tasfiyesini amaçlayan egemenlerin hamlesini boşa çıkarmak ve 2 şer cephesine karşı eşitlikçi, özgürlükçü ve kitleleri hareket noktası olarak görerek gerçekten demokratik bir Anayasa temel hedeftir.

"Kuru ağaçtan yaş meyve beklentisi"

Sosyalist sol’un değişimi kimin yaptığına bakarak referandumu nesnel olarak değerlendirmediğini iddia eden EDP temsilcisi Raşit Dedebali partisinin sosyalist değil fakat sol bir parti olarak tüm ezilenleri temsil ettiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: Referandum sonucunda EVET çıkması durumunda bir arpa boyu da olsa yol alınmış olacak. HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile Askere yargı yolu, fişleme, gibi konularda az da olsa ileri bir adım atılmış olacak. Bu değişimin sonucunda ise mevcut Anayasayı yamama yerine toptan bir değişim kendini dayatacaktır. EDP olarak, AKP zihniyetine Hayır fakat referandum maddelerine EVET diyoruz. Şimdiye kadar hiçbir iktidar Anayasa değişikliğini gündemleştirememiş, böyle değişiklikler ya faşist ya da muhafazakâr gerici iktidarların, emperyalistler ve sermaye guruplarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde organize edilmiştir. Fakat yeni değişiklik tek tek maddeler incelendiğinde değişim fırsatlarını içinde barındıran niteliklere sahip. Kürt sorunu demokraside turnusol kâğıdı işlevini görmektedir ve çözüm Kürt iradesini her kim ve kimler temsil ediyorsa ve talepleri ne ise dikkate alınmalıdır. HSYK ve Anayasa mahkemesinin durumu hariç diğer maddeler HAYIR cephesinin de desteklediği maddeler. Bu iki başlık da esasta evvelki duruma göre bir ileri adımı temsil ettiği için EVET diyoruz.

03.09.2010ankara2"BOYKOT, Yeni Demokratik Halk Cumhuriyet’ini kurma cüretidir!"

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) adına konuşan Anıl Kaya şunları ifade etti: Daha önce panel proğramında bulunmasına rağmen daha sonra çekilen HAYIR cephesinin de toplantıda olması tartışma ve polemiklerimizi daha da verimli kılardı. Kendine sosyalist sol demeyip soldan nitelendirip bütün ezilenleri temsil ettiğini ifade eden EDP’nin ifadesi estirilen tasfiyeci rüzgârın bir sonucudur. EVET ve HAYIR mevcut rejim ve iktidarın çıkarlarına hizmet etmektedir ve temelde tek cephedir. İkinci cephe ise iktidar odaklarının oyununu boşa çıkarma hedefi olan BOYKOT cephesidir. Bu anlamda eli kanlı MHP ve CHP ile demokratik sol’un birleşmesi talihsizliktir. Hal böyle iken AKP’den demokrasi beklemek yerine meselenin aslında sınıflar arası bir mücadele olduğunu ve değişiklikleri yapanlar düşünüldüğünde aslında egemen sınıfların çıkarına hizmet ettiği açıktır. Açılım aldatmacaları, işçiler ve emekçiler üzerindeki mevcut politikalara baktığımızda değişimin de ezilenlerden yana değil egemenler ve patronlardan yana olduğu görülebilir. Emperyalizmin Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki çıkarları için, halkların düşmanı olan AKP, kendi örgütsel çıkarını da kollayan referandum oyununu gündeme getirdi. Düzen partisi HAYIR’cılarının bile demokrasiden bahsettiği böyle bir süreçte esas olan nasıl bir demokrasi sorusunun cevabındadır. Küçük demokrasi nüveleri sunularak halkların gözleri boyanmaktadır. Düzen partilerinin kendi gerici çıkarlarını ezilenler için bir kurtuluş olarak sunduğu bir ortamda, Boykot tavrımızın kitleleri temel alan, ezilenlerin gerçek kurtuluşunun devrimci mücadelede olduğunu savunan çıkışına karşı sol reformist anlayışların ve genel olarak hayırcı cephenin her türlü karalaması Kemalist faşist rejimin ekmeğine yağ süren bir noktada duruyor.

DHF’nin Boykot tutumu, emperyalizm ve mevcut siyasal sistemin gerici oyunlarını boşa çıkaran ve onlarla pazarlığa oturmayan, Kürt ulusal mücadelesinin tasfiyesine karşı savaşan bir tutumdur.

Biz ezilenlerin her kesimini temsil eden demokratik bir anayasanın ancak gerçek bir emekçi iktidarıyla olacağını ve ancak bu iktidarın eski Anayasayı topyekûn lağvedeceğini söylüyoruz.

12 Eylül’le gerçek hesaplaşma ancak bu koşullarda sağlanacağı gibi egemenlerin demokrasisi ezilen halklar, mezhepler ve sınıfların çıkarlarını temsil etmeyecektir.

Bizim açımızdan Yeni Demokratik bir halk iktidarını inşa etmek için örgütlü mücadelenin devrimci bir tarzda sürdürülmesi esas olandır. Halk kendi anayasasını yapmadığı ve kendi patronlarını ve egemen sınıflarını alt etmediği sürece yaratılacak olan her şey bizlerin değil onların olacaktır.

"Tek kimlik, tek dil ve tek inanç üzerine kurulu bu rejimle olan mücadelemiz sonuna kadar sürecektir"

BDP temsilcisi, Haydar sayılı ise şunları ifade etti: Demokratik bir Anayasa ancak o ülkedeki farklı sınıf, ulus, cins ve mezheplerin katılımı ve taleplerinin dikkate alınması ile yapılır. Aksi halde bir demokrasiden söz edilemez. 80 Anayasasının çizgilerini aşamayan ve sürekli yeni bir gömlek giydirilen mevcut Anayasa rejimin koruması altındadır. 12 Eylül Anayasasının yama tutacak hali olmadığı için değişiklik gündeme geldi. Bu değişikliğe Hayır diyen CHP ve MHP’nin 12 Eylül Anayasasını değiştirmek gibi bir gündemi yok. AKP ise halkın değişim talebini susturmaya çalışıyor. İki tuzağa da düşmemek için Boykot diyoruz. 12 Eylül rejiminin içinde kendini bulamadığımız için ondan medet ummamaktayız. Kimliği, mezhebi, siyasi düşüncesi inkâr edilenler bu sistemin içerisinde nasıl yer alabilir? Cumhuriyet kurulduğundan beri Yargı ve Anayasa hiçbir zaman bağımsız ve tarafsız olmadı. Mevcut Anayasa da 24 Ocak kararları ile gelen yeni ekonomik sistemin geleceğini garanti altına almak için oluşturulmuş kurumları yarattı. Yapılan değişiklikler ne bu kurumları ne de bu sistemin temel geri yönlerine dokunmamaktadır. EVET de HAYIR da mevcut rejimin sürdürülmesine hizmet ettiği için irademizi BOYKOT olarak belirledik. Tek kimlik, tek dil ve tek inanç üzerine kurulu bu rejimle olan mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.

"Kürt sorununda ciddi ve samimi girişimler başlatılmadan demokratiklaşme sağlanamaz"

ESP temsilcisi, Orhan Çelebi ise: “Anayasanın değiştirilemez 3 temel ilkesine dokunulmadan ve Kürt sorununda ciddi ve samimi girişimler başlatılmadan demokratikleşme sağlanamaz” dedi.

Çelebi, EVET’in de Hayır’ın da ezilenlerin taleplerini görmezden gelerek, onların değişim istemini baskılayan bir tutumun sonucu olduğunu söyleyerek. Sandığa gitme tavrının faşist rejimin devamlılığını sağlayacağı için Boykot kararı aldıklarını belirten Çelebi BOYKOT’un, Evet ve Hayır alternatiflerine boğulmuş ezilen ulus, sınıf ve emekçilerin devrimci alternatifi ve kitle iradesinin ürünü olduğunu söyleyerek sözlerini bitirdi.