|
ANKARA (06.09.2010) - 15 Ağustos itibariyle semt semt boykot çalışmalarını sürdüren Ankara Ezilenlerin ve Emekçilerin Boykot Cephesi, dün düzenlediği merkezi yürüyüşle boykotun sesini yükseltti.
Aralarında Demokratik Haklar Federasyonu (DHF)’nun da bulunduğu, BDP, ESP, SDP, Partizan ve EHP Ezilenlerin ve Emekçilerin Boykot Cephesi ortak pankartı arkasında Kolej Meydanında bir araya gelerek Ziya Gökalp Caddesi üzerinden Sakarya Caddesine yürüyerek burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
“Oyuna gelme! Sandığa gitme!”, “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik için boykot”, “Anadilde eğitim, eşit kardeş bir ülke, demokratik bir ülke için boykot”, “Yaşasın halkların kardeşliği- Bıji bıratiya gelan” sloganları ile gerçekleşen yürüyüş boyunca kolluk kuvvetleri yoğun bir abluka uyguladı.
Sakarya Caddesi Heykel önüne kadar süren yürüyüşün ardından burada Boykot Cephesi adına okunan ortak basın açıklamasında boykotun 12 Eylül’le gerçek manada hesaplaşmanın çağrısı olduğu yinelendi.
Bütün ezilenleri mevcut sisteme alternatif bir sitem yaratmak için, Kürt ulusunun, kadınların, köylülerin, işçi ve emekçilerin boykotta birleşmeleri çağrısı yapıldı. EVET ve HAYIR’a boğulan halkların işçi ve emekçilerin gerçek kurtuluşu ve bütün ezilenleri temsil eden bir Anayasa’yı ancak kendi elleriyle yaratabileceği vurgusu yapılan açıklamada referandumun bir oyun olduğu ifade edildi.
Açıklama şu ifadelerle sona erdi: "Darbeler insanlık suçu kabul edilip, başta Kenan Evren ve 12 Eylül’ün bütün sorumluları hesap verene kadar mücadelemiz sürecek. Hem darbe Anayasasının ömrünü uzatmak isteyenleri, hem de sözde 12 Eylül’le hesaplaşma demogojileriyle halkı kandırmaya çalışan AKP gericiliğinin zulmüne dur demek için tüm halkımızı referandumu BOYKOT’a çağırıyoruz".
Basın metninin Kürtçe’de okunmasının ardından sözü Temel Demirer aldı.
Demirer “Kayıkçı döğüşü” olarak ifade ettiği referandum oyununda “Yokuz” dedi. EVET ve HAYIR diyenlerin Kürt sorununda inkarı sürdürdüğünü ve emekçilerin sömürüsü konusunda ellerinden geleni yaptıklarını kaydeden Demirer, “12 Eylül’le hesaplaşmak Tayyip’e mi kaldı” dedi. Demirer sözlerini şöyle sürdürdü: "12 Eylül’de ezilenler kurşuna dizilirken, işkenceden geçirilirken Fetullah’ın emrindeki Tayyip top oynuyordu. Bu ülkede Fetullah Gülen’ler, Nazlı Ilıcak’lar, Tayyip Erdoğan’lar demokratlık taslıyorlar, onlara mı kaldı demokratlık? EVET, AKP’ye, neoliberalizme, emperyalizme, Kürtlerin ensesinde boza pişiren anlayışa evettir. Liberal yanardöner solcular AKP’ye inanıp Tayyip’e secde ediyorlar, biz kendimize, Kürtlere, işçi ve emekçilere inanıyoruz, biz bu oyuna inanmıyoruz. HAYIR diyenler ise 12 Eylül’ün değiştirilmesine hayır diyorlar. Ezilenleri temsil etmeyen bir Anayasa ve taleplerini karşılamayan bir sandık meşru değildir. Biz yeni bir dünya istiyoruz, eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün dünyasını biz ezilenler yaratacağız.
Sözü alan BDP Milletvekili Akın Birdal ise 16 kez ve 86 maddesi değiştirilen Anayasa’nın hiçbir zaman geniş kesimlerin taleplerini karşılamadığına dikkat çekerek “Bu referandumda da Kürt’lere ve emekçilere nasıl bir Anayasa sorusu sorulmadığı için sonuç değişmeyecek” dedi.
12 Eylül’de kurulan darağaçlarının utanç müzelerine kaldırılarak, tüm sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyleyen Birdal, gerçek hesaplaşmanın ancak yeni ve tüm kesimleri kucaklayan bir Anayasa ile olacağını söyledi. Referandumla yapılmak istenen değişiklerin 12 Eylül zihniyetinin devamı olduğunu söyleyen Birdal, BOYKOT’un hem statükoculuğa hem de AKP 12 Eylül’üne alternatif olduğunu belirtti.
Eylem, Koma Azad’ın söylediği ezgiler ve çekilen halayların ardından sona erdi. |