dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
TEKEL İşçisi Özlük Hakkı İçin Anayasa Mahkemesi Önündeydi!

ANKARA (17.09.2010) - Ankara Tuna Caddesi’nde 16 Eylül Perşembe günü TÜRK-İŞ Genel Merkezi önünde çevik kuvvet otobüsleri ve sivil polis kuşatması vardı. Yaşanan görüntülerse Ankaralılara tekrardan TEKEL Direnişi dönemini hatırlatmakta.

17.09.2010ankara2TEKEL işçileri özlük hakları için Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler ve 4/C davasının bir an önce sonuca bağlanması için kaleme aldıkları dilekçelerini mahkemenin yetkili makamlarına verdiler.

Danıştay kararı aldatmacasıyla; başta TEKEL işçisi olmak üzere ülkenin bütün emekçilerinin yoğun emek sarf ettiği 78 günlük direnişi sonlandıran devlet ve sarı sendikalar; işçileri hukuk adı altında 4/C’ye teslim ettiler. Süren belirsizlikler katlanarak devam ederken TEKEL işçisi özlük haklarına sahip çıkmayı ihmal etmiyorlar.

Anayasa Mahkemesi’nin önünde basın açıklaması yapan TEKEL işçileri; Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe vererek bir görüşme gerçekleştirdiler. Yetkililerle yaptıkları görüşmelerden sonra TEKEL işçileri; 4/C’nin iptali için henüz Anayasa Mahkemesi’nin TEKEL İşçisini gündemine almadıklarını, bu durumun üç ile bir yıl sürebileceğini öğrendiklerini açıkladılar.

TEKEL işçileri Mustafa Türkel için “Bizler sendikanın avukatları aracılığıyla 4/C’ye mecbur bırakıldık ve imzaladık ve bizi yine sattın, planın ne çık ve adam gibi açıklama ya” diye tepkilerini dile getirdiler.

Devletin “böl-yönet politikası”ndan TEKEL işçisinin de nasibini aldığını ve devletin kurumlarının kendi işçisine böyle zalimce davranmasının tek suçlusunun 78 günlük direnişine aynı şekilde sahip çıkmayan işçilerin sorumlu olduğunu belirten TEKEL işçileri, hiçbir oyuna gelmeyeceklerini ve onurlu direnişlerinin takipçisi olacaklarını belirttiler.

“TEKEL işçisi bir kişinin dahi Ankara’ya gelmesiyle güvenlik güçleri önlemleri en üst seviyeye çıkarılmaktadır” diyen işçiler gençlik yıllarını fabrikaların küflü, nemli mahzenlerinde geçirdiklerini; ancak bugün 4/C ile kapıya konulduklarını anlattılar.

TEKEL işçisi bir kadın takip edildiğini ifade ederek rahatsızlığını dile getirerek içerisinde bulunduğu psikolojiyi anlattı.

17.09.2010ankara3TEKEL İşçileri Ankara Demokratik Haklar Derneği’ni ziyaret ettiler

Ankara Demokratik Haklar Derneği’ni 17 Eylül günü ziyaret eden TEKEL işçileri Demokratik Haklar Federasyonu üyeleriyle yaptıkları sohbetlerden sonra Devrimci Demokrasi Gazetesi, Demokratik Kadın Hareketi Bülteni, Yeni Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa Taslağı’nı alarak Ankara’dan ayrıldılar.

Anayasa Mahkemesi önünde TEKEL işçisi tarafından okunan basın açıklaması metnini olduğu gibi yayınlıyoruz:

TEKEL İşçileri Özlük Haklarını İstiyor!

Anayasa Mahkemesi’den 4 C’nin hak kaybına yol açan maddelerini iptal etmesini bekliyor!

Değerli basın emekçileri,

15 Aralık’tan bugüne, 10 aydır bir gerçeği ve özlük hakkımızı hükümete, yargıya ve kamuoyuna duyurmak için sokaklardayız, alanlardayız. TEKEL işçileriyiz. Hakkımızda verilen infaz kararına itiraz ediyoruz. Fabrikalarımızın kapatılmasına, TEKEL tütün ve işçi fabrikalarının peşkeş çekilmesine itiraz ediyoruz. Ancak her itirazımız hükümetler tarafından geçersiz sayıldı.

15 Aralık’tan itibaren 78 gün boyunca Ankara Kızılay’da kurduğumuz çadır kentimizde özlük haklarımızla ilgili taleplerimizi ifade ettik. Türkiye ve Dünya kamuoyu bize hak verdi. Danıştay bize hak verdi. Hükümetin bir ay içinde 4 C’ye geçin yada Ankara’yı terk edin tehdidine karşı direndik. Kazandık.

4 C uygulamasının bütün yapısı değiştirildi. Sözleşme düzeninde iyileştirmeler yapıldı. Ancak özelleştirme nedeniyle kapatılan işyerlerindeki işçilerin hiçbiri geleceklerini güvenceye alacak bir işe sahip olmuş değil.

TEKEL işçisi ne istiyor?

Her işçi gibi iş güvencesi, yeterli ücret ve sendika hakkı istiyor.

Hükümet ise, işçiliğimizi, sendika üyeliğimizi ve güvencemizi elimizden alan 4 C adı verilen bir sözleşmeli çalışma tipini bize dayatıyor.

4 C demek, TEKEL’deki ücretimizin yarısına, TEKEL’de üyesi olduğumuz sendikamızdan ayrılmamıza, TEKEL’deki fiili iş güvencemizden vazgeçmeye razı olmamız demektir. Özelleştirmeye ve işyerinin kapatılmasına işçi karar vermedi, sonuçlarına niçin işçiler katlanmak zorunda ki?

Madem TEKEL’i kapatacaktı hükümet, o zaman TEKEL’de işbaşı yaptığımız zamanki haklarımızı da geri vermek zorundadır. Doğru olan, yerinde olan karar bu olmalıdır.

İşte hem sendikamız hem de siyasi partilerin TEKEL işçilerinin kayıplarının telafisi için Anayasa Mahkemesine açtıkları davanın raportör aşamasına gelinmiş bulunuyor. Raportörün raporunun ardından Anayasa Mahkemesi 4 C adı verilen güvencesiz, sendikasız, düşük ücretle çalışma düzeni hakkında; dolayısıyla toplumun vicdanı haline gelen TEKEL işçilerinin geleceği için kararını verecektir.

Biz bu kararın önemli olacağı kanaatindeyiz. Çünkü sosyal bir sorunun çözümünü içerecektir. Yüksek mahkeme, hükümetin aldığı kararın yerinde olup olmadığına karar verecektir. Sosyal bir sorumlulukla karar vereceğine inandığımız Anayasa Mahkemesi, 657 sayılı yasanın 4 C maddesinin yeterli ücret, iş güvencesi ve sendika hakkı gibi, temel demokratik ve insan hakkını TEKEL işçileri için de uygun görmesini istiyoruz.

Anayasa referandumu sonrasına bırakılan 4 C maddesinin Anayasa Mahkemede görüşülmesi meselesinin ahlaki ve vicdani anlamı; sosyal sorumluluğu büyüktür. TEKEL işçilerinin beklentisi, Anayasa Mahkemesinin işçiler için olumlu olacak yönde karar vermesidir.

Değerli basın emekçileri,

Anayasa Mahkemesinin yargıçlarına sizin aracılınızla seslenmek istiyoruz: Bugünkü sistem içinde onların yanlarına yanaşacak, ilişki kurup derdimizi anlatacak, ikna etmek için şansımızı deneyecek olanağımızı bulunmuyor. TEKEL işçilerini temsil ettiğini iddia eden sendikamız Tek Gıda-İş ise, 2 Mart’ta çadırların kaldırılmasından buyana fiili mücadeleye geçtik, hukuk mücadelesinde bile geri duruyor. Hakkını arayan işçileri “provokatör” olarak değerlendirirken, sendika genel merkezini “dingonun ahırı” ile karşılaştırıyor. Bu nedenle bugün Anayasa Mahkemesinin kapısındayız ve yüksek yargıçlara taleplerimizi bir kez daha iletmek için buradayız.

TEKEL fabrikaları bizim rızamızla kapatılmadı, kapatılmanın mağduru olmak istemiyoruz.

TEKEL fabrikasına işe girerken sözlü ya da yazılı olarak bize bir gün işten çıkarılacağımız, fabrikanın kapatılacağı söylenmedi; işimizi istiyoruz.

Ücret, sendika ve iş güvencesine sahip olarak çalışıyorduk, fabrika kapatılmasaydı çalışmaya da devam edecektik. Aynı koşullarda iş istiyoruz.

İrademiz dışında kapatılan TEKEL fabrikalarının işçileri olarak, madem işyerleri kapatıldı öyleyse, statülerimizde uygun olan başka işyerlerine, ücretlerimiz eskitilmeden işbaşı yapma hakkım da olmalı.

TEKEL’de iş başı yaptığımızda sahip olduğumuz fiili iş güvencesi, grevli toplusözleşmeyle kazanılmış ücretlerimiz ve örgütlülüğümüzü sağlayan sendikaya sahip olmamız “kazanılmış hak” sayılır; kazanılmış özlük haklarımızın elimizden geri alınmasına itiraz ediyoruz; haklarımızın korunmasını istiyoruz.

Anayasa Mahkemesinde görüşülmekte olan davanın kararı yukarıdaki neden ve taleplerimizle önemlidir. Yüksek mahkemeden, kazanılmış haklarımızı koruma mücadelemizde uğradığımız haksızlıklara itiraz ederek, 4 C’nin özlük haklarımızda kayıplara yol açan maddelerine onay vermeyeceğini, iptal edeceğini umuyoruz.

TEKEL İŞÇİLERİ