dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Yeni Anayasada Engelli Hakları da Gasp Ediliyor!

DERSİM (01.09.2010) - Dersim'den, engelli bir DHF faaliyetçisi, sitemiz aracılığıyla, referandum sürecini ve AKP'nin engelilerle ilgili politikalarını değerlendirdi.

dhflogo2DHF faaliyetçisinin yazısını, aşağıda, olduğu gibi aktarıyoruz:

"AKP hükümeti, hazırlamış olduğu yeni anayasa paketini, "pozitif ayrımcılık" gibi argümanlarla soslayıp  halka caka satmaktadır.

AKP'li güruhun topyekün televizyon kanallarında, gazetelerde ve meydanlarda bol bol kullandığı bir söylem olan pozitif ayrımcılık gerçekten iyi şeyler getiriyor mu?

Engellilerin yaşam standartını yükseltiyoruz, 'iyi şeyler getireceğiz özürlülere ama görüyorsunuz hayır diyenler bu anayasayı kabul etmeyenler haindir' damgası yapıştırılıyor.

Anayasa değişikliğindeki asıl amaçlarını bu sözüm ona pozitif ayrımcılık soslu yasalarıyla haklı kılmaya çalışan yada ne de olsa kimse bu yasalara bir şey demez bunları yediririm manevrasıyla ağzından düşürmemektedir.

İşin diğer trajikomik durumu muhalefet partilerinden geliyor. Başta CHP ve MHP olmak üzere diğer partiler 'Biz de bu pozitif ayrımcılık yasalarının altına imza atarız, fakat diğerlerine hayır' demektedirler.

Meselenin özüne, engelliler cephesinden baktığımız zaman bu ''yeni'' anayasa paketinin engelli vatandaşlara, hiç de iyi şeyler getirmediğini görüyoruz.

Evvela terimlerden, tanımlamalardan başlayalım:

Pozitif ayrımcılık: Toplum içinde diğer insanlarla eşit şartlarda yaşamadığı düşünülen belli kesimlere (özürlüler, yaşlılar, kadınlar vs.) bazı imtiyazlar tanıyarak desteklemeye denmektedir. Bu tanımda da açık şekilde ifade edilen, bahsi geçen mevzu eşitliktir. Sanki birşeyleri lütfediyormuş gibi şatafatlı sözleri kullanarak (pozitif ayrımcılık) dillendirmektedirler. Esasta olan pozitif de olsa ayrımcılık, yapılması gereken, söylenilmesi gereken her anlamda eşitliktir.

Pozitif ayrımcılık dedikleri şey fazladan bir hak değildir, sadece herkesle gerçekten eşit olunabilme durumudur. Kaldı ki bu söylemi ülkemizdeki engelli sivil toplum temsilcileri defalarca dile getirmektedirler. Pozitif ayrımcılık gibi demagog söylemlerin değiştirilmesi gerekmektedir.

Hazırlamış oldukları ''yeni'' anayasa da böbürlenerek kullandıkları özürlülere pozitif ayrımcılık dedikleri maddelere baktığımızda 10.madde gözümüze çarpmaktadır.

Bu maddede ''Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak
tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.” denilmektedir.

Bu maddenin şimdiki hali ise şöyle; ''Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.''

İşte pozitif ayrımcılık dedikleri şey bu, sanki eskisinden tamamen farklı, yepyeni engelliyi gerçek anlamda rahatlatacak yasalarmış gibi lanse etmektedirler.

Diğer tarftan engelliler cephesinden kaldırılan anayasanın 61.maddesine bakalım; Bu maddede engelliler, yaşlılar ve benzeri hak sahiplerini koruma altına aldığını belirtilmektedir.

Bu yönde bir anayasa değişikliğine neden ihtiyaç duyulduğu sorusu geliyor akıllara buna hiç gerek yok. Yeni gelecek olan anayasa ile engellilerin  kamu yararı sebebleriyle mahkemeye taşıdıkları, İstanbul 70.Yıl Fizik ve Rehabilitasyon Hastahanesi'nin bir tane bloğunun yıkılması, keza Niğde Körler Okulunun kapatılması gibi yıkımları, kapatmaları durduracak ve engellilerin en temel haklarına sahip çıkması engellenecektir yeni anayasa ile birlikte.

Somut olarak çizdiğimiz bu tabloyu bir sürü örnekle çoğaltabiliriz. Ancak meselenin anlaşılması açısından yeterli diye düşünmekteyiz.

Diğer bir noktadan baktığımızda şu noktayı gözden kaçırmamak faydalı olacaktır. TC devletinde engellilere, yaşlılara, kadınlara vs. yönelik bir sürü yasa vardır ve bir sürü yasa da çıkarılması planlanmaktadır.

Ama yasalar her zaman olduğu gibi kağıt üzerinde kalmaktadır. Somutta bir ifadesini bulmamaktadır.

Eğer somutta ifadesini bulsaydı 8,5 milyon engelli vatandaşın yalnızca %2,44 dünün yükseköğrenim gördüğü bir ülke olmazdı.

Burada ciddi bir sorun vardır. Engellinin sokağa çıkacağı koşulları oluşturulmamış (rampalar,tuvaletler vs.) hatta hiç bir adım da atılmamaktadır. Sonra da düzen partileri çıkıp aymazca pozitif ayrımcılık üzerinden rant sağlamaktadırlar.

Son olarak, Yeni Demokratik Cumhuriyet Anayasamızda, çalışamayacak durumda olan bu insanların bakımını bugünkü değersiz sadakalarla değil, cömert koşullarda derhal sağlamak, çocukların kamusal bakımını, yaşlıların zevk alacakları bir bakımı, hastalar için kamusal sağlık bakımını vs. üstlenmeği borç bildiği Anayasayı ilmek ilmek örmek için, hep birlikte emekçilerin, ezilenlerin boykotunu örgütleyelim.

Engelli Bir DHF Faaliyetçisi"