Yunanistan Komünist Örgütü'nün Düzenlediği 2. Uluslararası Gençlik Buluşması Atina’da Gerçekleştirildi

ATİNA (30.06.2009) - Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerinden birçok parti ve örgütün katıldığı festivale, Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ve Demokratik Gençlik Hareketi (DGH) temsilcileri de katıldı. “İsyan etmek meşrudur” şiarıyla 26, 27 ve 28 Haziran 2009 tarihlerinde düzenlenen 2. Uluslararası Gençlik Buluşması, Atina Ziraat Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.

30.06.2009atinaFestival boyunca paneller, konserler ve tanıtım gezileri düzenlendi. Farklı ülkelerden gelen delegasyonlar açtıkları stantlarda; ülkelerindeki mücadele pratiklerini anlatan kitap, gazete, dergi ve tanıtım broşürlerini sundu.

Festival kapsamında düzenlenen panellerde, “Dünya direniş hareketleri”, “Avrupa'da solun durumu ve görevleri”, “Başka bir dünya mümkün ve gerekli” temel konu başlıklarının altında; Ortadoğu ve Latin Amerika'daki gelişmeler, Yunanistan ve Batı Avrupa'daki “sol-sosyalist” hareketlerin durumu ve krizin sonuçları gibi gündemler ele alındı.

Etkinliğin son gününde, uluslararası delegasyonlar bir araya gelerek ülkelerinde yürüttükleri mücadelelere dair kısa sunumlar yaptılar ve birbirlerine çeşitli sorular yönelttiler.

Enternasyonal ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla katılımcılar kendi aralarında iletişim ağları kurdular.

Festivale Dair İzlenimler

Festival, “gençlik buluşması” olarak örgütlenmesine karşın gençliğe ilişkin yoğun ve verimli bir program oluşturulmaması önemli eksiklerden birisi olarak göze çarptı.

Gençlik, yaşadığı sorunlar etrafında bir araya gelen, tartışan, sonuçlar çıkaran politik yönü öne çıkan bir festivalle buluşamadı.

Festival kapsamında düzenlenen panellerde; Avrupa, Latin Amerika ve Filistin'de yaşanan sorunlar ve kapitalist-emperyalist dünya sisteminin saldırıları ayrıntılı bir şekilde anlatıldı. Fakat sunumları yapan parti ve örgütler, anlattıkları sorunlara karşı çözüm önerilerinin neler olduğunu, bunlara bağlı olarak mücadele yol ve yöntemlerinin neler olması gerektiğini yeterince ele almadı. Bu nedenle paneller sorunların anlatıldığı genel sunumlara boğuldu ve sonuç alıcı - verimli tartışmalara zemin yaratmadı. 30.06.2009atina1

Bu sonucun ortaya çıkışında farklı ülkelerden gelen delegasyonların panellerde yeterince yer alamayışının da etkisi olduğu söylenebilir.

Festival tertip komitesi; panellerin konu başlıklarını ve katılımcılarını daha doğru bir şekilde belirleyebilseydi paneller, farklı ülkelerin tecrübelerinin aktarılmasıyla daha verimli olabilirdi. Panellere yansıyan bu eksiklik hem ele alınan konuların sınırlı kalmasına hem de festivale katılan delegasyonların kendilerini yeterince anlatamamalarına vesile oldu.

Festivale katılan birçok parti ve örgütün, özellikle Avrupa solunun, dünya genelinde yaşanan sorunları bilimsel sosyalist bir perspektifle ele alıp buna uygun çözümler ortaya koymak yerine Avrupa merkezli reformist-parlamentarist bir bakış açısı sergilemesi; kapitalist-emperyalist dünya sistemine karşı yürütülen ideolojik mücadelenin ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Bilimsel sosyalist perspektiften, onun emrettiği bir örgüt ve mücadele gerçeğinden uzaklaşan bu hareketler gerici sistemler içerisinde “kurtuluş” sunmaktadırlar.

Örneğin bu kesimler dünya genelinde “sol” açısından önemli olan gelişmeleri değerlendirirken Nepal, Hindistan ve Filipinler'de yükselen mücadeleleri “görmezden” gelmekte; Latin Amerika'daki reformist-revizyonist gelişmeleri ise allayıp pullayarak ön plana çıkarmaktadır.

30.06.2009atina3Festivalde sıklıkla vurgusu yapılan “yenilenme”, “herkesi kapsayacak bir parti oluşturma”, “Marksizmi güncelleme” gibi birçok temel vurgunun, ancak ve ancak sınıf mücadelesi içerisinde gerçekleşebileceğinin yadsınması, yenilenme adına “eskinin” sofrasına oturmaktan başka bir şey değildir.

DHF ve DGH temsilcileri festival süresince delegasyonlarla yaptıkları görüşmelerde bu temel vurguları ön plana çıkararak bu gibi etkinliklerin daha doğru ve verimli bir zeminde gerçekleşmesinin bilimsel sosyalizmi kavramak, bu ilkelere uygun sağlam ve nitelikli örgütler yaratmak, ideolojik netliği korumak ve sınıf mücadelesini geliştirmeye kilitlenmekle mümkün olduğunu ifade etti.