| İzmir’de “Kaypakkaya ve Güncel Gelişmeler” Başlıklı Panel Gerçekleştirildi |
|
İZMİR (07.06.2010) - DHF “Kaypakkaya ve Güncel Gelişmeler” konulu bir panel yaptı.
Panel devrim ve yeni demokrasi yolunda şehit düşenler adına yapılan saygı duruşunun ardından DHF’nin hazırladığı sinevizyon gösterimiyle başladı. Sinevizyon gösteriminin ardından DHF temsilcisi Kaypakkaya’ya ve güncel gelişmelere dair kısa bir konuşma yaptıktan sonra dinleyicilerin katıldığı bir tartışma başlatıldı. DHF temsilcisi “Devrim şehitlerini anmayı klasik formattan çıkarıp, onların ideolojik, politik görüşlerini tartışmak ve anlamak için çalışıyoruz. Devrim şehitlerini anmanın en doğru yolu onların düşüncelerini anlamaktır.” Diyerek dün olduğu gibi bugün de bu anlayışla hareket edeceklerini söyledi. DHF temsilcisi Kaypakkaya’nın düşüncelerinin onun her türlü otoriteye başkaldırısı olduğunu bu noktada özellikle Sovyetler’de başarıyla sonuçlanan devrim yolunun yarı-feodal, yarı-sömürge sosyo-ekonomik yapıya sahip ülkemizde başarılı olamayacağının tespitini yineleyerek Maoizm’in uzun süreli stratejisinin savunulması gerektiğine ve hala büyük bir çevre tarafından ilerici, devrimci olarak gösterilen Kemalizm’in otoritesine boyun eğmeyerek onun gerçek yüzünün her fırsatta teşhir edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kaypakkaya, ülkemizde Marksizm-Leninizm’in nitel aşaması olarak “Partimiz Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünüdür.” diyerek MLM’yi ülkemizde bayraklaştırmıştır.” dedi. Soru cevap bölümünde katılan dinleyicilerin sorduğu sorular ve tartışma konularını açmaları sayesinde canlı tartışmalar yaşandı. DHF’nin hazırladığı sinevizyonda “Maoizm’i anlamadan Marksizm-Leninizm’i anlayamayız” tespitine ilişkin gelen “Ben buna katılmıyorum, sadece Marksizm’i bilerek, Maoizm’i bilerek, Marksizm’i bilmiş olmaz mıyız?” sorusuna DHF temsilcisi şu cevabı verdi; “Mao’nun Marksizm’in üç temel ayağında nitel boyutta katkısı olduğunu, felsefede, bilimsel sosyalizmde, ekonomi politikte yaşanan bu katkıları bilimimizi ML’den MLM’ye taşıdı. Özellikle onun Büyük Proleter Kültür Devrimi çıkışını Marks’ta ya da Lenin’de bulamayız. Dolayısıyla sadece Marks’ı anlayarak Marksizm’i anlayamayız. Çünkü Lenin ve ondan sonra gelen Mao’nun nitel boyutta katkıları var. Maoizm Marksizm’in reddi değil onun sıçrayışıyla gelişmiş halidir.” Kemalizm ‘ilerici midir?’, ‘değil midir?’ noktasında gelen soruya ise DHF temsilcisi, “Kaypakkaya dışında tüm devrimci önderler ve bir bütün olarak devrimci hareketler Kemalizm’i ilerici olarak gösteriyor. Bunların bir kesimi Kemalizm’i milli burjuvazinin temsilcisi kimileri ise onu küçük burjuva devrimcisi olarak göstermektedir. Ve bu hala bu çevreler tarafından savunulmaktadır.” dedi ve ülkemizden genel örnekler vererek tarihi anlamda Kemalizm’in geldiği noktayla da birlikte bu ilericilik atfının ne kadar keskin bir hata olduğuna değindi. Başka bir katılımcı ise Kemalizm’in ordularının İzmir’e ilk girdiğinde ilk iş olarak tapu kadastro binasını yaktıklarını söyleyerek “Kemalistlerin yaptığı bir Kurtuluş Savaşı değil Osmanlı’dan geriye kalanların yağmalanması savaşıydı” dedi. Aynı katılımcı “Emperyalistler tarafından yapılan yeniden düzenlemeye tabi olan bir çıkışa nasıl devrim denir? Kemalizm’in yaptığı sadece Emperyalizm’le uyum yasalarını çıkartmaktı.” dedi. DHF temsilcisi ise Kurtuluş Savaşı’nda bulunan kimi ilerici yanların Kurtuluş Savaşı içerisinde yer alan küçük burjuva ve milli burjuvazinin sınıfsal niteliklerinden kaynaklandığını, dolayısıyla bunların Kemalizm’e mal edilemeyeceğini söyledi. |




Panelistlerden Emrah Cilasun, teknik bir hatadan kaynaklı panele katılamadı.