Demokratik Haklar Federasyonu – Aileler Birliği Komisyonu, “Yaşatmak İçin Yaşamını Ortaya Koyanları” Unutturmayacak!

ANKARA (22.11.2008) - Yeni Demokrasi Mücadelesinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de başarıya ulaşabilmesi için ve halkın, halk iktidarı için verdiği mücadelelerde bugüne değin çok ağır bedeller ödenmiştir.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF); egemen siyasi iktidarın, halkın haklı ve meşru mücadelesini engellemesi ve dahası kendilerince her koşulda bitirmek için birçok yöntemle devreye koyduğu saldırıları, ezilen emekçi kitleler tarafından bilince çıkarılmasını hedefleyip; bu çerçevede de tanıtım ve örgütlenme kampanyası faaliyetlerine, evlatlarını demokrasi mücadelesi içerisinde yitiren ailelerle birlikte neler yapılabileceği üzerine de çalışmalarını yürütmektedir.

 

Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) Aileler Birliği Komisyonu, kampanya faaliyetlerinden hareketle; bir hafta süreyle Ankara’daki oğullarını, kızlarını, kardeşlerini, analarını, babalarını kaybeden onlarca aile ile görüşmeler yaptı.

Toplumun büyük kesiminin seyirci kalarak 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nın devamında tüm ezilenlerin hapishanelere kitlesel tıkıldığı ve bu da yetmeyince ülkenin hapishaneye, yaşayanların ise F Tipi’ne mahkûm edildiği günümüz gerçekliğini ancak ekonomizm üzerinden ifade ederek açıklayan sömürücü egemenlerin, katillerin kaybını büyütmek için aileler, evlatlarına sahip çıkacaklarını Aileler Birliği Komisyonu’na tartışmalarıyla sundular.

Ankara Demokratik Haklar Derneği’nde (ADHD) yapılan bir etkinlikle, ödenen bedellerin mücadele içerisinde bilinçli, örgütlü bir kolektif iradeye dönüştürülmediği sürece başarıya ulaşmasının imkânı olmadığı belirtildi. Evlatlarına olan duygusal bağlılıklarının yanında, politik birey bilinciyle devrimci mücadelenin bir parçası olmayı hedeflemeyi esas alarak ve sürekliliği sağlanan kurumsal bir işleyişe kavuşturarak; verilen emeğin yerine ulaşacağı tartışıldı. Bugüne kadar ödenen yüzlerce can bedeline karşın herhangi bir örgütlü kurumun yapılandırmaması başlı başına bir olumsuzluk olarak değerlendirildi. Pratikte verilen mücadele ile kazanılmış deneyimler yeterince değerlendirilmediğinden, hem aileler, hem bedel ödeyen mücadele içerisinde yer alan birçok insanın bugün itibariyle atıl kaldığı vurgulandı.

Devletin saldırı ve katliamlarının dozunun arttığı dönemlerde; ailelerin evlatlarının cenazesine bile erişemedikleri ve bunun yarattığı olumsuzluklardan kaynaklı bazı ailelerin hala ciddi tepkilerinin olduğu gözlemlendi.

Ülkenin derin sessizliğe gömülmesinin yaşandığı süreçlerde; yaşatmak için yaşamını ortaya koyan evlatlarının çığlığını yükselterek, her türlü baskıya rağmen evlatlarını sahiplenen ailelerin mücadelesinin çok öğretici olduğu açıklandı. Doğal olarak yaşanan hatalı, eksik ve olurunda gitmeyen bu sürece müdahale etmenin gerekliliği üzerinden, her an herkesin böyle ülkelerde tutsak ya da katledilen potansiyelini taşıyor olmasının bilince erişmesinden geçtiğini ve bunun da tek çözümünün örgütlü bir gücün oluşturması olduğu, dar grupçu yaklaşımlardan sıyrılarak genelde tüm devrimci aileleri ve tutsak ya da yeni demokrasi mücadelesinde rol alan insanların birleşik, kitlesel duruşuyla aşılabileceği yapılan öneriler ve düşünceler arasındaydı.

Sonuç olarak; bütün bu olumlu-olumsuzluklardan dersler çıkararak, hataların tekrar etmemesi açısından bu deneyimlerin kurumsal bir statüye kavuşturulmasında ısrar ederek ete kemiğe büründürülmesinin önemi belirtildi.

Yeni Demokrasi Mücadelesi’nde yer alıp aileleri Ankara’da oturan İbrahim Kaypakkaya, Ali Haydar Yıldız, Süleyman Cihan, Cafer Tayyar Bektaş, Erdoğan Karataş, Kenan Çakıcı, Berna Saygılı Ünsal, Okan Ünsal, Ersin Kantar, Medet Hoşafçı, Hasan Cabat, Süheyla Dağdeviren, Cafer Özdemir, Mahir Emsalsiz, Önder Gençaslan, Zeynel Karataş, Dursun Erkul ve aileleriyle irtibata geçemediğimiz daha birçok ölümsüz devrim ve komünizm şehitleri mevcuttur.

Etkinlikte söz alan Ali İhsan ÖZKAN’ın annesi Hayriye ÖZKAN mücadelede yer alan insanların kendi devrimci kimliğini açıklamadıklarından, tutuklanmaları ve şehit düşmeleri durumunda ailelerle sorun yaşandığını belirtti. Hayriye Özkan; gençliğin devrimci mücadelelerini gizlememeleri gerektiği ve öncelikle aileleriyle paylaşmasının önemine vurgu yaparak, ‘ben önce çocuklarımı engelledim, ancak engellemelerime rağmen çocuklarım devrimci mücadeleyi seçti, ben de onların mücadelesine ilerleyen süreçte ikna oldum ve şimdi sadece oğlum Ali İhsan’ın değil tüm devrimci evlatlarımın mücadelesini sahiplenip, soluk alıp verdiğim müddetçe takipçisi olacağım’ dedi.
Etkinlik müzik dinletisiyle sona erdirildi.