DHF, 29 Kasım'daki Kitleselliğiyle Dikkat Çekti!

ANKARA (29.11.2008)- On binlerce işçi, işsiz, emekçi, öğrenci krizin bedelini ödememek için, işsizliğe, yoksulluğa ve zamlara karşı Ankara’daki mitingde buluştu.

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”ne katılımı çağrısıyla bir araya gelen on binlerce kişi, krize karşı emek cephesini yükseltme kararı aldı. 29 Kasım günü yurdun çeşitli illerinden gelen kitle, sabahın erken saatlerinde Ankara Hipodrom’da toplandıktan sonra Sıhhiye meydanına doğru yürüdü. DİSK ve KESK’in çağrısı ile birçok siyasi parti, kitle örgütü ve çeşitli sendikaların katılımıyla Ankara’da yapılan mitingte, işçi ve emekçiler krizin bedelini ödemeyeceklerini haykırdılar. Merkezi katılım gösterdiği mitingte, Demokratik Haklar Federasyonu, bu haykırışa ses katanlar arasında yer aldı.

Krize Karşı Emek Cephesi

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın “kriz yok” diyerek kriz karşısında ileri empepyalist-kapitalist ülkelere rağmen ülkemizin en az derecede etkileneceğini bildirdiği şu günlerde, halkın omzuna yüklenen faturalar durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Elektrik, doğalgaz ve temel gıda maddelerine yapılan zamlar, krizin faturasının emekçiden çıkarılmak istendiğini kanıtlıyor. “İşçiler, işsizler, öğrenciler, çiftçiler ve emekçiler olarak krizin faturasını ödemeyeceğimizi haykırdık” diyen DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, krize karşı blok bir cephe olarak direnme zamanı olduğu mesajını verdi. Kriz konusunda çözüm önerilerini Başbakanlığa sundukları halde anlayan çıkmadığını söyleyen Çelebi, Başbakan’ın, sadece iş verenleri ve sermayeyi kurtaracak önerilerde bulunduğunu vurguladı. Çelebi, sermaye saldırılarına karşı tüm emek örgütlerini ortak talepler etrafında birleşmiş bir ‘emek cephesi’ kurmaya çağırdı.

DHF: Halkın halklı kavgasını örgütleyelim!

Demokratik Haklar Federasyonu mitingde, “Krize, İşsizliğe, Yoksulluğa, Zorbalığa Karşı Halkın Haklı Mücadelesini Örgütleyelim!” pankartıyla yerüyüş kolundaki yerini alırken, miting alanına da “Ağaların, Patronların Zulüm Saltanatına Karşı Halkın Haklı Kavgasını Örgütleyelim” şiarının yazılı olduğu pankartını asarak, kitlelere, kriz üreten sisteme karşı örgütlenme ve mücadele çağrısında bulundu.

Yaşanan ekonomik krizin faturasını halka ödetmek isteyenlere karşı, demokratik haklar mücadelesini yükseltme çağrısı yapan DHF’liler, “Zam, zülum, işkence, işte faşizm”, “Yaşasın demokratik haklar mücadelemiz”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Parasız sağlık, parasız eğitim”, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Yapılan zamlar geri çekilsin”, “Birlik, mücadele, zafer” sloganları attı. Demokratik Gençlik Hareketi de “Fabrikalarda, Tarlalarda, Okullarda, Yaşasın Yeni Demokrasi Mücadelemiz” pankartıyla mitingdeki yerini aldı.

Ülkenin dör bir yanından Ankara’ya gelen DHF’liler, kitleselliği ile dikkat çekti. Demokratik Haklar Federasyonu, miting boyunca işçi, emekçi, çiftçi, işsiz, öğrencilere, krizin faturasını ödememek yeni demokrasi mücadelesine katılmanın zorunluluğuna dikkat çekti.

‘Mecbur değiliz’

Krizden kurtulmanın çaresi olarak hükümetin kamu kaynaklarına gözünü diktiğini belirten KESK Genel Başkanı Sami Evren, “Biz batarsak, herkes perişan olur, bizi kurtarmaya mecbursunuz” diyen sermayedarlara, “Sizlere mecbur değiliz” yanıtını verdi. Krizin, kontrolsüz sermaye hareketleri nedeniyle yaşandığına dikkat çeken Evren konuşmasına şöyle devam etti: “Sermaye kesimleriyle, küresel şirketlerle, IMF’yle, Dünya Bankası’yla dost olmayı başaran AKP iktidarı, kendi yurttaşlarıyla, işçi, kamu emekçileriyle, köylülerle, Alevi ve Kürtlerle dost olmayı başaramamıştır.” Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan 2008 yılı İnsani Gelişmişlik Raporu’na göre ülkemizin 117 ülke arasında 84’üncü olduğunu kaydeden Evren, AKP’nin, gerçekleri rakamlar arkasına gizlediğini, doğruları söylemediğini ifade etti.

Mitingte polis saldırısı

Yoğun katılım nedeniyle arama noktalarının geniş tutulduğu mitingte üstünü aratmak istemeyen bir gruba polis saldırıda bulundu. Gruba önce coplarla saldıran polis, daha sonra gaz bombası atarak ortamı provke etti. Kitlenin karşılık vermesiyle yaşanan çatışma ara sokaklara sıçradı. Polis Strazburg caddesinde polis havaya ateş açtı. “Zam, zulüm, işkence, işte AKP” sloganlarının atıldığı mitingte polis, ağır faturalardan sonra halka, gazlı işkencede bulunurken, miting sonrasında bile birkaç kişinin polis saldırısıyla yaralandığı haberi yayıldı. Ayrıca Eğitim-Sen Ankara 2 No’lu Şube başkanı Tuğrul Çulfa, yürüyüşün başında görevli olduğu ses aracının üzerinde köprünün altından geçerken başını köprüye çarptı. Beyin Kanaması geçirdiği öğrenilen Çulha’nın hastaneye kaldırıldığı ve hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.

‘Biz bu gemide birlikte değiliz’

Önce “kriz bizi teğet geçecek”, “ümüğümüzü sıktırmayız” diyen Başbakan’ın daha sonra IMF’yle anlaşmaya gitmesi karşısında, bu krizin kendilerinin krizi olmadığını alanlarda haykıranlara Başbakan’ın sözlerinin ne kadar inandırıcı olduğunu sorduk. Sosyal-İş Sendikası Ankara Şube Başkanı Tahsin Osan, Başbakan’ın kriz karşısında iyimser mesajlar vermesini “Doğru şeyler söylemiyorlar, ‘aynı geminin yolcularıyız, bu gemi batarsa birlikte batarız’ gibi sözleri bizlere yedirmeye çalışıyorlar. Biz onlarla bu gemide birlikte değiliz. Bu kriz, bizim krizimiz değil. ‘Bu krizin bedelini birlikte ödeyelim’ diyorlar, biz de buradan onlara yanıt veriyoruz: Bu krizin bedelini biz ödemeyeceğiz.” şeklinde eleştirdi. Osan, krizle başa çıkmanın yolunun mücadeleden geçtiğini söyledi.

AKP’nin yürüttüğü politikalara razı olmayacaklarını vurgulayan KESK Genel Sekreteri Emir Ali Şimşek ise, ötekileştirilmiş kesimlerin, bugün alanda buluştuklarını ifade etti. Memlekette kriz yoksa, 200 bin dolayında işten atmaların, yapılan zamların ne anlama geldiğini soran Şimşek, Başbakan’ın kötümser tablo karşısındaki sözlerine, kargaların bile güleceğini aktardı. Krize karşı emekten yana bir programın ortaya çıkartılmasının önemine değinen Şimşek, emekçilerin birleşik mücadeleye ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. KESK ve DİSK’in, krize karşı öneri ve programlarının doğru bir yaklaşım çerçevesinde olduğunu söyleyen Şimşek, bu ülkede yaşanan kaosa ve anti-demokratik uygulamalara karşı benimsedikleri yaklaşımın her kesimden insan tarafından benimseneceğini ifade etti.

“Var olanla yetinmemek lazım”

Bugünkü kitleselliğe bir başlangıç olarak bakmak gerektiğini söyleyen DİSK Nakliyat-İş Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, bu kitleselliğin devamının getirilmesi gerektiğine dikkat çekti. İşçi ve emekçilerin kendi güçlerine güvendiği oranda daha etkili sonuca gidileceğini bildiren Küçükosmanoğlu, “Var olanla yetinmemek lazım, ileriye taşımak lazım. Bu krize çözümü, sosyal programla ya da sadece DİSK ve KESK’ten bir mücadeleyle yetinmemek, işsizliğe, yoksulluğa ve krize karşı mücadeleyi sınıfsal mücadeleden bağımsız, tek başına ekonomik ve demokratik mücadeleyle sınırlandırmamak lazım.” dedi.

‘Yerel seçimlerde tokat atmamız gerekiyor’

Mitingin katılımcılar arasında yer alan DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, krize karşı emek cephesi içerisinde herkesin, tüm muhalefet kesimlerinin, Kürt’ünün, Alevi’sinin, devrimcisinin, sosyalistinin, sosyal demokratının birleştirilmesi gerektiğini belirtti. Meydanların krize karşı önemli, ancak yeterli olmadığını vurgulayan Kaplan, “Mecliste bütçe görüşmeleri var, sesimizi çıkartacağız ama yeterli değil. Önümüzde yerel seçimler var. Bu sorumsuz iktidara gücümüzü birleştirerek yerel seçimlerde bir tokat atmamız gerekiyor ki kendilerine gelebilsinler.” şeklinde konuştu. Emekçilerin meydanlarda ses verip yaygınlaşan yerel seçimlerde tavır koyması gerektiğine vurgu yapan Kaplan, meclise ve bu muhalefete güvenmememiz gerektiğini ifade etti.
Mitingte karşılaştığımız bir başka siyasetçi Bağımsız Milletvekili Akın Birdal, ekonomiyle demokrasiyi ilişkilendirmeyen bir iktidarın her zaman ekonomik olarak çöküşe ve kitleleri yoksulluğa itmesinin kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Birdal bugünkü mitingin, ekonomik, sosyal haklar ve mücadele kanallarının bugüne kadar kapatılmışlığının bir sonucu olduğunu belirti. “Ücretler aşağı çekilirken diğer tüm tüketim maddelerinin fiyatlarının yükseltilmiş olması krizi derinleştirecektir.” diyen Birdal, çözümün emek, demokrasi ve barış güçlerinin sandığa akışını ortaklaştırmaktan geçtiğini vurguladı. Birdal. “Buradaki güçler ayrı sandıklara akacaklarsa bunun bir anlamı yok. Önümüzde bir hedef var; yerel seçimler. Bu gücü aynı hedef için; barış, emek ve demokrasi için harakete geçirmeliyiz.” şeklinde konuştu. Son olarak ortak siyasi bir irade yaratmanın gerekliliğine değinen Birdal, tek başına kurtuluşun anlamı olmadığı görüşünü bildirdi.

Kitleler emperyalist tahakküme yanıt verdi

Demokratik Haklar Federasyonu, 29 Kasım’da Ankara’da gerçekleşen ve provoke edilmek istenen mitinge dair yaptığı yazılı açıklamada, on binlerce emekçinin bir araya gelerek emperyalist tahakküme ve siyasi iktidarın ekonomik-sosyal yıkım politikalarına anlamlı bir cevap verdiğini söyledi.
On binlerce emekçinin demokratik hakları için bir araya gelişi karşısında kolluk kuvvetlerinin provoke edici tutum ve davranış sergilediğini belirten DHF, emekçilerin buluşmasına gölge düşürmek ve eylemi terörize etmek isteyenlerin, Halkın demokratik hakları için mücadelesini engelleyemeyeceğini ifade etti. Kolluk kuvvetlerinin bilinçli tutumları sonucunda meydana gelen çatışma sonucunda aralarında kendi üyelerinin de bulunduğu birçok kişinin yaralandığını kaydeden DHF, burjuva medya kanallarında eylemin, içeriğinden ve niteliğinden farklı şekilde lanse edildiğine, emekçilerin ‘teröristler’ olarak gösterildiğine dikkat çekti. Açıklama, “Halkın yoksulluğa, işsizliğe, zamlara, türlü zorbalık politikalarına ve provokasyonlara karşı haklı mücadelesi hiçbir şekilde engellenemeyecek, karalanamayacaktır” sözleriyle bitirildi.