DHF Kampanyası, Ankara'da, Ovacık ve Tepecik Mahallelerindeydi!

ANKARA (15-16.11.2008) - Demokratik Haklar Federasyonu (DHF)’nun başlattığı kampanyanın önemli bir ayağını, kitlelerin gündelik yaşamlarını politikleştirmek olduğu ve bu ülkede kendi emeğine ve geleceğine sahip çıkan tüm ezilen kamu emekçileri, işçileri, köylüleri, ev emekçisi kadınları, paralı eğitime mahkum edilen öğrencileri, diplomalı işsizleri kısacası tüm alan güçlerini ortak payda ve irade birliği etrafında kenetlemek olduğu bilinciyle; Ankara’daki semt faaliyetleri Ovacık semtinde de sürdürüldü.

15 Kasım günü, KESK ve DİSK’in krize, işsizliğe ve zamlara karşı başlattığı oturma eylemine destek veren DHF üyeleri; eylemden sonra sistemin en yoğun baskılarının her türüyle karşılaşan ve barınma imkânlarını tamamen kendi yoksul imkanlarıyla karşılayan, emekçi semti Ovacık’taydı.

Keçiören Belediyesi’nin kendini devletin kolluk güçleri yerine koyup, her fırsatta yerel yönetim imkânlarını kullanarak saldırdığı Ovacık halkı, can bedeli pahasına önce “Kendin Yap Kooperatifi”yle evlerini yaptı. “Erdal Yıldırım”, halkın mücadelesinde en ön saflarda karlılıkla direndiği için Keçiören Belediyesi Başkanı Turgut ALTIOK’un yönlendirdiği sivil faşistlerce hedef seçilerek, katledildi. Barınma hakkını bu zorluklarla elde eden Ovacık semt halkı ve emekçileri; diğer yerel hizmetler ihtiyaçlarını karşılamak için belediyenin çifte standart uygulamalarıyla mücadele ettiler.

Aydınlanma, su, ulaşım, temizlik hizmetlerinden yararlanma hakkını kazandılar. En sonunda ısınma-ısıtma ihtiyaçlarını karşılamak için doğalgaz bağlanması da semt halkının yoğun çabası ve mücadelesiyle elde edildi. Söz konusu emekçi halk semtleri olunca, devletin kendi vatandaşına götüreceği hizmetler bile ne yazık ki mücadele ve bedel istiyor.

Semtteki faaliyetler esnasında, yerel seçimler konusunda uzun, verimli politik tartışmalar öne çıkarken, ezilen halkın haklarını savunan ve öncülük eden anlayışların ortaklaşması önerileri kitlelerce sıklıkla dile getirildi.

Ovacık semt halkının geçmişte verdiği bu mücadele, bugün itibariyle de kazanılmış hakların kolay kolay teslim edilmeyeceğini gösteriyor. DHF üyelerinin “Emeğin ve Geleceğin İçin Demokratik Haklar Mücadelesine Katıl” şiarını Ovacık’ta anlatması çok daha kolay oldu.

Yeni Demokrasi Mücadelesinde yeni bir mevzi olarak DHF; farklı kimlik ve inançları birbirine düşmanlaştırma politikasına karşılık halkların kardeşliğini öne çıkaran, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin her şeyi ticarileştirdiği anlayışına karşı çıkarak emek ve gelecek mücadelesini birleştirmenin önemini gittiği her evde paylaştı. Verilen bedeller sonrası kazanılmış mevzilerin ve edinilmiş tecrübelerin semtte etkisini gösterdiği ve halk gençliğinin ve genç ev emekçisi kadınların kampanya faaliyetlerine aktif destek sunması bunun en somut örneğiydi. Genel anlamda bu faaliyetin en büyük kazancı, faaliyet süresince hem broşür dağıtımında, hem afişlemede sonuna kadar DHF kampanyasının doğal bileşenleri olmalarıydı. Okuma-yazma bilmeyen anaların ‘okumam-yazmam yok, ama size sıcak bir çorba, sıcak bir çay vererek destek olabilirim. Kendinize dikkat edin, siz bizlere lazımsınız” demeleri de dikkat çekiciydi.

Akşam geç saatlerde, semt halkının sahiplenişiyle kampanya çalışması başarıyla sonlandırıldı.

Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) tanıtım ve örgütlenme kampanyası, çeşitli nedenlerden köyünden, yurdundan göç etmiş insanların yıllarca kendi emekleri üzerine var ettikleri gecekondularında, Mamak-Tepecik Dostlar mahallesinde,semt halkıyla buluştu.

Dostlar mahallesinde kış hazırlıkları çerçevesinde yakacak için genellikle insanlar odun kırıp, odun taşıyordu. Barınma hakkı gasp edilmek istenen Dostlar Mahallesi sakinleri bütün zorluklarla boğuşarak omuzlarında taşıdıkları taşıma suyla yaptıkları ve harçlarını teneke içerisinde metrelerce yoldan getirerek yaptıkları gecekondularını (barınma evlerini) sahipleneceklerini ve bu sefer ‘Kürdüyle-Türküyle, Alevisiyle-Sünnisiyle, Köylüsüyle-Memuruyla karar aldık hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz’ diyerek DHF faaliyetçilerini karşıladılar. Sadece barınma hakları ellerinden alınmayarak, yıllarca kapı komşularıyla emek vererek oluşturdukları dayanışmanın, paylaşmanın, sosyal ilişkilerin, psikolojik desteklerin bile egemenlerin ve yerel yönetimlerin ranta dönüştürdükleri ve bu yozlaştırma üzerine de zorlama-yağlama-talan ile kent-soylu insan yaratmak istedikleri de tartışılan konular arasındaydı.

DHF üyelerini tüm içtenliğiyle sahiplenen Dostlar Mahallesi halkı, ev içi yaşadığı şiddetten türban sorununa, dağıtılan kaçak kömürden, Araplar köyünde akar çeşmeden su almak için kavga edenlerin, arabalarla bidon bidon su taşıyan ‘şehirli’nin durumuna kadar yüreğini, bilincini açtı. Ahraz’ın Bahçesi diye ifade edilen bölgenin üst taraflarında bir ev emekçisi kadının ‘alt yapı olmadığından kanalizasyondan akan su komşuları rahatsız ediyor, yıllar önce kendim boruları döşemiştim, ama şimdi meretin nerde olduğunu bulamıyorum, sabahtan beri bu küçük çocuklarımla kazıyorum, bir türlü bulamıyorum. Belediye bir arıza durumunda haber verdiğimizde, oraya evi yaparken bize mi sordunuz, bizi ilgilendirmez diyor, ne yapacağım bilemiyorum’ deyip kazmasını toprağa vurmaya devam ediyordu. Zamanında eziyet ettikleri halkın barındıkları evlere bu kadar ilgisiz yöneten-yönetemezlerin anlayışlarının rantsal dönüşümü kimin için yaptığı da bu küçük örnekte görüldü.

DHF üyelerinin yoğun broşür-gazete dağıtımı sırasında; başkentin en yoksul semtinde sadece elektrik, su, telefon faturalarını toplamak için gelen devlete ve görevlilerine halkın tepkisi çok üst boyuttaydı. Semt halkından yaşlı bir amcanın bastonun ucuyla Atakule’yi tarif edip ‘hepimiz şu karşıdaki kodaman açlar için yıllarımızı, emeğimizi verdik, ama yine de onları doyuramadık, şimdi de şu kötü gecekondumuza göz diktiler, ne doymazlarmış’ diye yoksul semtin durumunu çok somut anlatıyordu.

Halkın içinde bulunduğu durumu bir mimardan, bir profesörden, bir mühendisten ve bir belediye başkanından daha iyi anlattığı bu yerin de gerçeklik üzerine, DHF üyelerine düşen de bütün bu ortak sorunlar için halkın gücünü örgütlü mücadelede birleştirmek olduğu ve bu bakımdan 29 Kasım 2008’de yapılacak olan Anakara mitinginde krize, işsizliğe, zamlara, zorbalığı karşı halkın haklı kavgasını Yeni Demokrasi Mücadelesi saflarında birleştirmek çağrısı oldu.

Halkı kendi sorunlarını çözmede seferber etmek ve geleceği için emeğine sahip çıkmada ısrar etmesi ve mücadele kararlılığıyla kazanılacak yeni bir yaşamın demokratik hak ve talepler mücadelesini yükseltmekten geçtiği vurgusuyla DHF faaliyetçileri yaptıkları afişlemeden sonra halktan aldığı moral ile semtten ayrıldı.