ANKARA (15.11.2008) - Emeğine ve geleceğini sahip çıkmanın önemine vurgu yapan Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) kampanyası Ankara’da Batıkent, Ostim, Dikmen, Natoyolu ve 18 Mayıs semtlerinden, mahallelerinden sonra, Tuzluçayır semtinde de ezilen emekçi halkla buluşmasını sürdürdü.
Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetçileri; Tuzluçayır esnafının yoğun olduğu Dörtyol ağzında öncelikle kampanya broşürlerini dağıttı. Devamında hem esnafla hem de alışverişe çıkan insanlarla ve sonrasında da tek tek evlere uğrayan DHF üyeleri; broşür dağıtımını sürdürerek ülkenin içinde bulunduğu durumu, emekçi halkın yaşadığı sorunları, yerel seçimleri ve “Büyük Alevi Yürüşü”ne dair sohbetleri sürdürdü. Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) hangi ihtiyacın ürünü olduğu ve geliştirilen yoğun baskıların üstesinden nasıl gelinebileceği, bunun tek çözüm yolunun yaşanılan sorunun sahibi kitlelerin kendi sorunlarına sahip çıkması olduğu ve kitlelerle kucaklaşabilen örgütlü mücadeleden geçtiği anlatıldı.
Ev emekçisi kadından, inşaat işçisine, esnafından öğrenciye, yaşlısından gencine, kömür dağıtan kamyon şoföründen atık kâğıt işçisine kadar karşılaşılan her bireyle politik içerikli sohbetler ve tartışmalar yapıldı. Semt içerisindeki köy dernekleri, kahveler, kadın kooperatifi ziyaret edilen mekânlar arasındaydı.
Kozadan İpeğe Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifi de faaliyet sırasında ziyaret edildi ve semtteki
kadınların da geldiği bir kooperatif olması bakımından; Ankara Demokratik Haklar Derneği - Kadın Komisyonu’nun “25 Kasım Kadına Şiddete Hayır Günü” etkinliğine katılım çağrısı yapıldı. Atölye çalışmalarının sürdürüldüğü ve naylon poşetlere karşılık bez torbaların üretildiği, kooperatif yönetim kurulu üyeleri kadınlar tarafından anlatıldı. Ezilenin ezilenleri kadınların, faaliyet esnasında dağıtılan broşür ve gazeteler için, kocaları tarafından bırakılan eve alınacak ekmeğin parasını vermeleri dikkat çekiciydi.
Halka dayatılan bireysel yaşam, öğretilen kaderci-arabesk kabullenirlilik insanlar üzerinde inanılmaz bir vazgeçmişlik, bezginlik yarattığından, tartışmalar sonunda insanlar : “Tamam doğru söylüyorsunuz da, peki bir tek siz, biz ne yapabiliriz?” sorusu sohbetlerde dile getiriliyordu. DHF faaliyetçileri; bu sorular üzerine, ezilenlerin mücadele tarihinin en büyük miras olduğu ve sadece ülkemiz
halklarının değil dünyadaki tüm halkların yani insanlığın ileri hak ve taleplerinin yeni demokrasi mücadelesi bilincine erişmesinden geçtiğini, mücadelenin etkinleşebilmesi için de her ülke ezilenlerinin ve her bireyin demokrasi mücadelesini geliştirmesi ve özellikle herkesin önce birey olarak kendisini katmaktan geçtiğini anlattılar.
Diğer semtlerden önemli bir farkı olan Tuzluçayır semtinin en önemli özelliği geçmişte devrimci mücadelenin yoğun olduğu ve bugün de hala devrimci kurumların bulunması sebebiyle halkın yüzünün devrimcilere dönük olmasıydı. Faaliyet yürüten DHF üyeleri devrimci dayanışmanın mütevazi örneğini Tuzluçayır semtinde bulunan İşçi Kültür Evi’ni ziyaret ederek, devrimci kurumların devrimci faaliyetler üzerindeki etkisini pratikteki yansımasını da kaydettiler.
Faaliyetçiler, semt içerisindeki çalışmaları esnasında uğradıkları bazı evlerin gündelik işlerine de ortak oldular. DHF’nin programının yanı sıra kendi emeklerini de halk için seferber ettiler.
Gazete dağıtımı sırasında hemen hemen her bireyin İbrahim Kaypakkaya’yı faaliyetçilere sorması başka bir noktada duruyordu. Üzgün, bezgin yüz ifadelerinin İbrahim Kaypakkaya anlat
ılınca yerini gülen gözlere ve tebessümlü yüzlere bırakması anlamlıydı.
Kampanyanın Tuzluçayır faaliyeti de halkımızın desteği ve sahiplenmesiyle planlandığı program çerçevesinde; Bağımsız Bir Ülkede Özgür Bir Halk Olarak Yaşamak İçin Demokratik Haklar Mücadelesine Katıl, Yeni Demokrasi Mücadelesinde Yeni Bir Mevzi Demokratik Haklar Federasyonu’nda Örgütlen afişlemeleriyle faaliyetçiler bir başka emekçi semtinde buluşmak üzere dağıldılar.