| Şiddeti Yaratan Kaynak Sistem ve Egemenleriyse, Bu Köleliği Kaldırmak için Adım Atalım! |
|
ANKARA (24.11.2009) - Demokratik Kadın Hareketi (DKH) “Kadınız! Şiddetin Kölesi Olmayacağız” şiarıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü nedeniyle bir forum düzenledi.
SES üyesi, ÇHD üyesi ve DKH Temsilcisi konuşmacı olarak katıldı. Foruma katılan konuşmacılar, kadının, yaşamın her alanında baskılara uğradığını belirttiler. Hem de en yakınındakinin yani babasının, kardeşinin, kocasının, sevgilisinin… Sokağa adım attığında ise diğer bir erkeğin yani patronunun, polisin, jandarmanın şiddetine maruz kaldığını bildiklerini, “neden kadın” sorusuna cevabı düşünmek gerektiğini belirttiler. “Namus”un “yasa”larla özdeşleşmesinin uygulaması olduğu vurgulandı. En güvenilir yaşam alanı olan ev- dört duvar arasında kadının en yakının şiddetine uğraması ve bu şiddetin “namusumu temizledim” söylencesinin altında yatan gerçeğin özel mülkiyetin yarattığı gerici-feodal sistemin beyin kıvrımlarına yerleşmiş şiddetin ve öğretilmiş toplumsal cinsiyet rolünün ve çekirdek hücresi olan ailenin önemine değinildi. Foruma katılan SES üyesi Salime Tarihçi’nin sunumunun dinleyicilere de söz vererek görüşlerinin alınmasıyla oldukça verimli tartışmalar yürütüldü. ÇHD üyesi Av.Hümeyra Doğan ise; Ferdinand Lassalie’nin “yeni bir çağ ancak, o güne kadar ki gerçek bilincine varılmasıyla açılabilir” sözüyle başladığı sunumunda mevcut yasaların ve yapılan uluslararası uyum yasalarını anlattı. Hukukun bürokratikliği ve yargının çok pahalı yapılanma olması ve “babacan polis”in kadına şiddet uygulayan erkeğe şiddet uygulamasıyla devam eden bir sistemin özünde bir farklılık olmadığını ve hukuk-yargı piyasalaştırılmasıyla haksızlıkların katlayarak devam ettiği belirtildi. Demokratik Kadın Hareketi temsilcisi ise, “sokakta kadının sesini yükseltmesinin kadın örgütleri tarafından bir kazanım olarak değerlendirildiği, gerçek anlamda kazanımların ancak örgütlü mücadeleyle ve kadın olmaktan kaynaklı sorunlardan kurtulmakla mümkün olacağını belirtti. Sistemin bütün ideolojik aygıtlarıyla bilinç bulanıklığı yarattığını ve kavramların, özellikle de kadın özgürlüğünün yanılsamalarının bireylerdeki etkisi, kadın mücadelesinin toplumsal mücadele bilinciyle birleştirilmesinin gerçek kurtuluş olabileceğini’ hatırlattı. ‘F tipi girişlerinde kadının bedenine yöneltilen onursuz arama dayatmasının bile baskının, şiddetin devlet tarafından nasıl bir sistemle uygulandığının göstergesidir” diyerek konuşmasını sürdürdü. Ülkedeki kadın örgütlenmesinin ve mücadelesinin asıl kaynağının devrimci mücadelede bedel ödeyerek ölümsüzleşen Meral Yakar’lardan, Kürt halkının özgürlüğü için Tıp Fakültesi’nde okurken ölümsüzleşen Zekiye Alkan’lardan öğrenilmesi gerektiği belirtildi. 12 Eylül sonrası devrimci kadın anlayışıyla ortak kadın örgütü olarak kurulan Emekçi Kadınlar Birliği(EKB)’nin, sonra feminist kadın hareketlerinin çıkışlarının da öğretici derslerle dolu olduğu da dile getirildi. Foruma katılan Yeni Demokrat Gençlik Kadın İnisiyatifi ve Emekçi Kadınlar Derneği üyeleri de görüşlerini dile getirerek, mütevazı ama içeriği ile anlamlı etkinliği selamlayarak katkılarını sundular. Kültür Sanat-Sen’den katılan üyeler de fikirleriyle Foruma renklilik kattılar. Etkinlik 25 Kasım’da kamu emekçilerinin yapacağı greve ve ayrıca Ankara Yüksel Caddesi’nde 17.30’da Demokratik Kadın Hareketi, YDG Kadın İnisiyatifi ve BDSP’nin yapacağı “Bu Düzenin Şiddetiyle Barışmayacağız” basın açıklamasına katılma duyurusuyla sonlandırıldı. |



Ankara Demokratik Haklar Derneği’nde düzenlenen forum Demokratik Kadın Hareketi’nin hazırladığı “Erkek Gibi Erkek” bir düzeni reddediyoruz içerikli sinevizyon gösterimiyle başladı.