dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
“Başarı Sosyalistlerin Başarısıdır, Sorumluluk Hepimizin Omuzlarındadır”

İSTANBUL (20.11.2010) - Mazgirt Belediyesi’nin dayanışma çağrısını büyüttüğü şu günlerde Birgün Gazetesi’nde yayınlanan ve Aysel Kılıç’ın yaptığı röportajı öneminden dolayı sitemizde aynen yayınlıyoruz:

Aysel Kılıç/Birgün

20.11.2010istanbul

‘Sosyalist belediyeleri yaratmak ve yaşatmak mümkün’

Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel, “Yerel yönetimler alanında geçmiş deneyimlerini aşan yeni ve daha ileri örnek modeller yaratmak zorundayız. Sosyalistlerin bunu başarması mümkündür” diyor

Türkiye’deki sosyalist belediyecilik anlayışı ile yola çıkan belediyelerin arayışları, çalışmaları umut veriyor. 2009 Yerel Seçimlerinde çeşitli belde ve ilçelerde halk tarafından başkanlığa getirilen sosyalistler, yerellerde halkla birlikte, yaşanılır bir dünya yaratmanın mücadelesinde. Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) Hatay Samandağ ve Aknehir belediyelerinde sürdürdüğü sosyalist belediyecilik anlayışının bir benzeri de Dersim’de sürüyor. Mazgirt Belediyesi, halkçı belediyecilikte ısrarlı. Belediye Başkanı Tekin Türkel, önceki yönetimlerin yarattığı sorunların çözümü için halkla birlikte güçlerini seferber etti. “Daha Güzel ve Yaşanabilir Bir Mazgirt için Umudumuzu ve Emeğimizi Birleştirelim” kampanya çalışması hızla sürüyor.
Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel ile kampanyalarını, sosyalist belediyecilik anlayışını ve sosyalist belediyeler arasındaki dayanışmayı konuştuk.

>>Sizden önce Mazgirt Belediyesi’nin yönetiminde AKP vardı. Nasıl bir belediye devraldınız?

Belediyenin gelirleri giderlerini dahi karşılamakta yetersiz kalıyor. On yıllardır yönetime gelenler geride yığılmış sorunlar bırakarak gittiler. Düzen partileri, Mazgirt Belediyesini, halkın beklentilerine cevap olacak bir zeminde değil; belediyenin zaten kısıtlı olan imkanlarının çıkar gruplarının hizmetine sunulduğu, rant kapısına çevrildiği, talan edildiği bir anlayışla yönettiler. Bu anlayış, 2004 yerel seçimlerinde AKP’nin belediyeyi almasıyla birlikte daha üst boyuta sıçradı. Bu çıkar grupları kirli oyunlarıyla halkımızı sömürürken Mazgirtlileri karşı karşıya getirmeye ve dayanışma kültürlerini zayıflatmaya çalıştılar. Mazgirt halkı kendi tarihine, kültürüne, inancına ve demokratik özüne ait olmayan bu anlayışın temsilcilerine, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde gereken cevabı verdi. Mazgirt halkı kendi emeği ve alın teriyle, Belediyesini, AKP’nin ve diğer düzen partilerinin hile ve oyunlarına rağmen geri aldı ve kendisini yönetime taşıdı.
AKP’nin Mazgirt halkına nasıl bir belediye bıraktığına bakalım. Mazgirt Belediyesi’ni 29 Mart 2009 yerel seçimler sonrası 3 Nisan 2009’da devraldığımızda Belediyenin; bir milyon 813 bin 599 TL borcu vardı, mal varlıklarının ve su gelirlerinin tamamı hacizliydi. Belediyeye ait mevcut araçlar ve donatım malzemesi artık kullanılamaz hale gelmişti. İlçenin birçok temel sorunu çözülmek bir yana her geçen dönem derinleşerek bizim dönemimize kadar gelmişti.
Bu tabloda AKP’den önce olanların da en az AKP kadar payı bulunmaktadır. Geçmiş yerel yönetim döneminde Mazgirt’e bir tek çivi bile çakılmamış, ilçemiz onlarca yıl kendi kaderine terk edilmiş ve halkımızın yararına en ufak bir çalışma dahi yapılmamıştır.

>>Kampanya ile neyi hedeflediniz?
Yurt içinde ve yurt dışında eş zamanlı olarak başlatılan kampanyamız ilçemizin acil çözüm bekleyen sorunlarına bir nebze de olsa çözüm bulmayı hedeflemektedir.
Mazgirt’in tarihi, kültürel mirası Dersim’e yönelik sürdürülen kapsamlı asimile etme, yok etme politikalarından nasibini almıştır, almaktadır. Köylülerimiz, kadınlarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız, engellilerimiz, bütün halkımız çeşitli sorunlar karşısında kendi kaderine terk edilmiş, çaresiz bırakılmıştır. Halkımız arasındaki dayanışma kültürü zayıflatılmaya, Mazgirt kapalı bir kutu haline getirilmeye çalışılmıştır. Belediyemiz, Mazgirt’in sosyal yapısını uzunca yılları kapsayacak bir çalışma perspektifiyle, halkımızın beklentilerine cevap olma kararlılığındadır.

>>Tüm bu sorunlara karşı, somut önerileriniz nelerdir?

Çoğu ilçemizde olduğu gibi Mazgirt’te de on yıllardır uygulanan baskı politikalarının etkisiyle bölgemiz insansızlaştırılmaya çalışılmış, kalan insanlarımız, köylülerimiz ise büyük oranda üretimden koparılmıştır. Üretimin teşvik edilmesi ve alternatif üretim alanlarının ortaya çıkarılması yerine insanlarımızın yerel idarecilere bağımlı-muhtaç hale getirilmesi hedeflenmiştir. Hem hali hazırda Mazgirt’te yaşayan insanlarımızın kendi emeğiyle üretip geçimini sağlayabilmesi, gençlerimizin şehirlere sürülmesinin engellenmesi hem de yerinden-yurdundan, toprağından kopmuş-koparılmış hemşerilerimizin geri dönmesinin sağlanması tarım, hayvancılık ve diğer üretim olanağının bilimsel olarak araştırılması, bölgemize uygun projelerin oluşturulması, kooperatifler aracılığıyla halkımızın bir araya getirilerek üretime teşvik edilmesini istiyoruz.

Ağaç atölyesi açılacak

Daha önce ilçemizde var olan ancak sonradan kapatılan akaryakıt pompalarının açılmasını hedefliyoruz. Dersim’in, köyleriyle birlikte en kalabalık nüfusuna sahip ilçelerinden biri olan Mazgirt’te araç sahipleri akaryakıtı başka yerlerden almaktalar. Akaryakıt pompaları açıldığında yalnızca araç sahiplerinin bu mağduriyeti giderilmekle kalmayacak, aynı zamanda ilçemize ekonomik girdi sağlanacak, küçük de olsa istihdam sağlanacak, belediyenin ekonomik bütçesine de katkı olacaktır.

Bir diğer önemli temel ihtiyaçlardan biri de ağaç atölyesi. Bir ağaç atölyesi açarak Mazgirtlilerin en sıradan işlerini dahi dışarıda yapmak zorunda kalmalarına son vermek istiyoruz. Zira Mazgirtliler tabutu dahi ilçeden temin edememekteler. Oldukça düşük bir maliyetle Mazgirtlilerin hem temel ihtiyaçlarından biri giderilecek hem de bir iki kişiye istihdam yaratılmış olunacak.

Belediyemizin birçok aracı hurdaya çıkmıştır. Bu nedenle ilçede var olan hafriyatları kaldırmakta dahi zorluk çekmekteyiz. Belediye gelirleri dönem dönem araçlara akaryakıt almaya dahi yetmezken, araçların sürekli arızalanması da ayrıca maliyet ortaya çıkarmaktadır. Gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında sunulacak katkılarla bu sorunu aşmak için önemli bir adım atacağımıza inanıyoruz.

Geniş köy pazarları oluşturarak, köylünün yumurtasını, balını, meyve ve sebzesini üretime dönüştürmesini sağlamayı hedefliyoruz. Bunlar hedeflerimizin bazısı. Amacımız, üretim dışına itilen halkımızı üreten bir toplum haline dönüştürmek, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi özgür iradesi ile hareket edebilen, kimseye bağımlı olmayan bir toplum yaratabilmek.

>>Ağaç atölyesi dediniz. Ormanlar bizzat devletin eliyle yakılıp yok edilirken, üretim nasıl sağlanılacak?
Yoketme politikası her alanda sürüyor. Ama halkımız tüm bu imha politikalarına karşı duyarlıdır. Bilinçlidir. Halk kendi coğrafyasına sahip çıkmaya çalışıyor. Yaşam damarları olan ağaçların, ormanların yok edilmesine izin vermeyecektir.

>>Munzur suyu için de benzer tehlike söz konusu.

Munzur bölge halkının yaşam kaynağıdır Barajların yapılması demek, bir halkın yok edilmesi olacaktır. Tarihsel ve kültürel doku tamamıyla yok olacaktır. Munzur özgürlüğümüzdür, geçmişimizi geleceğe taşımaktır. Bu anlamda Munzur suyunun tutulması yaşamımızın yok edilmesidir. Şuan mahkeme yürütmeyi durdursa da, halkımızın bugüne kadar verdiği mücadelenin çok üstünde bir direngenlik göstermesi gerekir. Devrimci bir tavır sergileyip, barajların yapımına izin vermemelidir.

Sosyalist belediyeler dayanışmalı

>>Gerek Mazgirt Belediyesi, Hozat ve Pertek belediyeleri, gerek ise ÖDP belediyeleri halk tarafından yönetiliyor. Türkiye sosyalist belediyecilik tarihinde önemli bir yeri olan Fatsa’nın bugün yaşatıldığından söz edebilir miyiz?
Fatsa hem Türkiye tarihinde hem de bizim için önemli bir örnektir. Evet, sosyalist belediyecilik anlayışı yaşıyor. Ama bu ülkenin aydınlık yüzü olan devrimciler, sosyalistler artık yerel yönetimler alanında da geçmiş deneyimlerini aşan yeni ve daha ileri örnek modeller yaratmak zorundadır. Sosyalistlerin bunu başarması mümkündür.

>>Peki, sosyalist belediyeler olarak kendi içinizde bir dayanışma var mı? Beraber hareket etme, güçlerinizi birleştirme noktasında neler yapıyorsunuz?
Örneğin bir sosyalist belediye kendi yerelinde sorunlar yaşıyor. O sorunun çözümüne ortak olmaya çalışıyoruz. Koşullar elverişli ise, diğer bir sosyalist belediyenin ekonomik ihtiyaçlarını da karşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Sosyalist belediyelerin güçlerini birleştirme noktasına gelince. Zaten sorunlarımız ortak. Bu nedenle dayanışmak zorundayız. Dönem dönem bir araya gelip, sorunlarımızı ve çözüm önerilerini hep birlikte tartışıyoruz. Kampanya kapsamında da tüm sol kurumlarla görüşmelerimiz sürüyor.ÖDP ile görüştük. ÖDP’nin Samandağ Belediyesi’ni 27 Kasım’da yapacağımız etkinliğimize davet ettik. Beraber hareket edebilmenin ilk adımıydı. Ama diyalogumuzu daha güçlü bir şekilde sürdürmede kararlıyız.

>>BDP’nin yönetiminde olduğu Tunceli Belediyesi’yle sorun ve çözümleri ortaklaştırabiliyor musunuz?

Biz Dersimliler olarak, farklı bakış açılara sahip olmamıza rağmen, eğer sorun bu coğrafyanın sorunuysa orada hep birlikteyiz. Munzur Barajıyla ilgili olsun, ormanlarla ya da evrensel insan hakları ihlaliyle ilgili mutlaka beraber hareket ediyoruz.

>>Dersim’de yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne yurttan ve yurt dışından çeşitli kesimlerden insanlar katılıyor. Bölgenin sorunlarını anlatma noktasında festival bir araç olabiliyor mu?

Festivaller elbette ki önemlidir. Sesimizi dışarıya duyurma fırsatını buluyoruz. Ama biraz daha Dersim halkının öncülüğünde gelişirse etkinlikler daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Yani daha iyi sonuç almak için halkla ve halkın talepleri ile örtüşmesi gerekir. Bu anlamda sıkıntı yaşanıyor, diyebilirim.

>>BDP “demokratik özerklik” modelini ortaya koyarak, çözüme yerellerden başlamak gerek, dedi. BDP projesini yerellerdeki sosyalist belediyelerle tartışmaya açıyor mu?

BDP şu ana kadar bu konuda bizlerle görüşmeler yapmış değil. Kamuoyuna daha iyi anlatmak ve paylaşması lazım, diye düşünüyorum. Öncelikle de yakın dostlarıyla, sol belediyelerle bu süreci paylaşmalı. Ama henüz böyle bir diyalog gelişmedi bugüne kadar.

Başarı sosyalistlerindir

>>Mazgirt ve kampanyanıza dönersek, Dersim halkına ve sosyalistlere çağrınız nedir?
Çeşitli nedenlerle, İstanbul ya da diğer şehirlerin varoşlarına yaşayan, göçe mecbur bırakılan insanlarımızın kendine göre mutlaka sıkıntıları vardır; ama tüm sorunlara rağmen yüzlerini kendi coğrafyalarına çevirmelerini istiyoruz. Bize düşen sorumluluk çok büyüktür. O coğrafyadaki ayak izlerimizin kaybolmaması için, göçlerle insansızlaştırılan coğrafyada yeni göçleri önlemek ve topraklarından uzakta yaşamak zorunda bırakılan insanlarımızı doğduğu yerlere dönmesini sağlamak için her sosyalist, devrimci, demokrat kişi ve kurumlara büyük sorumluluklar düşüyor. Alternatif olmanın gereklerini yerine getirmek zorundayız. Tüm dostları Mazgirt’e davet ediyorum. Çalışmaları yerinde görüp projeler üretmeleri yöreyle buluşarak katkılarını yerinde denetlemeleri önemlidir. Mazgirt belediyesi ve orada yaşanan sorunlar bizim ortak paydamızdır. Başarı sosyalistlerin başarısıdır, sorumluluk hepimizin omuzlarındadır. Tüm halkımızı 27 Kasım’da yapacağımız etkinliğe katılmaya çağırıyoruz.

Mazgirt için dayanışma gecesi
Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği, Mazgirt Belediyesi’yle dayanışma gecesi düzenliyor. Etkinlik, 27 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’da, Bağcılar Olimpik Spor Salonu’da gerçekleştirilecek. Gecede, Grup Munzur, Agire Jiyan, Emre Saltık, Nurettin Güleç, Önder Babat Çocuk Korosu’nun aralarında olduğu çok sayıda sanatçı sahne alacak.