dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
"Hapishanelerde, On Yılda 1659 Ölüm!"

İZMİR (14.11.2010) - İzmir’de, Halk Cephesi, hapishanelerde ki tecridi ve tecritten dolayı yaşanan ölümleri protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Kemeraltı Çarşısı girişinde yapılan basın açıklamasına, DHF ve BDSP de katılarak destek verdi.

14.11.2010izmirHalk Cephesi tarafından yapılan basın açıklamasında "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" yazılı pankart açıldı ve "Devrimci tutsaklar onurumuzdur","Tecrite son", "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" sloganları atıldı.

Basın açıklamasında hapishanelerde ki ölümün adının 'ecel' değil 'tecrit' olduğu ve hapishanelerde on yılda 1659, son sekiz ayda ise 154tutsağın tecritten kaynaklı yaşamı yitirdiğine dikkat çekildi. Okunan basın metninde şunlar ifade edildi:

"Tecridin insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlar sayılamayacak kadar çoktur. Burada vereceğimiz bir kaç örnek bile tecridin nasıl bir zulüm olduğunu anlatmaya yeter. Hasta tutsak Bekir Şimşek 'in yaşadıkları AKP'nin hasta tutsaklara bakış açısının en somut örneklerinden biridir. Bekir Şimşek devrimci bir tutsaktır. Aynı zamanda Wernike Korsakoff hastasıdır. Kendisine hastalığı için verilen 6 tane rapor bulunmaktadır. Bekir Şimşek hakkındaki ilk adli tıp raporu 2001 yılında verilmiştir. Bu raporda cezasının ertelenmesi gerektiği söylenmiştir. Adli Tıp tarafından daha sonra verilen raporlarda ise hastanın tanısı değiştirilmemiş, cezanın sağlık kuruluşunda tutulması gerektiğini belirtmiştir.2009 yılında verilen raporda ise yüksek güvenlikli bir sağlık kuruluşunda tutulması gerektiği belirtilmiştir. Ülkemizde yüksek güvenlikli sağlık kuruluşu yoktur. Tutsaklar hastaneye gittiklerinde mahkûm koğuşlarında kalmaktadır. Mahkûm koğuşları ise hastalığı tedavisi için uygun koşullara sahip değildir. Aksine hastalığın ilerlemesine, hasta kişinin, psikolojik ve fiziksel olarak ölüme yaklaştıracak koşullara sahiptir. Hasta tutsaklar tecridin en koyusunu yaşamaktadır. Gün ışığından, temiz havadan yoksundur, en fazla 4 metrekarelik alanda yaşamak zorundadır. Bizler 8 metrekarelik alanda insanın yaşamayacağını söylerken, adli tıp 4 metrekarelikte hastanın tedavi edileceğini söylüyor.

Sincan F Tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Serkan Kaya'nın rahatsızlığı nedeniyle hastaneye tedavi olmak için götürülmüş, ancak burada doktorlar tarafından hiç bir rahatsızlığına bakılmadan geri hücresine gönderilmiştir. Rize L Tİpi Hapishanesi'nde olan Sani Bahadır'ın ağabeyine gönderdiği mektupta anlattıkları tecritin sadece devrimci tutsaklara yönelik olmadığını tüm halkı teslim olmaya yönelik bir uygulama oluğunu göstermektedir. Ağabeyine gönderdiği mektupta; kış gelmesine rağmen kışlıkları verilmediği sorunlarının çözümü için hapishane idaresine verdiği dilekçelere cevap verilmediği, telefon hakkının cumartesi-pazar gününe alınmasını istemiş olmasına olumsuz cevap verildiği, yaşanan sorunlara ilişkin Adalet Bakanlığına suç duyurusunda bulunduğu yazmaktadır. Tutuklu Sani Bahadır Meclis İnsan Hakları Komisyonunu Başkanı Zafer Üskül'e de durumlarına ilişkin bir dilekçe göndermiş. Bunun üzerine 25 Ekim 2010 'da sayım bahanesiyle hücreleri gezen yaklaşık 15 gardiyan Sani Bahadır'ı dövmüşler, tüm eşyaları dağıtılmış, dışarı atılmıştır."