| DHF Kadın Komisyonu Kadınları ‘Dört Duvar Arası’ndan Çıkarmak için Ovacık’taydı! |
|
ANKARA (03.03.2009) - Demokratik Haklar Federasyonu Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü semtte yürüttükleri çalışmalarını 1 Mart 2009 tarihinde Keçiören Ovacık semtinde Erdal Yıldırım Kültür Merkezi’nde bir etkinlikle sürdürdü.
“Kapitalizmin azgın kar hırsının karşısına dikilen 8 Mart ruhuyla emperyalizme karşı mücadeleye” şiarıyla; gerçek kurtuluşun örgütlü mücadelenin yükseltilmesi için emeğine sahip çıkıp yeni demokrasi mücadelesinde yer almak olduğu, krizi yaratan erkek egemen sistemin kabusunu büyütmek için Nepal kadınlarının dünyada mücadele açısından örnek olduğu belirtildi. Krallığı deviren iradenin erkek egemenliğini de söküp atacağı belirtilen konuşmalarda kriz, şiddet, yerel seçimler ele alındı. Kadının özgün kimliğinden kaynaklı yaşadığı bazı sorunların bugünden devrime, sosyalizme, komünizme ve ileriki büyük proleter kültür devrimlerine havale edilemeyeceği, kadının mücadelede örgütlü birey olma bilinciyle yer almasıyla başladığı belirtildi. Ovacık semti kurulurken evine sahip çıkan kadınlar, bugün 8 Mart Etkinliğinde Niye Yok? Ovacık semtinden katılan kadınların mahallenin kuruluşundan bu yana yaşadıkları zorlukları dile getirdikleri ve bu sorunları aşarken daha etkin rol oynadıklarını ifade ettiler. Kadınların hem kocaları tarafından hem de sistem tarafından baskı ve şiddetle susturulduklarını, sustukça da daha fazla şiddete maruz kaldıklarını belirttiler. Şiddet gören komşularına yardım etmek istediklerini, ancak tarih boyunca kendilerine öğretilen “aile içinde yaşananlar dört duvar arasında kalır” etkisinin aşılamadığını belirttiler. ‘Günde üç öğün dayak yiyip, yine de 22-23 yaşlarında üç-dört çocuk doğuran ve onların her şeyinden sorumlu tutulan kadınlar var oldukça hiç birimiz özgür olamayız’ belirlemesinde bulundular semt kadınları. Susturulan, baskılanan, şiddete maruz kalan, işkence gören, gözaltında taciz- tecavüz yaşayanların kadınlar olduğunu belirttiler. Sendikasında direnen, işine, evine, aşına, eşine, çocuğuna sahip çıkan kadınların mücadelesine de sahip çıkmaları belirtilerek, yönetimlerde söz, yetki, karar sahibi olmadıkça da hiçbir şeyin değişmeyeceğini dillendirdiler.
“Keçiören Belediye Başkanı Turgut ALTINOK ve MHP’li faşistler evlerimizi yıkmaya geldiğinde biz kadınlar erkeklerden önce, kocalarımızdan önce çarpıştık, savaştık, bugün burada niye yok o kadınlarımız” diyen bir ev emekçisi kadın tepkisini dile getirdi. Diğer bir ev emekçisi kadın, sistemin uyguladığı politikaların sadece kadını değil tüm insanları baskıyla susturduğunu ve bunun en önemli sürecinin de 12 Eylül ve “ölüm orucu” süreci olduğunun vurgusunu yaptı. Gelinen süreçte mücadele içerisinde yer alan ve bedel ödeyen öncü kadın rolünün, içinde bulunan koşulları aşmada kendilerine model oluşturduğunu, ancak mevcut sistem içerisinde öncelikle en küçük birim hücre olan “aile hücresi”nden ve “özel mülkiyet” halkalarından kopmadan aktif bir rol almanın ve özne olunamayacağı belirtildi. Yönetimlere gelen kadınların da ‘erkek’leştiğini Teacher, Çiller, Akşener, Çubukçu örneklerinde olduğu gibi mevcut sisteme uyum sağladığı belirtildi. Kadını gerçek anlamda özgürleştirecek ve özne kılacak duruşun kendisinin ’71 kopuşunun özünde olduğu, iktidarlaşmadan iktidarı hedeflemenin ezilen emekçilerin ve ulusların enternasyonal bakış açısıyla Meral Yakarlar, Barbara Annalar, Bernalar, Sabahatlar, Songüller, Sibeller, Nergisler, Zilanlar, Dilanlar, Delilalar olmaktan geçtiği belirtildi. Şiddet, kriz ve yerel yönetimler ile kadın ilişkisinin konuşulduğu etkinlikte semtten katılan genç kadınlar ve çocuklar okudukları kadın ve mücadele konulu şiirlerle Demokratik Haklar Federasyonu Kadın Komisyonu etkinliğine zenginlik katarken ESP’li genç bir kadın devrimci dayanışmanın katılımıyla yer aldı. Kürtçe, Zazaca ve Türkçe ezgileriyle müzik dinletisi sunan Roj Awa Kültür Merkezi’nden Kürt kadının duru sesi eşliğinde türkülerle, halaylarla etkinlik sona erdi. Etkinlik sonrası Demokratik Haklar Federasyonu Kadın Komisyonu üyelerinin evlere davet edilmesiyle sohbetler, tartışmalar sofralardaki bir lokma paylaşımı sıcaklığıyla sürdü. |




Demokratik Haklar Federasyonu Kadın Komisyonu temsilcisinin açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik, kadın mücadelesinin tarihini, toplumsal aşamalarını ve kadının mücadeledeki yaratıcı kişiliği, kendi öz dinamizminden aldığı gücünü birleştirdiğinde yaşamı ve toplumu nasıl değiştireceğini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
Sadece evlerde değil ev içindeki kara kutucuklara, ekranları başında esir edilen kadınların çeşitli kadın programlarıyla daha çok bağımlı hale getirilerek uyuşturulduğu ve ezilenlerle aynı zamanda egemen sistemin hem de dalga geçtiği vurgulandı.