dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
ODTÜ'de Yerel Yönetimler Günleri Başarıyla Sonuçlandı

ANKARA (03.03.2009) - 23-25-27 Şubat tarihlerinde, Demokratik Haklar Federasyonu’nun da katılımcısı olduğu ODTÜ Mimarlık ve Yapı Topluluklarının düzenlediği “Yerel Yönetim Günleri” kapsamında birçok panel gerçekleştirildi.

Ankara ve yerel yönetimlerin konuşulduğu ilk günkü panelde, merkezi ve yerel yönetim bağlamında devletin niteliği ve faşizm, bir hegemonya aracı olarak sosyal yardımlar ve neo-liberal kentleşme süreçlerinde gecekondu direnişleri tartışıldı.

Demokratik Haklar Federasyonu’nun da sunum yaptığı 2. günde, ÖDP, EMEP, TKP, DTP, ESP, BDSP’nin katılımcısı olduğu “Yerel Seçimlere Soldan Bakış” adlı 2 oturumluk paneller gerçekleştirildi. Farklı siyasal çevrimlerin yaklaşan yerel seçimlere ve yerel yönetimlere yaklaşımlarının tartışıldığı oturumlarda DHF temsilcisi yaptığı konuşmada yerel yönetimlerin merkezi devlet aygıtından bağımsız ele alınamayacağı fakat sahip olduğu özgünlükler dolayısıyla yerel yönetimlerin, halk iktidarı kurma perspektifiyle kitleleri harekete geçirmek ve halk meclisleri aracılığıyla halkın yönetime doğrudan katılması bağlamında politik bir araç olarak kullanılabileceği vurgusu yapıldı. Bununla beraber neo-liberal emperyalizm döneminde kentlerin sermaye birikim süreçlerinde merkeze oturduğunu anlatan DHF temsilcisi, kentlerimizin rant ve talan politikalarından kurtulmasının ancak demokratik ve halkçı bir yerel yönetim modeliyle mümkün olabileceğini belirtti. Bu sebeple sahip olduğu yetersizliklerine rağmen Hozat Belediyesi sürecinin bu amacı gerçekleştirmek için her kesimin tartışması gereken önemli deneyimler sunduğu anlatıldı. Ayrıca 8 Mart’ın öngünlerinde programlarında ve yerel seçim çalışmalarında ‘kadın’ı ağızlarından düşürmeyenlerin söz, yetki, karar mekanizmalarında kadının temsiliyetinin söylenen sözlerle pratiği yansıtmadığını, bu eksende 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde krizin, işsizliğin, şiddetin, yoksulluğun, talan, yalan ve sömürü düzeninin; yıllardır sırtımızda taşıdığımız üç kambur olan emperyalizm, feodalizm ve komprador bürokrat kapitalizmin alaşağı edilmesi stratejisiyle alanlarda birleşmenin önemine değindi. Bu yönelimle ele alınacak bir yerel seçimler anlayışının halkın içinde bulunduğu durumu değiştirebileceğini ifade etti.

Yüksel Akaya, Temel Demirer ve Tarık Şengül’ün katıldığı kriz, sınıf mücadelesi ve yerel seçimlerin tartışıldığı son gün, etkileri tüm dünyayı saran krizin basit bir finans ve üretim değil doğrudan kapitalizmin krizi olduğu anlatılırken, bu sürecin emekçi sınıflar açısından yansıması ve hangi politik stratejilerle göğüslenmesi gerektiği aktarıldı. Yaklaşan yerel seçimlerin bu bağlamda ele alınması gerektiği ve barınma, su, ulaşım gibi taleplerin ancak iktidar perspektifi gözetilerek savunulabileceğini aksi halde ekonomizm batağına saplanılabileceği söylendi. Son olarak söz alan Temel Demirer yerel yönetimlerin devrim hedefinde bir araç olarak kullanılması gerektiğini belirtilirken, bu aracın burjuva devlet aygıtını ortadan kaldırma hedefine tabi olmadan hiç bir anlam içermeyeceği, 17’lerin ve Ökkeş Karaoğlu’nun sosyalizm ideallerine ancak onlar gibi savaşarak ulaşılabileceği belirtildi.