dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
100. Yılında Kadınlar; Bu Yaşamın Yarısı Bizim!

ANTEP (08.03.2010) - Antep’te 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü büyük bir coşkuyla kutlandı.

08.03.2010antep1_copyAntep Demokratik Kadın Platformu bileşenleri Kırkayak Parkı’nda toplanarak sloganlarla alkışlarla eski adliye binası önüne yürüdüler.

Burada bir basın açıklaması yaptılar.

Demokratik Haklar Federasyonu’nun da destek verdiği eylemde Demokratik Kadın Platformu tarafından  “ Ulusal, Cinsel, Sınıfsal Sömürüye Son” yazılı pankart açıldı.

Açıklama da basın metnini platform adına Eğitim-Sen Şube Sekreteri Elif Bezgin okudu. Bezgin konuşmasına “8 Mart 100 yaşına girdi. Bu kavgayı 153 yıl önce New York 129 dokuma işçisi kadın Eşit işe Eşit ücret ve 8 saatlik iş gücü talebi için mücadelenin ilk kıvılcımını başlattılar. O günden bu yana 8 Mart işçi, emekçi, tüm kadınların mücadele günüdür. 8 Mart bir başkaldırı günüdür. Emekçi kadınların Kapitalist sisteme, erkek egemenliğine ve bunların sonuçları olan çifte ezilmişliğe, sömürüye karşı sesini yükselttikleri bir gündür. Dini, dili, ırkı, mezhebi, kültürü ne olursa olsun tüm kadınların siyasi toplumsal ve ekonomik taleplerini haykırdıkları bir gündür 8 Mart” dedi.

08.03.2010antep2_copyKonuşmanın devamına şöyle devam etti “Bu gün ise TEKEL işçisi kadınlar, emekçi memur kadınlar, ev emekçisi kadınlar ve 30 yıldır barış talebinden Kürt halkının demokratik talebinden vazgeçmeyen Kürt kadınları bu kavgayı büyütüyor. Yürütülen kirli savaşlar sonucunda Türk, Kürt kadınlarının gözyaşları akıyor.

Kadınlar olarak acılarımızı, gözyaşlarımızın rengi aynı. Kirli savaş sonucu olan göçün en büyük mağduru da çocuk ve kadınlardır. Sesimizi TEKEL işçisi ve Antep’te çemen işçilerinin eşleriyle birleştireceğiz.” dedi.

Bezgin konuşmasına “Krizin zamların işten atılmaların karşısında sessiz kalmayacağız. Ev içi emek sömürüsü katmerleşerek devam ediyor. Sigortasız düşük ücretle evde, fıstık kırarak, kazak dikerek ve benzeri işlerde çalışmak zorunda kalıyoruz biz kadınlar. Krizden dolayı ilk işten atılan ve daha ucuz iş gücüyle çalışmak zorunda bırakılan biz kadınlar oluyoruz. Kamusal alanda yine biz çalışan kadınlar her türlü sözlü, kaba, cinsel şiddete maruz kalıyoruz. Bu gün biz kadınların yarısı evde, sokakta, işyerinde, okulda maddi, manevi şiddete uğruyoruz. Kapitalist erkek egemen sömürü düzeni, tarihte ataerkillikten de destek alarak kadın emeği üzerinde yükseldi. Halen de biz kadınların emeğinin sömürüsünden besleniyor. Sermayenin sömürü çarkları, dün olduğu gibi bugün de cinsiyete dayalı rol bölüşümü ve ayrımcılık sayesinde daha kolay işliyor. Kapitalizm, bugün de içine girdiği son krizi aşmak için yine cinsiyet ayrımcılığından yararlanmak istiyor. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de enformelleştirme, güvencesizleştirme, kayıt dışı çalıştırma uygulamaları, en fazla kadın emekçileri etkiliyor. Dünya genelinde dinsel tutuculuğun, milliyetçiliğin ve savaşların artmasından en fazla kadınlar zarar görüyor. Milliyetçilik kadınların bedenlerini savaş alanına çeviriyor. Ve savaşlar kadınların her dilden yaktıkları ağıtları çoğaltıyor” dedi.

08.03.2010antep_copyBezgin konuşmasının sonunda “Bizler bütün ezilen uluslardan ve halklardan emekçi kadınlar olarak barış istiyoruz, adalet istiyoruz, özgürlük istiyoruz… Yaşamın her alanında vardık, varız, var olacağız.

Bizler dünyayı değiştirmek için yola çıkmış kadınlarız…

Biz kadınlar olarak taleplerimizi dün haykırdık, bu günde haykırıyoruz diyerek son buldu”.

Eylemde “Jin jiyan azadi”,  “Ulusal, cinsel, sınıfsal sömürüye son”, “Geçmişi yaratan biz geleceği de yaratan biz olacağız” sloganları atıldı.

Eylem kadın ve erkelerin halay çekmesiyle son buldu.