Ana Sayfa Mayıs 2009 Amed’te DHF Faaliyetçisine “Tele-Tehdit”

Demokratik Haklar Federasyonu

Amed’te DHF Faaliyetçisine “Tele-Tehdit”

AMED (29.05.2009) - Demokratik haklar mücadelesi kitlelerle daha etkin biçimde buluştukça, sistemin saldırıları da yoğunlaşıyor.

Pek çok ilde, DHF üyelerine yönelik gözaltı, tutuklama, tehdit, şantaj gibi baskı metotları geliştirilirken, bu tür uygulamalardan Amed’teki faaliyetçiler de “nasibini” alıyor. Son günlerde, Amed’te de bu türden baskılarda artış gözleniyor.

"Tehditler bir süredir devam ediyordu"

DHF’nin başlattığı “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkalım” sloganlı kampanyanın çalışmaları sırasında sık sık, polisin “Burada barınamazsınız”, “Sizi tanıyoruz”, “Kendinize dikkat edin” türünden tacizlerine maruz kalan DHF’liler, ayrıca, afiş çalışması sırasında gözaltına alınmışlardı.

DHF’nin kampanyaya dair 30 Nisan’da Sanat Sokağı’nda yaptığı basın açıklamasına ise ertesi günü “jet soruşturma” açılmış, açıklamayı okuyan DHF faaliyetçisi 1 Mayıs günü gözaltına alınmıştı. Bu sırada polis aynı türden taciz ve tehditlerine devam etmiş, “DHF TİKKO’nun yan örgütü müdür?” gibi sorular sormuştu.

"İstesek seni her yerde alırız"

DHF’ye yönelik bu saldırı dalgasının son halkası, DHF faaliyetçisi Serpil Tütmez’e yönelik telefonla polis tehdidi biçiminde gerçekleşti. Tütmez, bir hafta içerisinde kendisini “Komiser Çetin” olarak tanıtan bir Terörle Mücadele Şubesi polisi tarafından üç kez aranarak, tehdit edildi. İlk aramada karakola çağrılan ve MİT Müsteşarlığı’na dilekçe verdiği iddia edilen Tütmez, “avukatımla görüşmem gerekiyor” dediğinde, “avukatlık bir durum yok, hiç görüşmeyin” denildi.

İkinci aramada daha da sertleşen TMŞ polisi, Tütmez’in bu kez Adalet Bakanlığı ve YÖK’e dilekçe verdiğini ve ellerinde Tütmez’e ilişkin bir mektup bulunduğunu iddia ederek, şubeye çağırdı. Avukatıyla görüştüğünü ve yasal tebligat olmadığı sürece şubeye gitmeyeceğini söyleyen Tütmez’e, polis, “Biz istesek seni her yerde alırız. Evini de biliyoruz” tehdidinde bulundu. Avukatından bahseden Tütmez’eyse, “Avukatını getirme, onun duymasını istemeyeceğin şeyler olabilir” dedi.

En son dün üçüncü aramayı gerçekleştiren TMŞ polisi, bu kez daha da pervasızlaşarak “Karakola gelmek istemiyorsan bir yer söyle, tek başına gel, orada görüşelim” dedi. Tütmez ise, yasal tebligat olmadığı takdirde, hiçbir şekilde polisle görüşmeyeceğini tekrar ifade etti.

DHF konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği’ne başvururken, ayrıca, yasal işlemlerin başlatılması için Savcılık’a suç duyurusunda bulundu. DHF, bir yazılı basın açıklaması yaparak, olayın ayrıntılarını ve kendi konumlanışını kamuoyuyla paylaştı.

DHF açıklamasında, toplumsal muhalefetin gelişme eğilimi gösterdiği bir süreçten geçildiğini belirterek, bu süreçte sistemin de saldırganlaştığına ve DTP’ye, KESK’e ve bütün devrimci, demokrat, muhalif örgütlere saldırdığına dikkat çekti.

"AKP’de en az öncekiler kadar faşisttir"

Olayın ayrıntılarının anlatıldığı basın açıklamasında, başbakan Erdoğan’ın geçmişteki bazı olaylarla ilgili “faşizan bir tutumdu” dediği açıklaması hatırlatılarak, “Böylelikle kendilerini bu faşizanlıktan sıyırmaya çalışmış, faşizmi geçmişte yaşanmış, bitmiş bir şey olarak düşündürmeye çalışmıştı. Ancak, yalnızca son birkaç haftada yaşananlar dahi, faşizan uygulamaların devam ettiğinin kanıtıdır. Egemen güçlerin temsilcisi AKP hükümeti de en az kendinden öncekiler kadar faşisttir!” denildi.

“Baskılar, gözaltılar ve yıldırma politikaları, yeni demokrasi bayrağının ülkenin dört bir yanında dalgalanmasını engelleyemeyecektir! Bunlar bizler açısından, mücadelemizin haklılığını ve meşruluğunu bir kez daha kanıtlamaktan öte bir anlama sahip değildir!” denilen açıklama,

“Tehdit, şantaj, gözaltı, tutuklama ve her türden baskıya son verilsin! Demokratik haklar mücadelesi engellenemez” sloganlarıyla sonlandırıldı.

DHF - Amed Temsilciliği'nin Yayımladığı Bildiri:

Basına ve kamuoyuna,

Toplumsal muhalefetin gelişme eğilimi gösterdiği, egemenlerin ciddi bir krizle boğuştuğu bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte, gelişme eğilimi gösteren toplumsal muhalefete karşı, sistem de saldırılarını yoğunlaştırıyor, baskı, gözaltı, tehdit, tutuklama ve yer yer işkence gibi metotlarla muhalif kişi ve kurumları yıldırmaya çalışıyor.

Son birkaç haftalık süreçte yaşananlar dahi, sistemin ne denli pervasız bir saldırıya giriştiğini ortaya koymaktadır. DTP’ye yönelik 49 yöneticisinin tutuklanmasıyla sonuçlanan operasyon, devrimci, demokrat kurumlara yönelik geliştirilen gözaltı ve tutuklama saldırıları, devrimci basına sansür saldırısı ve en son KESK’e yönelik 35 üyesinin gözaltına alınmasıyla başlatılan operasyon, süreci ayan beyan ortaya koymaktadır

Bu saldırı dalgasından en son hedeflerinden biri de, Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetçisi, Dicle Üniversitesi öğrencisi Serpil Tütmez oldu.

Tütmez, bir hafta içerisinde kendisini “Komiser Çetin” olarak tanıtan bir Terörle Mücadele Şubesi polisi tarafından üç kez aranarak, tehdit edildi. İlk aramada karakola çağrılan ve MİT Müsteşarlığı’na dilekçe verdiği iddia edilen Tütmez, “avukatımla görüşmem gerekiyor” dediğinde, “avukatlık bir durum yok, hiç görüşmeyin” denildi.

İkinci aramada daha da sertleşen TMŞ polisi, Tütmez’in bu kez Adalet Bakanlığı ve YÖK’e dilekçe verdiğini ve ellerinde Tütmez’e ilişkin bir mektup bulunduğunu iddia ederek, şubeye çağırdı. Avukatıyla görüştüğünü ve yasal tebligat olmadığı sürece şubeye gitmeyeceğini söyleyen Tütmez’e, polis, “Biz istesek seni her yerde alırız. Evini de biliyoruz” tehdidinde bulundu. Avukatından bahseden Tütmez’eyse, “Avukatını getirme, onun duymasını istemeyeceğin şeyler olabilir” dedi.

En son dün üçüncü aramayı gerçekleştiren TMŞ polisi, bu kez daha da pervasızlaşarak “Karakola gelmek istemiyorsan bir yer söyle, tek başına gel, orada görüşelim” dedi. Tütmez ise, yasal tebligat olmadığı takdirde, hiçbir şekilde polisle görüşmeyeceğini tekrar ifade etti.

Faaliyetçimiz Serpil Tütmez’e yönelik bu tehdit dolu telefonlar üzerine, Demokratik Haklar Federasyonu olarak İnsan Hakları Derneği’ne başvurduk.

Ayrıca Savcılığa başvurarak yasal sürecin başlatılmasını talep edeceğiz.

Ancak biliyoruz ki, bu ne ilk, ne de son saldırıdır. Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetçilerine yönelik polis saldırıları, ülkenin bütününde olduğu gibi, Amed’te de artış göstermektedir.

Daha önce de stant çalışması yapan bir faaliyetçimiz “Burada barınamazsınız, sizi tanıyoruz” türünden tehditlere maruz kalmış, aynı şekilde, 30 Nisan 2009’da Sanat Sokağı’nda yaptığımız basın açıklaması “jet soruşturma”yla karşılanmıştı

Başbakan Tayyip Erdoğan “Farklı etnik kimlikten olanlar, ülkemizden kovuldu. Bu aslında faşizan bir tutumdu” demişti. Böylelikle kendilerini bu faşizanlıktan sıyırmaya çalışmış, faşizmi geçmişte yaşanmış, bitmiş bir şey olarak düşündürmeye çalışmıştı.

Ancak, yalnızca son birkaç haftada yaşananlar dahi, faşizan uygulamaların devam ettiğinin kanıtıdır. Egemen güçlerin temsilcisi AKP hükümeti de en az kendinden öncekiler kadar faşisttir!

Sistemin devrim ve demokrasi mücadelesi veren kurumlara yönelik bu pervasızlaşan saldırılarının, suya yazı yazmaktan öte bir anlamı yoktur!

Baskılar, gözaltılar ve yıldırma politikaları, yeni demokrasi bayrağının ülkenin dört bir yanında dalgalanmasını engelleyemeyecektir! Bunlar bizler açısından, mücadelemizin haklılığını ve meşruluğunu bir kez daha kanıtlamaktan öte bir anlama sahip değildir!

DHF, ezilenlerin mücadele tarihini; sömürüye, zulme karşı isyanını ve hak alma mücadelelerini daha fazla sahiplenerek “suç” işlemeye devam edecek.

DHF, ezilen milyonları örgütleme perspektifiyle hareket ederek var olan örgütlülüklerini güçlendirecek; halkın emek ve özgürlük mücadelesi içerisinde daha fazla yer alarak bağımsızlık ve yeni demokrasi bayrağını yükseltecektir.

Tehdit, şantaj, gözaltı, tutuklama ve her türden baskıya son verilsin!

Demokratik haklar mücadelesi engellenemez!