Çukurova'da, Yoksul Köylülerle Röportaj

ADANA (30.05.2009) - Doğu ve Güneydoğu illerinden iş için, aş için yurtlarını bırakan; kimisi siyasi iktidarın yaptırım politikaları sonucu, kimisi kan davası yüzünden yapılan zorunlu göçlerle farklı bölgelere dağılan ve şehirlerin etrafında kümelenen yoksul köyülere her geçen günde yenileri ekleniyor.

Zorunlu bir şekilde evlerinden, köylerinden, yurtlarından olan insanlar şehirlere gelerek şehirdeki hayata alışmakta zorluk çekerken ani kültür değişiklerinden çok fazla etkileniyorlar, genel anlamda okuma yazma bilmeyen hatta ve hatta bazıları (ki azımsanmayacak kadar çok) Türkçe konuşmasını bilemezken, göç ettiği yerde anlaşmakta bile zorluk çekiyorlar.

Diğer bir yandan memleketlerinde inatla direnip ne askerin, ne de korucuların baskısına yılmadan ama geçim kaynağının pek mümkün olmadığı köylerinden, senenin çoğunu dışarıda geçirmek zorunda kalan iş ve ekmek için düştükleri gurbet yolundaki mevsimlik işçiler var.

Bu köylüler, 12 ayın 8 ayını dışarıda ailece gurbette tarım işinde çalışarak geçirirken, 4 ayını sadece kendi evinde geçirmektedir. Gurbette kaldığı yerler tarla kenarlarına kurdukları çadırlarda soğuk bir yandan, yağmur bir yandan, susuzluk ve elektriksizlik bir yandan en önemlisi ise hiçbir sağlık koşulunun olmadığı bir ortamda yaşıyorlar. Çalışma güvencelerinin olmadığı, çok düşük bir ücrete 12 saatin üstünde çalıştıkları ve hiçbir sosyal faaliyetin olmadığı bu insanlar tüm zor koşullarda yaşamaya çalışıyorlar.

Köylülerle gerçekleştirilen röportajı sunuyoruz.

1) Öncelikle kendinizi, sizle birlikte burada yaşayan diğer işçilerden bahis eder misiniz?

A. M.: 1987 Mardin Kızıltepe doğumluyum, 4 yıllık evli ve 2 çocuk annesiyim. Bizler Mardin’den 13 aile toplam 30 kişi geldik 4 aydır burada gördüğünüz üzere bu imkânı olmayan elektriksiz, susuz ve sağlıksız bir ortamda çadırlarda kalıyoruz.

Y. K.: 1993 Diyarbakır doğumluyum, lise 1. sınıftan maddi olanaksızlıklardan dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım. 2000 yılında işsizlikten ve geçim sıkıntısından dolayı Adana’ya göç ettik, 6 kişilik bir ailede yaşıyorum, ailemin hepsi ile patlıcan tarlasında çalışıyoruz. Burada sadece işçi olarak bizler çalışıyoruz diğerleri patron ve elçiler…

O. M.: 1982 Mardin Kızıltepe doğumluyum, 3 çocuk babasıyım. Köyümüzden Hizbullah’ın ve devlet destekli korucuların baskısından dolayı 5 yıl önce göç ettik Adana’ya geldik burada da 4 aydır çalışmaktayız.

Hizbullah’tan bahis ettiniz. Ne gibi baskıları oldu size?

Bizler köye girip çıkarken kimlik sorgusundan geçiyorduk sanki o köyün insanları değilmişiz gibi askeriye de aynı şekilde bizlere koruculuk teklifinde bulundu bizde “kendi evimizin bekçisiyiz” diye cevap verdik.

V. M.: 1983 Mardin Kızıltepe doğumluyum, 1 çocuk babasıyım, ben hala köyde yaşamaktayım, abimin anlattığı sorunları hala yaşamaktayız, ben mevsimlik olarak köyümden ayrılıyorum nerede iş bulursak oraya gidiyoruz senenin çoğunu dışarıda geçiriyoruz.

2) Yaptığınız işler nelerdir, emek hakkınızı alıyor musunuz?

A. M.: Karpuzun ekiminden biçimine kadar bütün işlerle uğraşıyoruz, buradaki karpuz iş bitiminde, Bursa’da domates işine gidiyoruz. Sabah saat 6’dan akşam 6’ya kadar sıcağın çok yoğun olduğu Adana’da zor şartlarda tarlada çalışıyoruz, bizler burada sabahtan akşama kadar 20 TL ücrete çalışıyoruz, emek hakkımızı alamıyoruz ama okuma yazmamız olmadığı için bu iş koşullarında çalışmaya mecburuz…

Y. K.: 3 aydır buradayız, patlıcanın ekiminden biçimine ve toplanmasına kadar her türlü işi biz yapıyoruz… Sabah saat 5 de kalkıp akşama saat 7, 8 gibi paydos ediyoruz kimi zamanda (iş olmadığı zaman) öğlen bırakıyoruz işi, ailece elimize geçen para topladığımız ürüne göre değişiyor emek hakkını aldığımız pek söylenemez…

O. M.: Karpuzun ekiminden biçimine kadar bütün işlerle uğraşıyoruz, emek hakkımızı alamıyoruz günlük sadece 20 TL alıyoruz. Tarla işi bittikten sonra ben kebapçı ve ne iş bulursam o tür işlerde çalışıyorum.

V. M.: Abim genel anlamda söyledi, ekleme yapacağım tek şey buradan sonra Bursa’da domates toplamak için gideceğim.

3) Kaç senedir mevsimlik işçi olarak çalışıyorsunuz? Sizi bu koşullarda çalışmaya iten sebepler nelerdir?

A. M.: 2 senedir biz bu işi yapıyoruz, ama aramızda çok uzun süredir bu işi yapanlarda var. Yaşadığımız bölgede maddi imkânsızlıklar, iş koşullarının olmadığı, yaşanan asgari olaylardan dolayı iş imkânı bulunmamakta ve geçim için ya göç ya da bu şekilde mevsimlik işçiler olarak çalışmaya mecbur bırakılıyoruz…

Y. K.: 4 senedir bu işi yapmaktayız, biz Adana’da oturduğumuz için başka bir yere çıkmıyoruz genel anlamda sezonluk işlerle uğraşıyoruz.

O. M.: Adana’ya geldiğimden itibaren yazları mevsimlik işçi olarak çalışıyorum. Okuma yazmam olmadığı için başka bir işte çalışmam imkânsızlaşıyor, bulduğum işlerde genel anlamda gündelik işler oluyor. Geçim sıkıntısının verdiği mecburiyetten dolayı…

V. M.: 5 senedir mevsimlik işçi olarak çalışıyorum. Geçim sıkıntısı ve kendi bölgemizde ki olanaksızlıklar bu şartlarda çalışmaya zorluyor… Geçenlerde oturduğumuz çadırlar su ile doldu taştı neyse ki elçi kepçe getirerek çadırlarımızın yerini tekrardan düzenlendi…