| Cumartesi Anneleri, Acılarını Öfkeye Çevirmeye Devam Ediyor (Video Haber) |
|
AMED (09.05.2009) - Devrimci, demokrat insanların baskıya maruz kaldıkları, seslerinin kısılmaya çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu ülkede, sisteme muhalefet edenlerin katledilmesi dahi, büyük bir şaşkınlık gerekçesi değil artık. Dim lightsHalkın bütünü kanıksasa, alışsa dahi bu duruma, birileri var alışamayan. Bu durumu hazmedemeyen, bazen anlam veremeyen birileri var. Bunlar, devrimci mücadelenin çeşitli momentlerinde seslerini daha yüksek perdeden duyduğumuz analar, analarımız… Ölümler bambaşka bir anlam buluyor onların beyninde, yüreğinde… Çocuklarını kaybetmenin kederi, bütün bir ömürlerine yayılıyor bir anda. Dindirilemez bir öfke sarıyor benliklerini... İşte, acılarını öfkeye, mücadele azmine çeviren analar, yıllardan beri, her Cumartesi eylem yapıyorlar. Ellerinde katledilen çocuklarının fotoğrafı, “Katilleri bulunsun, yargılansın” talebini haykırıyorlar. “Cumartesi Anneleri” deniyor onlara.
Cumartesi anneleri, bugün, eylemliklerinin ikinci kez başlamasından sonraki 14. buluşmalarında, Amed Yaşam Hakkı Anıtı önündeydiler. Yaşam Hakkı Anıtı, 12 Eylül 2006’da, Koşuyolu Parkı’nda patlayan bomba sonucu yaşamını yitiren 7’si çocuk 11 kişi için, 12 Eylül 2008’de, Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılmıştı. Cumartesi Anneleri’nin böyle bir yerde buluşuyor olmaları, başka bir anlam katıyor eylemlerine… 'En iyi Anneler Günü hediyesi, katillerin bulunmasıdır' Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması, saat 12.00’da başladı. İnsan Haklar Derneği adına bir açıklama yapan, İHD Amed Şube Sekreteri Burhan Zorooğlu, “Yarın Anneler Günü. Bu annelere verilecek en güzel ödül, kaybedilen evlatlarının akıbetlerinin açığa çıkarılarak, açıklanmasıdır. Bu anneler, Anneler Günü’nde, adalet istiyor. Adalet sadece suçu işleyen insanın cezalandırılması da değil. Eminim, her zaman barıştan yana olan bu anneler, bu failleri, gerçekleri açıklamaları halinde, karanlık geçmişiyle yüzleşmeleri halinde affedilmelerini isteyeceklerdir” diye konuştu. Dünyanın her yerinde bu tür katliamların çeteler eliyle yürütüldüğünü belirten Zorooğlu: “Türkiye’de de durum böyledir. Her ne kadar failler belli değil denilse de, bizce failler bellidir. Kimin tetiği çektiği veya kimin bu insanları kaybettirdiği pek önemli değil. Önemli olan bunlara bu işi yaptıran zihniyetin açığa çıkarılmasıdır” dedi. 'Vedat Aydın olayından Mehmet Ağar ve Tansu Çiller sorumludur' “Adaletin sağlanmadığı bir yerde demokrasiden, insan haklarından ve özgürlüklerden söz edilemez” diyen Zorooğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Ergenekon bağlamında, tozlu raflardaki Vedat Aydın dosyasının, özel yetkiler verilmiş bir savcılık tarafından tekrar açılması, bizce önemlidir. Vedat Aydın olayı, Kürt coğrafyasında başlatılan kayıpların bir miladıdır. Vedat Aydın olayında, dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar ve başbakanı Tansu Çiller sorumludur.” 'Mintaş, katledilen babasına yazdığı mektubu okudu' Zorooğlu, konuşmasından sonra sözü, 1991’de Kulp’ta kolluk güçlerinin kitleyi taraması sonucu yaşamını yitiren Adil Mintaş’ın kızı Sabriye Mintaş’a verdi. Lise öğrencisi Sabriye Mintaş, babasına yazdığı mektubu okudu. Mektubun okunması sırasında, duygulu anlar yaşandı. Yapılan basın açıklamasına, Sağlık Emekçileri Sendikası, Eğitim-Sen ve Demokratik Haklar Federasyonu, katılarak destek verdi. |




