| Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın Fikirleri ve Yaşamı Sempozyumda Tartışıldı |
|
İSTANBUL (04.05.2009) - Teori ve Politika Dergisi tarafından gerçekleştirilen ‘İbrahim Kaypakkaya Sempozyumu’, “Demokrat” Bilgi Üniversitesi’nin Kaypakkaya afişinden dolayı üniversitede yapılmasını reddettiği sempozyum, Taksim Hill Otel Konferans Salonu’nda yapıldı.
Sempozyum’un üçüncü oturumunda 68 Kuşağı’ndan Ertuğrul Kürkçü, yazar Ömer Laçiner, gazeteci Avni Özgürel konuşmacı olarak katıldı. "Kürkçü: Kemalizm ile akraba olan Türkiye Sosyalist Hareketi’nde bir ayrışma yarattı." Kaypakkaya’nın Türkiye Devrimci Hareketi’nin en önemli simalarından biri olduğunu belirten Kürkçü, Kaypakkaya’ya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Tarihi olarak Kaypakkaya’nın yıkıntı ve çöküntü ortamına meydan okuyan bir kişi olarak biliyorum. 1920’den sonra Sosyalist Hareket içerisinde biri Kemalizm eleştiriyor ve Kürt Sorunu konusunda devasa önemli tespitte bulunuyor. İbrahim Kaypakkaya’nın sadece Doğu Perinçek ve ekibinden değil, Kemalizm ile akraba olan Türkiye Sosyalist Hareketi’nden de bir ayrışma yarattığını görmek gerekiyor. Bu benim açımdan son derece önemlidir.” "Mücadele devam ettikçe anısı daha da belirginleşecektir" Kaypakkaya’nın bir çok konuda değerli bir mihenk taşı olduğuna vurgu yapan Kürkçü, “İbrahim Kaypakkaya politik olarak sözünü esirgememiş, bunu hayata geçirmek için bir örgüt kurmuş ve devlet ile karşı karşıya gelmiştir. Kaypakkaya yaşıyor olsaydı Türkiye siyasi hareketinin çehresi daha farklı olurdu. Bizim açımızdan iki manifesto vardır. Biri Deniz Gezmiş’in idam sehpasında sergilediği durum; diğeri ise Kaypakkaya’nın işkencede sergilediği durumdur. Devrimci mücadele, sınıf mücadelesi devam ettiği sürece İbrahim Kaypakkaya’nın anısı daha da belirginlik kazanacaktır.” "Laçiner: Teorik ve politik performansını kimse küçümseyemez" Kaypakkaya’nın 20’li yaşlarda gösterdiği teorik ve politik performansı kimsenin küçümseyemeyeceğine işaret eden yazar Ömer Laçiner, Kaypakkaya’nın Kemalizm’i doğrudan hedef alınmasının son derece önemli olduğunu söyledi. “Kaypakkaya’nın yaptığı Türkiye Devrimci Hareketi açısından bir ilktir” diyen Laçiner, şunları ifade etti: “İbrahim Kaypakkaya’nın tavrı dönemine göre tipik değildir. O zamanın devrimcileri belli bir şema ile hareket ediyorlardı. Fakat Kaypakkaya bunu aşan bir örnektir.” "Özgürel: Kaypakkaya darbecilerin tuzağına düşmemiştir" Kaypakkaya’nın döneminde darbecilerin ve cuntacıların tuzağına düşmediğini belirten Avni Özgürel ise, şunları söyledi: “Kaypakkaya’nın o gün ilk defa söylediği şeyler bugünün Türkiye’sinde tartışılıyor. O dönemin tuzaklarına düşmemiş olan Kaypakkaya’nın Türkiye halkını tanıması gayretini son dere Dördüncü oturum Kaypakkaya Sempozyum’un son oturumuna ise Türkiye Gerçeği Gazetesi’nden Mehmet Güneş, Demokratik Toplum Partisi’nden Osman Ergin, Demokratik Haklar Federasyonu’ndan Fırat Korkmaz ve Özgür-Der’den Musa Üzer konuşmacı olarak katıldı. "Ergin: Eleştiri ve özeleştiri olgusunu kendisinde cisimleştirmişti" Mehmet Güneş, Kaypakkaya’nın politik Marksizm konusunda dönemine göre önemli bir farklılığı ortaya koyduğunu belirtirken; Osman Ergin, Kaypakkaya konusunda şunları ifade etti: “Resmi ideolojiyi devrimci bir tarzda ele almak, Kürt Sorunu konusundaki duruşu ve şovenizm karşısındaki tavrı onu öne çıkaran öğelerdir. İbo, Kemalizm, Kürt Sorunu ve sosyal şovenizm konusunda kimsenin cesaret edemediği bir açılım gerçekleştirmiştir. Somut koşulların somut tahlili İbo’da ete ve kemiğe bürünmüştür. O değiştirmek için anlamayı, anlamak için araştırmayı ve somut pratiğe uygulamak iç devrimci pratiği esas almıştır. Bu onu diğer devrimci önderlerden ayıran bir özelliktir.” Asıl sorunun Kaypakkaya’nın mirasına yaklaşım tarzında olduğunu dile getiren Ergin, “Onu yaşatmanın ciddi bedeller gerektirdiğinin farkındayız. İbo’yu var etmenin yolu onun söylediklerinin ve yaptıklarının bilince çıkartılmasıdır. İbo eleştiri ve özeleştiri olgusunu kendisinde cisimleştirmiş bir kişiliktir” diye konuştu. "Kaypakkaya’nın Kemalizm’e ilişkin tespitleri" İbrahim Kaypakkaya’yı resmi ideoloji ve sistemin geride tutmasının anlaşılır bir durum olduğuna dikkat çeken DHF temsilcisi Fırat Korkmaz, sol ve Sosyalist Hareket’in ise Kaypakkaya’yı geride tutmasının asıl sorun olduğunu belirtti. Sosyalist Hareket’in Cumhuriyet dönemi ve sonrası tavrına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Korkmaz, Kemalizm’e ilişkin şu tespitlerde bulundu: “Öncelikle Kaypakkaya’ya Dolayısıyla yeni yapılanma emperyalizmin onayı alınarak gerçekleşmiştir. Kemalist hareketin iktidara gelmesiyle ülkede sömürge yapı; yarı sömürge bir yapıya dönüşmüş yani işgal altındaki topraklar kurtarılmıştır, sultanlık kaldırılarak Cumhuriyet getirilmiş, yarı feodal yapı ise devam etmiştir. Dolayısıyla bu hareket özde işçi ve köylülere karşı yani bir toprak devrimi imkanına karşı gelişmiştir. Bu savaş süreciyle azınlıkların oluşturduğu komprador büyük burjuvazisi tasfiye edilip, yerini Türk komprador burjuvazisi almıştır.” Kaypakkaya’ya bir bütünlük içerisinde ele alınmalıdır Kaypakkaya’nın ülke tarihini Marksist açıdan ele alıp, tahlil ettiğini belirten Korkmaz, Kaypakkaya’ya ve mücadelesine ilişkin şu noktaya vurgu yaptı: “Kaypakkaya’yı salt bir direnişçi olarak ele almak veya salt metinsel bir analiz üzerinden incelemek veya onu temel yöntemini ve ideolojisinden soyutlayarak değerlendirmek hatalı bir yaklaşım tarzıdır. Onu ve mirasını ancak ve ancak ideolojisi, siyasal pratiği ve devrimci kişiliği ile beraber ele alırsak doğru kavrayabiliriz.” "Mücadelesini saygı ile karşılıyoruz" Özgür-Der’den Musa Üzer ise, Kaypakkaya’nın ‘Ser verip sır vermeyen’ mücadelesini saygı ile karşılamak gerektiğini söyledi. Türkiye Sosyalist Hareketi’nin dine karşı hep mesafeli davrandığını belirten Üzer, “Kaypakkaya’nın Kemalizm’den önemli bir kopuş olduğunu görüyoruz. Bunu THKO ve THKP-C’de göremiyoruz” dedi. "Kaypakkaya afişinden dolayı demokrat! Bilgi Üniversitesi sempozyumu reddetti" Sempozyum’un kapanış konuşmasını yapan Avukat Selçuk Kozağaçlı, demokratlığı ile bilinen Bilgi Üniversitesi’nin Kaypakkaya’nın resminin bulunduğu afişten dolayı Sempozyum’un Bilgi Üniversitesi’nde yapılmasını reddettiğini belirterek, bununda Kaypakkaya gerçeği karşısında övünülmesi gereken bir durum olduğunu söyledi. Kozağaçlı, iki günlük sempozyumda Kaypakkaya’nın kısa ama etkileyici yaşam öyküsünün birçok yönü ile ele alındığını sözlerine ekledi. |





Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Sempozyumu’nun dördüncü oturumunda konuşan Demokratik Haklar Federasyonu temsilcisi Fırat Korkmaz, “Kaypakkaya Bilimsel Sosyalizmi ülkenin somut koşullarına uyarlayan Komünist bir önderdir. Kaypakya’yı sadece Kemalizm, Kürt Sorunu ya da işkence karşısındaki tutumu ile ele almak doğru değildir. Kaypakkaya yaşamı, mücadelesi ve ülkeye dair tespitleri bir bütünlük içerisinde ele alınmalıdır” dedi.
ce önemsiyorum.”
göre Kemalist dönüşüm sürecine önderlik eden sınıflar komprador Türk burjuvazisi ile toprak ağalarıdır. Kurtuluş Savaşı sürecinden itibaren emperyalizmle ilişkiler kurulmaya başlanmıştır.