| Mayıs Şehitleri Ölümsüzdür |
|
İZMİR (19.05.2009) - Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya İzmir de DHF, Alınteri, BDSP, Devrimci Hareket, ESP, Dev-Genç, Mücadele Birliği Platformu, Partizan tarafından anıldı.
Alanda anma etkinliği Mayıs şehitleri şahsında tüm devrim şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından Ay Işığı Kültür Sanat Merkezi’nden bir kişi şiir okudu. Burada devrimci kurumlar adına Neşe Karakaya tarafından yapılan ortak açıklamada; Ezilen dünya halklarının ve uluslarının, işçi sınıfı ve emekçi halk kitlelerinin baskıya, sömürüye ve zulme karşı verdikleri direniş ve mücadele tarihlerinde nice halk önderi ve sayısız şanlı günler yarattığı vurgulanarak, Spartaküslerden, Şeyh Bedrettinlere, Mustafa Suphilerden, Orhan Yılmazkaya’lara, baskı ve zulüm var olduğu müddetçe de daha nicelerinin olacağının altı çizildi. Karakaya “Devrimci değerlerin korunup geliştirildiği ve gelecek nesillere armağan edildiği bu şanlı tarihsel günlerden biri de 18 Mayıs 1973’tür. 1971 devrimci kopuşunun önderlerinden olan İbrahim Kaypakkaya’nın katledildiği gün olan 18 Mayıs, emekçi halkımızın bilincinde ve yüreğinde derin bir yer edinmiştir. Tıpkı 30 Mart’ların, 6 Mayıs’ların işlediği gibi. Tıpkı Mahir Çayan gibi, Deniz Gezmiş gibi… 18 Mayıs 1977'de Antep’te kontraların hain bir yöntemle katlettiği Haki Karer ve Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikalarına karşı Diyarbakır hapishanesinde 18 Mayıs 1982’de bedenlerini tutuşturarak yanıt olan, işkenceye, zulme karşı, vahşete karşı özgürlük ateşini harlayan Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık gibi… İşte Mayıs’ın kanlı şafağının tarihe bıraktığı en önemli izlerden biri bu yüzden 18 Mayıs’tır.” dedi. İbrahim Kaypakkaya’nın yaşam öyküsüne değinilerek onun haksızlığın olduğu her yerde olduğu, “Emperyalizme ve sömürüye karşı işçi yürüyüşü” nde, altıncı filoya karşı öğrenci eylemlerinde, kanlı pazarda, Trakya Değirmenköy'de toprakları için mücadele eden köylülerin arasında, 15-16 Haziran büyük işçi direnişinde. Daha sonra Çorum ve Malatya’da “sınıfların tahlili” tezlerini yazdığı vurgulayıp Kaypakkaya’nın bilinci ve bu dolu dolu pratiğiyle ülkemiz ve dünya devrimci hareketine zengin bir miras bıraktığı söyledi. Karakaya devrimci örgütlenmenin hasıraltı edilmeye çalışıldığı bir dönemde devrimci örgütü ve devrimci mücadeleyi öne çıkaran Deniz’ler ve Mahir’lerin başlattığı 71 Devrimci kopuşu; ulusal sorun ve Kemalizm sorununda onlarca yılın suskunluğunu parçalayan Kaypakkaya yoldaş ile tamamlandığını belirterek. “O bilinçlere çöreklenmiş Kemalizm zehrine cepheden savaş açmış, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkının kayıtsız şartsız savunucusu olmuştur. Ve bunlardan kaynaklı o 71 devrimci kopuşunu, sistemin tüm ideolojik kalıntılarından tam, eksiksiz bir kopuşla birleştirerek yeni bir niteliğe taşımıştır” dedi. Karakaya şöyle devam etti “Mayıs 1973’e kadar geçen süre içinde Diyarbakır zindanında en ağır işkencelere maruz kalmıştır. Ayak parmakları kesilen Kaypakkaya’nın “sert bir kaya” olduğunu faşizmin cellatları da kavramışlardır. Faşizmin cellatları ondan korkuyorlardı çünkü onun bilincindeki aydınlık onları ürkütüyordu. Ve tarih 18 Mayıs 1973’ ü gösterdiğinde, İbrahim Kaypakkaya işkencecilerin, en insanlık dışı ve en vahşi işkencelerine karşın, direnişin, onurun, kavganın, işkencehanelerde ser verip sır vermemenin adı olmuştur. O faşizmi kendi evinde yenerek ölümsüzlüğe uğurlanmış ve Mayıs ayı O’nun destansı direnişiyle bir kez daha kızıla bürünmüştür. İbrahim Yoldaşın bedeni toprağa, mücadele dolu yaşamı bilincimize ve yüreğimize gömülmüştür… Bugün O’nu ve onun şahsında şehitlerimizi, güneşe uğurladıklarımızı anmak için buradayız. Bu gün onların mücadelelerini doruklarda yükselten, F Tiplerinde yaşamla bütünleştiren, fabrikalarda, okullarda emekçilerin ve ezilenlerin bilincinde var eden devrimci bilinci haykırmak için buradayız. Mazlum’ların, Dörtler’in bedenlerinden yankılanan ateşin sönmediğini, Mahir’lerin kavga haykırışının susmadığını, Deniz’lerin darağacını titreten adımlarının durmadığını, İbrahim Kaypakkaya’nın gülen gözlerindeki ışığı hiçbir karanlığın boğamayacağını haykırmak için buradayız. Ölümü rezil rüsva eden, işçi sınıfının ve emekçi halk kitlelerinin kurtuluşu uğruna, kan ve can bedeli direnenlerden aldığımız mirasla yolumuza devam ettiğimizi dosta düşmana bir kez daha duyurmak için buradayız. Bu gün bunları söyleyebilme gücünü onlardan aldığımızı söylemek için buradayız. Bizler bu şanlı tarihin yüreklerimize ve bilincimize serptiği devrim tohumunu çeliğe verilen su ile yeşertip büyütüyoruz. “Türkiye’nin geleceği çelikten yoğruluyor. Belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak” diyen İbrahim Kaypakkaya yoldaşımızdan devraldığımız “ser verip sır vermeme “ geleneğimizle, teslimiyeti, pasifizmi, parlamentarizmi ve tüm devrim karşıtı duruşları mahkum ediyor, emperyalizme, faşizme ve her türden gericiliğe karşı kavgamızı ise, her zamankinden büyük bir sınıf kiniyle yükseltiyoruz. Çünkü emperyalist-kapitalist sistemin yaşadığı krizin emekçileri işsizliğe, açlığa ve sefalete daha fazla sürüklediği günümüz koşulları bizleri bunu yapmaya daha çok çağırmaktadır. Emperyalist saldırı politikalarının insanlığı derin yıkımlara, savaşlara, işgallere götürdüğü, koşullarda; Kürt halkına karşı asimilasyon, inkar, imhanın dayatıldığı, Kürt gençlerinin sokak ortasında öldürüldüğü, Kürt çocuklarına yüzlerce yıllık cezaların verildiği koşullarda; hapishanelerde tecridin ağırlaştırıldığı, Engin Çeber’lerin işkenceyle katledildiği, tutsaklar üzerinde ağır baskı terörünün işletildiği koşullarda; emekçilerin evlerinin yıkıldığı, köylünün ürettiğinin karşılığını alamadığı, işsizler ordusunun çığ gibi büyüdüğü koşullarda, dünümüzden aldığımız kavga mirasımızla Mahir’leşerek, Deniz’leşerek, İbrahim’leşerek yürümeliyiz. Elimizde Mahmut, Eşref, Ferhat, Necmi, Haki’lerin özgürlük ateşi ile halkların tam hak eşitliğini ve kardeşliğini bayraklaştırmalıyız. Bilincimizde İbrahim Kaypakkaya’nın taşıdığı ışık ve şehitlerimizden aldığımız cesaretle kavgayı, geleceğe doğrulmuş umudu büyütüyoruz. Ve bir kez daha İbrahim Kaypakkaya şahsında Mayıs ayı şehitlerinin, Mayıs şehitlerinin şahsında da tüm devrim şehitlerinin anısına saygıyla eğiliyoruz” dedi. Hazırlanan ortak metin okunduktan sonra ise kitle hep bir ağızdan marşlar söyledi. Yeni Kapı Tiyatro topluluğu tarafından sunulan kısa bir oyunun ardından etkinlik sona erdi. |





Konak Pier önünde toplanan kitle buradan eski Sümerbank önüne kadar “İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür”, “Eşref Anyık ölümsüzdür”, “Nemci Öner ölümsüzdür”, “Ferhat Kurtay ölümsüzdür”, “Mahmut Zengin ölümsüzdür”, “Haki Karer ölümsüzdür” “yaşasın devrimci dayanışma”, yaşasın halkların kardeşliği”, “biji bıratiya gelan” vb sloganlar atarak yürüdü.