26 Mayıs Eylemine Doğru Emekçiler Mücadeleyi Tartıştı

İZMİR (24.05.2010) - Emekçiler 26 Mayıs üzerinden sendikal bürokrasinin tutumunu ve yapmaları gerekenleri tartıştılar.

24.05.2010izmir_copyEmek ve Mücadele Platformu tarafından “26 Mayıs grevine doğru emekçiler mücadeleyi tartışıyor” çağrısıyla bir forum düzenledi.

Tepe Kule Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen foruma konuşmacı olarak Tez Kop-İş Eğitim Uzmanı yazar Volkan Yaraşır, SES İzmir Şube Yöneticisi Hüseyin Çoban, Eğitim-Sen 4 Nolu Şube Yöneticisi Ercan Yıldız, İzmir'de direnişte olan UPS, TEKEL ve Belediye Taşeron işçisinin konuşmacı olarak katıldığı forum yaklaşık beş saat sürdü.

İki bölümden oluşan forumun birinci bölümünde Eğitim-Sen 4 Nolu Şube Yöneticisi Ercan Yıldız ve SES İzmir Şube yöneticisi Hüseyin Çoban konuştu.

24.05.2010izmir226 Mayıs kararını alanların sözünde durmadığı noktada direnişi sahiplenen sizleri selamlıyorum

İlk sözü alan Ercan Yıldız “26 Mayıs sözünü verenlerin sözünde durmadığı noktada TEKEL işçilerinin direnişine sahip çıkan ve kararlı bir şekilde mücadeleyi sürdüren sizleri saygıyla selamlıyorum.” dedi. Eğitim alanındaki sömürüye dikkat çeken Yıldız. 4/C, 4/B'ye deyinerek eğitimdeki hak gasplarının bunlardan daha büyük olduğunu söyleyerek bunların temellerinin 24 Ocak kararlarıyla atıldığını söyledi. Yıldız bu kararların hayata geçirilmesi için ise sorgulamayan, itiraz etmeyen apolitik bir toplum yaratıldığını söyledi.

24.05.2010izmir1_copy“Ayrı bir sendika kurmak değil, mevcut sendikalar üzerinden taban örgütlenmesi yaparak mücadelemizi yürütmeliyiz.”

SES İzmir Şube Yöneticisi Hüseyin Çoban ise yaptığı konuşmada TEKEL işçileri şahsında dayatılan 4/C saldırısına değinerek, yapılmak istenenin tüm alanları sermayenin sınırsızca sömürüsüne açmak olduğunu, bunun temellerinin ise 40 yıllık bir zaman diliminde atıldığını, sadece bu günle sınırlı olmadığını söyledi. Hüseyin Çoban sağlık alanında en büyük saldırının SSK’nın özelleştirilmesiyle başladığını belirterek “Her şeyiyle bizim emeğimizle kurulan SSK’ların tasfiye edilmesini, sermayeye peşkeş çekilmesini bizlere iyi bir şeymiş gibi, bizlerin yararınaymış gibi gösterilerek yapıldı.” dedi. Gelinen aşamada bugün artık sigortalı olmanın bir işe yaramadığını, muayenelerin dahi ücretlendirildiğini, eczanelerde ilaç alınamaz hale geldiğini ifade etti. Sağlık ocaklarının kapatılmasına da deyinen Çoban, o gün sendikal bürokrasinin egemenlerle ortak hareket ettiğini, kapatmalara karşı direnen emekçileri ayak oyunlarıyla aldattıklarını söyledi. Emekçilerin dün olduğu gibi bugünde süslü sözlerle aldatılmaya çalışıldığına dikkat çeken Çoban, “Yalnız tüm bunlara karşı ayrı bir sendika kurmak değil, mevcut sendikalar üzerinden taban örgütlenmesi yaparak mücadelemizi yürütmeliyiz.” dedi.

Birinci bölüm sorulan soruların ardından bitirildi. Verilen yarım saat aranın ardından ikinci bölüme geçildi.

Kapitalizm insanı değil karı esas alır

İkinci bölümde ilk sözü alan Volkan Yaraşır kot taşlama işçilerinin durumunu, kadın bir işçinin hamile olduğu için işten atılmasını, tuvaletlerin mesai saatlerinde kapatılması gibi uygulamaların yoğun olarak yaşandığı alanları mikro cehennem olarak tanımladı.

Yaraşır, kapitalist sistemde hiçbir şeyin insan için üretilmediğini, her şeyin kar amaçlı üretildiğini belirterek “Eskiden insanlar üretim eksikliğinden yani kıtlıktan ölürdü, şimdi ise aşırı üretim olmasına rağmen ölür.” dedi.

Yaraşır insana değil makineye yatırım yapan kapitalizm zaman içerisinde yaptığı aşırı üretimin elinde patladığını, çünkü satacak dolayısıyla alacak insan bulamadığını, çözüm olarak emekçilerin alım gücünü arttırmak için yeni bir sömürü alanı olan kredi kartlarını çıkardığını, ancak bu seferde verilen kredilerin geri dönmediğini belirterek ne yap salarda krizin çıkmasını önleyemeyeceklerini ifade etti.

Yaraşır TEKEL işçisinin kendi içerisinde ulusal sorunu da çözdüğünü söyleyerek. “TEKEL işçileri bu sorunu hep beraber çektikleri horonlarıyla, halaylarıyla, zeybekleriyle, sınıf kardeşliğiyle çözdüler.” dedi.

UPS işçisi “Direnirsen kazanırsın, direnmezsen kaybedersin”

Bir Amerikan tekeli olan UPS taşıma şirketinden bir direnişçi işçi “ülkemiz bir sömürü cenneti olduğu için bizim sendikal mücadelemize tahammül edilmiyor. Bizler şu anda İstanbul ve İzmir’de direnişteyiz. Şu anda çoğunluğu örgütlemiş durumdayız. Direnişimizin garantisi nedir soracak olursanız. Birincisi yanımızda sağlam duran bir örgütümüz yani sendikamız, ikincisi ise direnirsek kazanırız, direnmezsek kaybederiz, diyorum.” dedi.

Sendikalar işverenle (belediyeyle) ortak hareket ediyor

Uzun zamandır yürüttükleri sendikal mücadelede sendikaların kendilerine sahip çıkmadığını, sendikaların kendilerini örgütlemeden kaçtığını, bundan dolayı mücadelelerini dernek çatısı altında yürütmeye çalıştıklarını söyleyen İzmir Büyük Şehir Belediyesine Bağlı taşeron park bahçe işçisi geçmişte 74 günlük açlık grevi yaparak mücadele verdiklerini ancak bunun TEKEL gibi gündeme gelmediğini söyledi.

Park bahçe işçisi, önümüzde dönemde mücadelelerini yükselteceklerini söyledi.

Forumda dikkat çeken önemli noktalardan biride katılımcılardan bir emekçinin yönelttiği eleştiriydi.

orunun sınıfın siyasallaşması olduğunu söyleyen katılımcı, çözümün sendikal bürokrasiden beklendiğini, bununda yanlış olduğunu, çünkü sendikal bürokrasinin böyle bir derdinin olamayacağını vurguladı. Genel grev genel direniş çağrılarına da deyinen katılımcı her eylemin, her iş bırakmanın, her direnişin genel grev olarak gösterilemeyeceği bunun çok yanlış olduğu, bu yanlışa birçok devrimci kurumunda düştüğünü söyledi.