dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Kaypakkaya ve Mayıs Ayı Şehitleri Hatay'da Anıldı

HATAY (19.05.2010) - Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya ve Mayıs ayında şehit düşen devrimciler için 18 Mayıs günü saat 18.00’de Başak Düğün Salonu’nda bir anma programı düzenlendi.

19.05.2010hatayEtkinlik öncesi Eğitim-Sen önünde bir araya gelen kitle “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür” yazılı pankartı açarak Ulus Meydanı’na kadar yürüyerek burada bir basın açıklaması yaptı.

Yürüyüş esnasında kitle tarafından “Katil devlet hesap verecek”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “Faşizme karşı omuz omuza” vb. sloganlar atıldı.
Kitle adına burada yapılan açıklamada Mayıs ayında şehit düşenlere vurgu yapılarak onların mirasını yaşatmak için onların açmış oldukları yoldan yürünmesi gerektiğinin altı çizildi. Açıklama sonrası kitle panelin yapılacağı salona toplu şekilde geçti.

Anma programı devrim ve demokrasi mücadelesinde şehit düşen bütün devrimciler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşu sonrası 71 devrimci hareketi ve Mayıs ayı şehitleri konulu panel yapıldı. ESP adına Ayşe Yumli Yeter, BDP adına İrfan Babaoğlu ve DHF adına Hıdır Gürz panelist olarak etkinliğe katıldılar. Panel bölümünde ilk konuşmayı ESP temsilcisi Ayşe Yeter aldı. Yeter; 71 Devrimci hareketi ve devrimci önderlere vurgu yaptıktan sonra kayıplara ve Hasan Ocak’a değinerek birlikte mücadele etmenin önemine vurgu yaptı.

19.05.2010hatay1Ayşe Yeter’den sonra DHF adına panele katılan Hıdır Gürz söz aldı. İçerisinden geçtiğimiz tasfiye sürecine vurgu yapan Gürz; “Bildiğiniz gibi uluslar arası alanda Komünist Önder Stalin’in ölümü ile ÇKP-SBKP ekseninde gelişen ideolojik mücadele dünyanın dört bir yanında etkisini göstermiş ve ciddi saflaşmalara vesile olmuştur. Bu tartışmalar ve saflaşmalar doğrultusunda ülkemizde gelişen toplumsal mücadele içerisinde 71 devrimci hareketi dediğimiz esasta üç ana akım etrafında şekillenen ve bugünlere uzanan bir hareket doğmuştur. O dönemde TİİKP içerisinde yaşanan ideolojik mücadeleler sonucunda bu üç ana akım ortaya çıkmış ve ülkemiz siyasal tarihine kendi adlarını yazdırmışlardır. 71 Devrimci hareketi Mustafa Suphiler önderliğinde ki TKP süreci sonrasında ellik yıllık bir zaman dilimini kapsayan revizyonist bir dönemden sonra sistemden kopuşun ve devrimci bir sürecin yaratılmasının tarihidir aynı zamanda. Fakat bu sitemden kopuşta birçok hatalı-eksik yan kalmış ve bu sorunlu yaklaşımlar sonraki dönemde de devrimci hareketin en büyük açmazlarını oluşturmuştur.

19.05.2010hatay2Peki sistemin Kaypakkaya'dan bu kadar korkmasının sebebi nedir?

Bu süreçte turnosal kâğıdı rolü oynayan belli başlı konular içerisinde Kemalizm, Kürt Ulusal Sorunu, devlet ve devrim gibi konuları sayabiliriz. Saydığımız konular başta olmak üzere daha birçok konuda devrimci hareket sistemden tam bir kopuşu sağlayamamış ve ciddi bir ideolojik kriz içerisine girmiştir. Bugün faşizmin kanlı kalemşorlarının ve sistemin en sadık koruyucularının bu sisteme karşı savaşmış ve bu uğurda canlarını tereddütsüzce feda etmiş olan devrimcilerin adlarını bu kadar pervasızca kullanabilmelerinin başka bir izahı yoktur. Kemalizm’e ilerici hatta devrimci bir misyon biçen, Kürt Ulusal Sorunu noktasında ezberin pek de dışına çıkmayan, devletin karakterini doğru tarzda tahlil edip devrim perspektifinde doğru çizgiyi oturtamayan bir hareket ve önderleri doğallığında bu kadar rahat bir şekilde burjuvazi tarafından kullanılabilmekte ve devrimci özünden uzaklaştırılarak sistemin kendi iktidarını sağlamlaştırmak için malzeme haline getirilmektedir. İşte tüm saydığımız olgular noktasında bir isim vardır ki bugün dahi isminin anılması suç sayılmakta, bırakalım sistemin kendisi ve kalemşorlarını, birçok reformist-revizyonist hatta devrimci kesim tarafından dahi adı zikredilmemektedir. Bu isim sistemin MİT raporlarında ihtilalci komünizmin ülkemizdeki en tehlikeli ayağı olarak anılan İbrahim Kaypakkaya’dan başkası değildir. Muhtemeldir ki saydığımız bu kesimlerin İbrahim’in şahsına yönelik bir çekinceleri yoktur, neticede fiziken aramızda olmayan bir şahıstan bahsetmekteyiz.

19.05.2010hatay3Peki akla hemen şöyle bir soru gelecektir nedir bu korkunun sebebi? Bizce cevabı gayet açık ve nettir. Bu korkunun sebebi İbrahim Kaypakkaya’nın işkencedeki ser verip sır vermeme tavrı değil, onun mütevazi devrimci yaşamı değil, hele hele entelektüel birikimi ve zekiliği hiç değil, tüm bunlara vesile olan sahip olduğu ideoloji; yani Marksizm-Leninizm-Maoizm’dir. Bu korkunun sebebi Kaypakkaya’nın Kemalizm noktasında ki billur saptamalarıdır. Bakın Kemalizm’in devrimci saflarda dahi ilerici-devrimci ilan edilip tabulaştırıldığı bir dönemde ne diyor Kaypakkaya; ‘Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır(211)... Kemalizm, Komprador türk büyük burjuvazisinin ve orta burjuvazinin sağ kanadının ideolojisidir(247)... Kemalist diktatörlük sözde demokratik,gerçekte ise askeri faşist bir diktatörlüktür.(212)’

Evet Kemalizm’in ülkemizde ki anlamını hepimiz gayet iyi bilmekteyiz, bırakalım tartışılmasını en ufak bir farklı yaklaşımın dahi hemen bastırıldığı, resmi ideoloji tarafından aşılanan sözde gerçeklerin aşılamaması ve bir tabu olarak yaklaşımın sergilendiği bir dönemde İbrahim Kaypakkaya her türlü saldırıyı göze alarak bilimsel doğrulardan taviz vermeden gerçeği dile getirmiş ve Kemalizm’in faşizm olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur.” diyerek 71 devrimci önderleri arasında Kaypakkaya’nın öneminin onun yakalamış olduğu ideolojik berraklığıyla alakalı olduğunu vurguladı.

19.05.2010hatay4Gürz’den sonra BDP adına panele katılan İrfan Babaoğlu söz alarak Haki Karer ve Dörtleri anlatarak Kürt ulusal Hareketi ile devrimci hareketin ortak iş yapmasının önemine vurgu yaptı. Soru cevap bölümü ile sonra eren panel sonrası müzik dinletisi ile anma programı sona erdi.