dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Mimar Sinan Üniversitesi'nde Kaypakkaya Etkinliği Gerçekleştirildi

İSTANBUL (19.05.2010) - 18 Mayıs 1973 yılında katledilen Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kitap Kulübü tarafından dün düzenlenen etkinlikle anıldı.

19.05.2010istanbul7Etkinlikte ilk olarak yapılan açılış konuşmasında 37 yıl önce 24 yaşındaki İbrahim Kaypakkaya’nın bir ihbar üzerine Dersim’de tutsak alan devlet güçleri tarafından dört ay süren türlü işkencelere rağmen ağzından tek sır alınamadan katledildiği İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzleşmesine rağmen onun düşüncelerinin ve davasının yok edilemediği ifade edildi.

Açılış konuşmasının ardından yapılan söyleşiye konuşmacı olarak katılan Emrah Cilasun, “17 Mayıs’ı 18’ine bağlayan geceyi, İbrahim Kaypakkaya’nın Yaşar Değerli tarafından infaz edilişini tahayyül etmeye çalışın. O anda. Kaypakkaya’nın kafasından ne geçiyordu diye sorun. Çorumlu olduğu mu, alevi oluşu mu, Türkmen kökenli oluşu mu, köyünün mezrası mı manzarası mı, öptüğü ya da öpmediği kızlar mı? Şayet bu gerici rezil alçakça fikirlerin İbrahim Kaypakkaya’nın kafasından geçmeyeceğini tahmin edebiliyorsanız, o halde düşünce sisteminiz doğru istikamette demektir.” dedi.

19.05.2010istanbul8Beynine son oksijen gitmeden, son kalp atışından evvel, nabzının son bulması esnasında, göz kapakçıklarının kapanmasına ramak kala, zindanın irinli, sidikli, kanlı beton zeminine kafası düşmeden saniyeler evvel, sesini çıkartacak mecali kalmamış dahi olsa, İbrahim Kaypakkaya’nın aklından ‘nasırlı ellerce yaratılan o görkemli bayrama hiç kimse fark etmeden ben de katılacağım’ demiş olmasının muhtemel olduğunu belirten Cilasun, Kaypakkaya’nın bıraktığı teorik mirasın ve son mektubunun bu varsayımı güçlendirdiğini dile getirdi.

‘Kaypakkaya her konuda o günü bugün içerisinde olduğu bilinciyle hareket etti’

Her dakika, her saniye, her gün o görkemli bayramın gerçekleşmesi için, haklı koşullarını yaratmak için İbrahim Kaypakkaya’nın azılı-bilimsel davrandığını, kafa yorduğunu söyleyen Cilasun konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Şartlara boyun eğmedi, şartların kurbanı olmadı, komünizm bir din olmadığı için buna inanmadı. Bilimsel olarak komünizmi hep derinden kavramayı hedefledi. İman kudretiyle değil, bilimsel diyalektik, tarihsel materyalist bakışın atomdan daha güçlü enerjisiyle kuşandı. Velhasıl Kaypakkaya el attığı her konuda o günün bugün içerisinde olduğu bilinciyle hareket etti.

19.05.2010istanbul9Cilasun, son olarak, insanlığın Obama ile Osama ya da Ahmed-i Nejad ve Chavez arasında tercih yapmaya zorlandığı bir dünyada gerçek komünizmin bilimsel üretilmesinin yegâne yolunun, geçmiş sosyalist toplumların en olumlu yanlarının üzerinde, bunların da ötesinde çığır açan yeni bir senteze kavuşturulmasıyla olabileceğini, bunun da ABD devrimci Komünist Partisi’nin önderi Bob Avakian’ın ‘Yeni Sentez’ eserinde mevcut olduğunu ifade etti.

Cilasun’un ardından konuşan DHF temsilcisi Cemal Doğan, sunumunu ‘tarihe bakışımız, tarihi yorumlama tarzımız; 1960’ların ve 1970’lerin genel görünümü; Mustafa Suphi’yle başlamak üzere Kemalizm ve ulusal sorun noktasındaki yaklaşımlar; Kaypakkaya’nın bu güne kadarki inkârı, inkârların biçimleri üzerine; İbrahim Kaypakkaya’nın son dönemlerde bu kadar popüler hale gelmesinin sebepleri’ olarak beş bölüm üzerinden gerçekleştirdi.

19.05.2010istanbul101960’ların devrimci hareketliliğine, 1971’in devrimci çıkışına küçük burjuva devrimciliğinin etki ettiğini, bu dönemde Kemalizm hayranlığının, kuyrukçuluğunun moda olduğunu, ciddi bir sosyal şoven etkinin derinlikli olduğunu belirten Doğan, “Sınıf hareketinin pasifize edildiği ve Türk hâkim sınıflarının peşine takılmanın devricilik olarak sunulduğu bir dönemdir. Bu süreç, Marksist, Maoist, Leninist ilkeler ışığında sizler yaklaşımınızı sunduğunuzda aslında marjinal kalmaktan kurtulamayacağınız bir süreçtir.” dedi.

‘Bilimsel sosyalizmin teorisini ülkenin güncelliğine uyarlayarak tahliller çıkarttı’

Bugüne geldiğimizde Kaypakkaya’nın ciddi anlamda popüler olduğunu, bu durumun hem olumlu hem de olumsuz yanlarının ortaya çıktığını söyleyen Doğan, “Olumlu yanı şudur; tabii ki Kaypakkaya’nın bu güne kadar tarih söz konusu edildiğinde, devrimci bir mücadele söz konusu edildiğinde, anılmaması ya da anılmasında da küçümsenmesi kuşkusuz tarihi inkârdan başka bir şey değildir. Ama bu gün belli ölçülerde de olsa bu isme yer verilmesi önemlidir. Olumsuz yönü şudur; Kaypakkaya’yı ele alanların, Kaypakkaya’nın toplumsal pratik tarafından kanıtlanmış olan Kemalizm ve ulusal sorun noktasındaki tahlillerini göğe çıkartıp Kaypakkaya’nın bütünselliğinin reddi olan diğer parçalarını görmemesidir.” dedi. Doğan, konuşmasını, Kaypakkaya’nın Kürt ulusal sorununu ve Kemalizm tahlillerinde bilimsel sosyalizmin temellerini kullandığına vurgu yaparak Kaypakkaya’nın bilimsel sosyalizmin teorisini ülkenin güncelliğine uyarlayarak tahliller çıkarttığını söyleyerek bitirdi.

19.05.2010istanbul11‘Kaypakkaya emperyalist sistemle hesaplaşmasında köklü ayıraçları ortaya koydu’

Doğan’ın ardından söz alan Uzun Yürüyüş Dergisi temsilcisi Hüseyin Yıldırım, Türkiye işçi sınıfının, Türkiye emekçi köylülerinin kapitalist sistemle hesaplaştığı dönemde Kaypakkaya’nın adım adım bu hesaplaşma içerisinde işçilerin köylülerin devrimci çalışması içerisine katılarak, pratikte pişerek, aynı zamanda gençliğin direngen ruhu içerisindeki çalışmayla şekillenmeye başladığını ifade etti. Türkiye devrimci hareketinin, emperyalist sistemle hesaplaşırken kendisiyle tam bir hesaplaşmaya giremediğini ama Kaypakkaya’nın emperyalist sistemle hesaplaşmasında sağlam ideolojik temellerle birlikte köklü ayıraçları ortaya koyduğunu ve bu gün de yeni ayıraçların ortaya konması gerektiğini belirtti.

Söyleşinin ardından tiyatro sanatçısı Burhan Gün tarafından sergilenen ‘İnsan’ adlı tiyatro oyunu ve müzik dinletisi ile etkinlik sona erdi.