| TEKEL Direnişi Devam Ediyor! |
|
DENİZLİ (26.05.2010) - Sendikaların, direniş henüz çadırlarda devam ederken Mayıs ayında yapma kararı aldığı bir günlük iş bırakma eylemi birgün olmasa da bir saat gerçekleştirildi.
"TEKEL İşçileri ve Aileleri" imzasıyla açılan pankartta "4/C'ye Karşı Omuz Omuza, Ölmek Var Dönmek Yok" yazılıydı. Basın açıklamasına Zonguldak'ta göçük altında kalıp hayatını kaybeden işçiler için bir dakikalık saygı duruşu ile başlandı. Yapılan açıklamada; “Ülkemizde emekçilerin yarısı kayıt dışı, kuralsız, güvencesiz çalıştırılıyor. Esnek çalışma biçimleri kural haline geliyor, 4/C, 4/B, 50/D uygulamalarına, kölelik düzenine mahkum ediliyor. Örgütlenen emekçiler işten atılıyor. Başta madenler ve tersaneler olmak üzere, iş kazası adı verilen cinayetler gün geçtikçe artıyor. Bizler sokaklarında linç çetelerinin hüküm sürdüğü bir ülke, ırkçı, ayrımcı, şoven, cinsiyetçi ideolojilerin kuşattığı bir devlet istemiyoruz. Bizler, üretenlerin, emekçilerin açlığa, işsizliğe, sefalete itildiği, örgütlenmeye çalışanların baskı gördüğü, hak arayanların şiddete maruz kaldığı bir ülke istemiyoruz. Bizler, milyonlarca emekçinin insanlık dışı bir asgari ücret dayatması altında yaşadığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale getirildiği, emeklilerin geçim sıkıntısından bezdirildiği bir ülke istemiyoruz.
Eylem süresince "TEKEL işçisi direnişin simgesi", "Ölmek var dönmek yok", "Yaşasın sınıf dayanışması", "Kahrolsun sendika ağaları" sloganları atıldı. Yapılan basın açıklaması sonunda eylem sonlandırıldı. |



Sendikalar saat 13.00’da Çınar Meydanı’nda toplandı. İçerisinde DHF'nin de bulunduğu Birlik ve Kardeşlik Platform'u ise saat 12.30’da TEKEL işçileriyle birlikte Candoğan Parkı’nda toplandı ve sloganlar eşliğinde Çınar Meydanı’na doğru yürümeye başladı.
Bizler, kriz fırsatçılığı yapılarak emek haklarının gasp edilmesini istemiyoruz. Asgari ücretin insanca yaşamaya yeterli ücret olarak belirlenmesini istiyoruz. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin iş cinayetlerini de önleyecek şekilde yasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz. Sağlık hakkının temel insan hakkı kapsamında değerlendirilerek uygulamadaki katılım ve katkı payından vazgeçilmesini istiyoruz. Uygulanacak ekonomi politikalarının sermayeye kaynak aktarımı yerine emekçiler için istihdam yaratacak yatırımlara yönlendirilmesini istiyoruz.” ifadeleri yer alıyordu.