| DHF, İstanbul'un Yoksul Semtlerine ve Direnişteki İşçilere Kampanyanın Coşkusunu Taşıyor! |
|
İSTANBUL (14.04.2009) - İstanbul Demokratik Haklar Dernekleri DHF Kampanyası çerçevesinde Gazi semtinde gün boyu süren kitlesel ve güçlü bir faaliyet yürüttü.
Kampanyamızın semt ayaklarında merkezi katılım ve hedefler doğrultusunda hareket ederek faaliyetçilerimizin bütünüyle birlikte yoğun kitle faaliyeti yürüteceğimiz pilot bölgeler belirledik. Bu bölgelerden ilki Gazi Mahallesi idi. 11 Nİsan cumartesi günü işçilerin yola düştüğü günün ilk saatlerinde duraklarda, işçilerin yoğunlaştığı alanlarda ve otobüslerde broşür dağıtımı yaptık. Nicel katılımın güçlü olması nedeniyle çevreden de ilgiyle karşılanan bu faaliyet, işçilerin ve emekçi halkımızın yaşadığı sorunlar içerinde temel bir yerde duran ve ekonomik krizle birlikte derinleşen açlık, yoksulluk, zamlar ve hak gasplarına yönelik olduğu ve aynı zamanda işçilerin şafak sökerken yollara düştüğü bir saatte gerçekleştirildiği için oldukça verimli geçti.
Direnişte olan MEHA’lı İşçilerle Buluştuk Öğlen saatlerine kadar kalabalık ve toplu şekilde yürütülen afiş çalışmasının ardından Karayolları’nda bulunan Gaziosmanpaşa Demokratik Haklar Derneği’ne gidilerek çalışan işçi arkadaşlarımızın ve faaliyetçilerimizin de çeşitli semtlerden katılımıyla coşkulu ve kitlesel bir faaliyetçi toplamıyla buluştuk. Demokratik Haklar Federasyonu temsilcilerimiz, kadın, gençlik ve sendika komisyonlarımızın temsilcileri ve faaliyetçilerinin, derneklerimizin faaliyetçilerinin yer aldığı faaliyetçiler toplamıyla kampanyamızda belirleyici bir yer tutan ve faaliyetlerimizde esas olarak belirlediğimiz işçi direnişlerinden biri olan MEHA Tekstil fabrikası işçilerinin direnişte bulunduğu çadıra doğru yola koyulduk. Gaziosmanpaşa’da işçi atölyelerinin yoğun olduğu bir alanda bulunan fabrika önüne işçilerin direnişini destekleyen sloganlarla ilerlerken İstanbul’da dalga dalga kabaran ve birbirinden destek alan direnişlerden biri olan MEHA işçilerinin sıcak ve coşkulu karşılamasıyla coşkulandık, devrimci faaliyetin direniş yerlerinde nefes almasının ve onlarla buluşmasının bizler açısından önemini somutta bir kez daha gördük, yaşadık.
Yine dikkatimizi çeken şeylerden biri işçilerin kendi içlerinde temsilcilerini kadın ve erkek işçilerin temsiliyeti biçiminde belirlemiş olmalarıydı. Çadıra girip sohbet etmeye başladığımız andan itibaren kadın ve erkek işçilerin eşit ve kolektif bir bilinçle hareket ettiklerini gözlemledik. Üstelik işçi kadınların bütünü türbanlı olan, dinin yaşamlarında belirleyici bir öneme sahip olduğu kadınlardı. Bu gerçek de halkın kendi içerisindeki toplumsal çelişkilere yaklaşım tarzımızda belirleyici olanın farklılıklar değil ‘ortaklıklar ve benzerlikler’ olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bir kadın işçiye direnmeye nasıl başladıklarını sorduğumuzda söyledikleri çok çarpıcıydı:
MEHA’lı işçilerin sendikalı olmadıklarını söylemeleriyle aslında çok çarpıcı olan bir gerçek de açığa çıkmış oluyordu. İşçilerin bir araya gelişi ve direnişleri genellikle kendiliğinden gelişiyordu. Bunun hem olumlu hem de olumsuz tarafını iyi algılamak gerekiyor. Olumsuz tarafı, direnişlerin örgütsüz ve kendiliğinden gelişmesi, devrimci hareketlerin ve sendikal hareketlerin öncülüğünde kalıcı kazanımlara dönüşebilecek örgütsel bir zemini içermemesidir.
İşçilerin direnişine destekte bulunanları sorduğumuzda ve bunun üzerine sohbetlerimizi derinleştirdiğimizde yerel seçim öncesi birçok kurumun, partinin, belediye başkanı ve muhtar adaylarının kendilerini ziyaret ettiğini ve destekte bulunma sözü verdiğini, ancak yerel seçim sonrası hiçbirinin yüzünü görmediğini anlattılar. Bu sohbet esnasında söz alan işçi temsilcisi, işçilerin direnişin başlangıcında dostla düşmanı ayırmakta zorluk çektiğini, ancak süreç ilerledikçe bunun çok iyi ayrımına vardıklarını, işçilerin yine işçilerden ve ezilen emekçiler ve yoksul halklardan başka dostu olmadığını, düzen partilerinin de gerçek yüzünü artık çok açık gördüklerini dile getirdi. Demokratik Haklar Federasyonu olarak direnişin başladığı andan itibaren özellikle Gazi semtimizdeki faaliyetçilerimizin sıklıkla ziyaret ettiği MEHA işçilerini toplu ziyaretimizde hem merkezi anlamda işçi direnişlerine daha aktif katılım ve katkı sunma, hem de sendikal komisyonumuz başta olmak üzere genç işçiler ve kadın işçilerle özgün sorunları üzerinden bağ kurmanın gerekliliğini de daha somut anlamda hissettik. Bu nedenle kampanyamız boyunca düzenleyeceğimiz panellere MEHA işçilerini dahil etmek, direnişlerini onların ağzından dinleyerek kamuoyuna duyurmak için adım attık. Kadın ve gençlik komisyonunun düzenleyeceği söyleşiler yanında merkezi olarak düzenleyeceğimiz işçilerin sorunları, örgütlü mücadeleleri üzerine panelimize de MEHA işçilerini davet ettik ve olumlu tepkiler aldık. Faaliyetçilerimizin böylesi pratik bir deneyimi yaşamanın heyecanını yaşadığı ve kampanya faaliyetlerinin hedeflendiği biçimde ilerlemesinden kaynaklı motive olduğunu söylemek gerekir. Öyle ki günün ilk saatlerinden akşam saatlerine kadar bu ilgi ve faaliyet temposu aralıksız, hiç yavaşlamadan devam etti. Kitlesel bir şekilde Karayolları semtinde afiş çalışmasına ve broşür dağıtımına devam edip Gazi semtine doğru ilerleyerek günün geri kalanında semtin gecekondu bölgesine yöneldik. Ekonomik krizin, açlığın ve yoksulluğun daha somut yaşandığı ve çıplak gözle de algılandığı bu bölgede sloganlarla, ekonomik krize yönelik ajitasyonlar eşliğinde emekçi yoksul halkla buluştuk. Günün ilerleyen saatlerine kadar devam ettiğimiz faaliyetler sonrası onlarla birlikte halay çektik, türkülerimiz ve şarkılarımızı birlikte söyledik. Günün ilk saatlerinde broşür dağıttığımız işçilerle günün sonunda yine broşür dağıtırken karşılaşmanın yoğunluğunda ve doyumunda geçen gün, yoğun bir faaliyetin yaratmış olduğu coşku ve tazelikle bir sonraki günde buluşma kararıyla sona erdi. |





İstanbul’da federasyonumuzun ekonomik krize karşı nisan başı itibariyle başlatmış olduğu kampanya çerçevesinde faaliyetlerimiz yoğun bir tempoda devam ediyor.
İlerleyen saatlerde ise afiş çalışması yapıldı. Gazi mahallesinin baştan sona afişlerle donatıldığı çalışma da aynı ilgiyle karşılandı.
MEHA'lı işçiler kriz bahanesiyle işten atıldıkları için direniş kararı aldılar. Direniş yerindeki küçük, derme çatma çadırın içinde işçiler ve onlara destek için yanlarında bulunan aileleri ile yaptığımız sohbetler üzerimizde büyük bir etki yarattı. İşçilerin direnişe geçtikleri andan itibaren yaşamış oldukları deneyimler ve bir arada olmalarının, örgütlü olmalarının önemine ilişkin vurguları öğreticiydi.
“Biz MEHA’da çalışırken birbirimizi tanımıyorduk. Çok sınırlı olan yemek molalarında bile konuşmaya vaktimiz yoktu. Eziliyorduk ama ses çıkaramıyorduk. Ama nasıl ki patron bizi kapı önüne koydu, işte o kapının önünde tanıştık, birleştik, kaynaştık ve direnmeye, mücadele etmeye karar verdik.”
Bu eksiklik, devrim ve demokrasi güçlerinin işçi sınıfıyla olan bağlarının ne kadar zayıf olduğunu açığa çıkarmaktadır. Olumlu taraf ise işçilerin bu belirleyici eksikliğe rağmen kendiliğinden gelişen eylemlerinin devrimci özü barındırması ve bu yönüyle devrim ve demokrasi güçlerinin işçi sınıfıyla bütünleşen bir örgütsel faaliyet yürütmelerinin önünün açık olmasıdır.