İZMİR (18.04.2009) - Demokratik Haklar Federasyonun "İşsizliğe, zamlara ve yoksulluğa karşı emeğimize ve geleceğimize sahip çıkalım" şiarıyla başlattığı kampanya kapsamında İzmir Demokratik Haklar Derneği - Kadın Komisyonu, krizden en çok etkilenen işçi ve köylü kadınlarla buluştu.
İDHD - Kadın Komisyonu gerçekleştirdiği röportajla krizi kadınların gündemine yerleştirmekle beraber söz konusu tüm saldırıların önüne geçmede kadınların örgütlü birlikteliğinin önemine vurgu yaptı.
Buca tekstil atölyesinde üç işçi kadınla yapılan görüşmede kadınların genelde ikinci sınıf konumundan dolayı erkeklerden daha fazla ezildiklerini bunu yok etmenin yolunun da ben de varım, bizde varız diye haykırmaktan geçtiği üzerine sohbet edildi.
İşçi Kadınlar: Evden erken saatte çıkıp geç saatte dönmenin kadının hem ev hem iş arasında birde çocukların bakımıyla karşı karşıya kalması çalışan kadınların en çok maruz kaldığı sorunları olduğunu söylediler.
Boşanan kadınların ise tüm bu genel durumun daha da üstünde sorunlarının olduğunu bu defa da yaşama dair tüm bu sorunlarla tek başına mücadele ettikleri vurgulanarak, çocuklarının bütün yükünün de kadının yani annenin omuzlarına binmesi ise kadını toplumdan iyice soyutlayan yalnızlaştıran etmenlerin başını çektiği ifade edildi.
Kadınlar krizin ortaya atılıp faturasının bizlere ödetilmeye çalışılmasına ek olarak devletin halk üzerine yaptığı baskılarla zengini zenginleştiren yoksulları daha da yoksulluğa iten bu anlayışının krizi daha da derinleştirdiğinin vurgusunu yaptılar.
Bakan Şimşek’ in işsizliğe neden olan kadınlardır sözünün hatırlatılması üzerine, işçi kadınlar bunun nedeninin bizde varız diyen kadınların olmasından kaynaklandığını belirttiler.
Evi geçindirenin kadın değil erkeğin olduğu genel anlayışın olduğu bir yerde bakanın böyle konuşması da kadınlar cephesinden hiç şaşırtıcı değildir.
Son olarak başbakanın üç çocuk doğurun fetvasına karşılık kadınlar günümüz koşullarında değil üç çocuk tek çocuğa bile bakamıyoruz. Çocuk bakımını, geleceğinin güvencesini versinler işsizliği ortadan kaldırsınlar biz beş çocuğa da bakarız dediler ve işsizlik, zamlar, krizler yaratılarak
çocuklarımızın geleceğini karartanların, çocuklarımızın üzerinde konuşma haklarının olmadığına olmaması gerektiğine inanıyoruz dediler.
Buca Kaynaklar Köyü’nde kadınlarla yapılan röportajda da kadınlar yaşadığı sorunları anlatarak bu sorunlara bir çözüm üretilmesi gerektiğini söylediler.
Yaşadıkları köyün geçim kaynağının ne olduğu ve geçmişe oranla üretim ve yaşanılan sorunların üzerine yapılan söyleşi de kadınlar daha önce tütünde gece gündüz ağır şartlarda çalıştıklarını devletin kota koymasıyla birlikte üretimden koptuklarını ancak ağır şartlar da olsa köylü kadının ancak üretimle var olabileceğini söylediler.
Şehirdeki kadınların kendilerine oranla daha fazla ezildiğini söyleyen köylü kadınlar şehir kadınlarının ekonomik zorluklarla evlerini geçindirememesine karşılık kendilerinin bahçelerinde ektikleri ürünlerle bir nebze de olsa katkı yaptıklarını ifade ettiler.
Krizin iyice derinleşmesi aynı zamanda erkeğin kadın üzerindeki şiddeti daha da arttırır, düşüncesi üzerine köylü kadınlar,çalışmayan erkeğin eve gelip hırsını yine kadından çıkarttığını, bunlarla çevrelerinde çokça karşılaştıklarını ve bunu engellemek içinde erkeğin olduğu kadar kadınlarında üretime dahil olması gerektiğini belirttiler.