dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Antep'te Taylan Çintay ve Tüm Hasta Tutsaklar için Basın Açıklaması Gerçekleştirildi

ANTEP (04.04.2010) - İHD Akdeniz Bölge Şubeleri ve çeşitli sivil toplum örgütleri Antep Yeşilsu Durağı’nda saat 12.30’da Taylan Çintay şahsında bütün hasta tutsaklar için bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DHF’nin de destek verdiği eylemde kitle adına İHD Akdeniz Bölge temsilcisi Av. Beyhan Günyeli basın metnini okudu.

04.04.2010antepMesane kanseri olan Taylan Çintay’ın mektubunu okuyarak başlayan Günyeli Basın metninde şunlara değindi; “Müebbet hapis cezasına çarpıttırılan ve 12 yıldır cezaevinde bulunan mesane kanseri Taylan Çintay, henüz 34 yaşında. Taylan Çintay’ın, sağlık durumu hakkında ailesine ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nda bulunan Akın Birdal’a yazdığı mektubuna el koyan cezaevi idaresi bizi şikâyet ediyorsun diye Çintay’a 10 günlük hücre cezası verdi. Çintay’ın sağlık durumu hakkında mektup gönderen diğer mahpusların mektubuna da el koyan Gaziantep H Tipi Hapishanesi idaresi Çintay’ın sağlık durumuna ilişkin dışarıya hiçbir bilgi verilmesine izin vermiyor.

Bu ülkede mahpusların sağlık sorunları ve ölümleri bu tür keyfi uygulamalar, baskılar ve yetkililerin ihmali yüzünden maalesef artmaktadır. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 2008 yılında 38i, 2009 yılında 24 hasta mahpus yaşamını yitirmiştir.”

04.04.2010antep1Açıklamanın sonunda; “Ölümlere dur demek hepimizin birinci görevidir. Politik kararlar, yasalar insanları yaşatmak üzere kurulmalıdır. Ölümlere seyirci kalan anlayışı kınıyor. Herkesi tüm hasta mahpuslara sahip çıkmaya çağırıyoruz.” denerek insanlar hasta tutsaklara karşı duyarlı olmaya çağrıldı.

Taylan Çintay’ın yazdığı mektubu aynen yayınlıyoruz:

“Aldığım siyasi ahlak gereği sağlığım hakkında kimseye minnet eylemem, çocuk yaşta insanların bile ölümü ağır başlılıkla karşıladığı bir siyasi geleneğin mirasçısı olmaya çalışıyorsak onurumuzu korumalıyız. Ancak bu konu hakkında duygu ve düşüncelerim merak edildiği için bu kısa mektubu yazıyorum. Malum cezaevlerinde ölümü bekleyen insanların haberlerini okuyoruz… Kalabalık bir seyirci topluluğu önünde sistem dediğimiz katil onları karanlık kuyulara itiyor. Kimileri son nefeslerini tutsak haldeyken verdi, kimileri son nefeslerine yaklaşıyor.
04.04.2010antep2Ama nasıl oluyorsa kanı, eti, kemiği tükenen bu insanlar kimilerinin uykusunu kaçırmıyor. Kimileri neredeyse naklen seyrettiği ölümlerin sorumluluğunu üstlenmiyor. Bekli de bu ölümler katili kadar, seyircisine de haz verir hale geldi. O seyirciler ki ölümün soğuk nefesinin uzağında sağlıklı ve dışarıdalar. İçerdekiler kadar şansız ve içerdekiler kadar yalnız değiller…

Öylem mi gerçekten… Aslında yanılıyorlar… Bu tutsak hasta insanların kimselerin acımasına merhametine ihtiyacı yok. Onlar şerefleriyle yaşamayı bildikleri gibi ölmeyi de bilirler. Sorun arkada kalanların ne olduğu ve ne olacağıdır. Sözde çok değer verdikleri insanlar ölümün eşiğinden tek tek geçerken bu suskun seyirciler çürüyerek yaşayacak, yaşarken çürüyeceklerdir. Ağızlarına aldıkları her kıymetli söz dokundukları her sevgi nesnesi karanlık vicdanlarına çarpıp çürümüş bir geleceğe dönüşecektir. Çünkü bu ölümlerin seyirciler, katillerin ortaklarıdırlar. En az katiller kadar suçludurlar.

04.04.2010antep3Sen kalabalıklaşan sessizlik bırak içerdeki insanlar ölsün emin ol o ışıltı an geldiğinde son nefeslerini anılarıyla birlikte sevdiklerine emanet edip çekip gidecekler. Ya sen… Ayakta, dışarıda ve yaşıyorken birileri ile konuşuyor ya da önündeki yemeği kaşıklıyorken hiç mi ağzında ölü eti hissetmeyecek misin?”

Yapılan basın açıklaması, kitlenin gerçekleştirdiği beş dakikalık oturma eylemiyle son buldu.

04.04.2010antep4