| İşte Devletin "Kadın"a Yönelik Adalet Anlayışı! |
|
İSTANBUL (25.04.2011) - 2005 yılında, Demokratik Kadın Hareketi'nin (DKH) de örgütleyicisi olduğu 8 Mart eylemine hunharca saldıran, kadınları yaralayan ve haklarında dava açılan 54 polisin, "kimliklerinin tespit edilemediği" ve bu sebepten "beraatlerinin talep edildiği" açıklandı (!)
Birçok kadının yaralandığı, baygınlık geçirdiği ve kamuoyunu da harekete geçiren saldırı sonrasında, mevcut kamuoyu baskısıyla bazı çevik kuvvet yöneticileri kınama cezası almışlardı. Bakanlığın görevlendirdiği müfettişler ise kadınları defalarca coplayan, cop darbeleriyle yere yıkılan kadınları tekmeleyen, bazılarını saçlarından sürükleyen onlarcasından sadece 7 polis memurunun kimliğini tespit ederek AKP hükümetini ve devleti aklamaya gayret etmişlerdi. Söz konusu saldırı, dönemin Avrupa Birliği raporlarında da yer almıştı. Akabinde, çevik kuvvette görevli 54 polis hakkında “zor kullanma yetki sınırını aşmak suretiyle yaralama” suçundan dava açılmıştı. İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde şimdiye dek tam 26 duruşma yapıldı. Nihayetinde ise Cumhuriyet Savcısı Gürsel Akpınar, 9 Mart’ta yapılan duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Savcı, "doktor raporlarına yansıyan yaralamaları, görüntülerden hangi sanığın gerçekleştirdiğinin saptanamadığını ifade ederek olayda vahim sonuçlar meydana gelmişse de bunların failini somut olarak tespit etmenin mümkün olamadığını" kaydetti. Savcı “Eylemi gerçekleştiren faillerin tespit edilemediği anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi görüşündeyim” dedi. Davanın son oturumu ise bugün yapılıyor. |





Hatırlanacağı üzere 2005 yılında, 8 Mart günü nedeniyle Beyazıt’ta basın açıklaması yapan ve aralarında DKH'lilerin de bulunduğu kadınlara göz yaşartıcı gaz ve copla müdahale eden polisler, birçok kadını tekmeleyip saçlarından sürüklemişler ve işkence ve tacizde bulunmuşlardı.