| Şeker, Desa, TEKEL... Şimdi de Çemen Tekstil İşçileri... Kavga Büyüyor! (Video Haber) |
|
ANTEP (18.01.2010) - DİSK Tekstil İşçileri Sendikası, Çemen Tekstil Fabrikası’nda toplu iş sözleşmesi yapmak istedi, ancak işveren buna yanaşmayınca mahkemelik oldu.
Bu durumla birlikte grev kararı alan DİSK Tekstil İşçileri Sendikası’na bağlı Çemen Tekstil Fabrikası işçileri bugün grevin yedinci gününe girmiş bulunuyorlar. Direnişte kararlıyız DHF'lilerin Çemen tekstil işçileriyle yaptıkları sohbette işçiler şunları dile getirdiler: “Patron, kriz var bahanesiyle 2009’un Aralık ayında ikramiyelerimizi kesmiştir. Biz de işverenle bir görüşme yaptık ve ikramiyelerimizi yavaş yavaş bize ödemesini istedik. Ama patron bunu yapamayacağını ekonomik krizin kendisini çok etkilediğini söyledi. Bu toplantıdan bir hafta sonra 3 milyon TL’lik 2 tane makine aldı fabrikaya. Bu şekilde foyası ortaya çıktı. Sonra karşı çıktığımızda, yani toplu sözleşmeden doğan hakkımız gereği greve çıktığımızda hepimizi ‘devlet de benim kanun da benim, vali de benden yana polis de benden yana’ diyerek tehdit etmeye başladı.
Şu anda fabrikada bu şekilde çalışan 100’e yakın işçi var. İlk gün çalışanları durdurmak istedik fakat polis müdahale etti ve dayak attılar, biber gazı yedik. Çalışan işçileri getiren servis, arkadaşlarımızın üzerine sürüldü, az kalsın eziliyorduk.
İşçilerle sohbetler sürerken saat 15.00 vardiyası çalışanlarını getiren servis göründüğünde sloganlar atılmaya başlandı: “Yaşasın onurlu mücadelemiz”, “İşçi işçiye ihanet etmez.” Slogan sonrasında yeniden grev halayları çekilmeye başlandı. 7. gününde de işçiler grevin azimle sürdürüleceğini ifade ediyorlar. Yanı sıra fabrika polis tarafından abluka altına alınmakla birlikte, polisin işçilere yönelik tehditleri de sürüyor. Grevde olanların işçiler olmasına rağmen hiç bir emek örgütünün işçilerin yanında olmaması devrimci-demokratik kurumlar açısından dikkat çekici bir noktada duruyor.
|





Yargıtay’ın sendikanın toplu iş sözleşme yetkisini onaylaması üzerine sendika işvereni sözleşme masasına davet etti; ancak işveren bu çağrıya cevap olmadı.
Bir yıldır bütün kanuni yollara başvurduk, hepsinde de biz kazandık. Sonra sendikaya başvurduk ve sendikada örgütlendik. Patron grev kırıcılığı yapması için 210 kişi çalışan fabrikaya işçi alarak 535 kişiye çıkardı. Ve şu anda grevde olmamıza rağmen içerde tehditle işçi çalıştırıyor. Grev kararı alınan bir fabrikada normalde işçi çalıştırılmaması gerekiyor ama bu kanunun da değiştirildiğini öğrendik ve artık isteyen gidip çalışabiliyor. Biz çalışan işçilerle evlerine giderek konuştuk ama patronun kendilerini tehdit ettiğini söylediler kimisi de ‘tamam biz de çalışmayacağız’ demelerine rağmen hala çalışıyorlar.
Sonuç anlayacağınız gibi. 12 Ocak’tan beri grevdeyiz ve direnmekte kararlıyız.”