| Buca Çamlıpınar Mahallesi’nde Tapulu Evler Yıkılıyor! |
|
İZMİR (17.01.2011) - İzmir’de DHF faaliyetçilerinin Füze Kalkanına karşı yürütülen kampanya çalışmaları çerçevesinde semtlere yönelik yoğunlaşan faaliyetleri sonucu, semtlerde yaşanan birçok sorun da gün yüzüne çıkmaya devam etmektedir.
Ülkemiz egemenlerinim emperyalizmin neo-liberal politikalarına uyumlu olarak emekçi halklara yönelik saldırılarının bir parçası olan ve ülkemiz egemenleri üzerinden hayata geçirilen Kentsel Dönüşüm Projeleri’nin bir ürünü olan gecekondu yıkımlarının yanında artık ‘tapulu evler’ de yıkılıyor, yoksul halk ‘tapulu evleri’nden zorla çıkarılıyor! Füze kalkanına ilişkin kampanya faaliyetleri esnasında semt halkının aktardığı ve yardım istediği bu soruna yönelik hemen ertesi gün devrimci kurumlarla ve uzun yıllardır Buca Kuruçeşme’de yıkımlara karşı direnen, örgütlenen semt halkının temsilcileri ile birlikte evleri yıkılacak olan semt halkı evlerinde ziyaret edildi. DHF, Partizan, BDSP, BDP, Mücadele Birliği, HC, SDP ve Kuruçeşme semt temsilcilerinin gerçekleştirdiği ziyarette, semtte yaşayan insanların yıkımlara dair aktarımları mevcut tablonun vehametini açıkça ortaya çıkarmıştır.
Ancak bunu söyleyen devlet yetkililerinin bir taraftan da buralarda “tesisler” ve “işletmeler” kurulacağını ifade ettikleri de söyleniyor. Şu ana kadar parça parça belirli aralıklarla toplamda 58 evin yıkıldığı ve bunlardan birinin de 21 Ocak 2011 günü gerçekleştirileceği, 6 evin daha yıkılacağı aktarılarak valiliğe, Büyükşehir Belediyesi’ne ve Buca Belediyesi’ne, birçok kuruma gidildiği belediğe ve valiliğin kendilerini muhatap almadan sorumluluğu birbirlerine yükledikleri, semt halkını oyaladığı aktarılanlar arasındaydı. Seçim zamanı kapılarına kadar gelip oy isteyen ve birçok vaatte bulunan CHP’ye ait belediyenin şimdi tapulu evlerin yıkım kararını imzaladığı vurgulandı. Tapulu olan evlerinin zorla yıkıldığını, evlerinin karşılığını nasıl alacaklarını sorduklarında da “hele bir buralar temizlensin, istimlak alanına dönüşsün, sonra size paranızı öderiz!” dediklerini, geçmiş deneyimlerden hareketle bu paranı nen fazla üç-dört bin lira olarak ödendiğini bildiklerini söyleyen semt halkı, bunun sokakta kalmaları, yıllarca emek harcayarak biriktirdikleri ile satın aldıkları evlerinin karşılığının bir pula dönüştürüldüğünü, ayrıca “bu yıkımların masrafını da devletin kendilerinden istediğini”, belediyenin halka “evimi kendim yıktım” yazan bir dilekçe imzalatmaya çalıştıklarını ve bunu da masraflarının azalması gerekçesiyle istediklerini belirttiklerini aktardılar.
Evleri ziyaret ederken bizler de “kanalizasyon” dan geçmek zorunda kaldığımızı için bizzat mevcut sorunu görmüş olduk. Semt halkının aktarımları sonucu birlikte neler yapılabileceği üzerinde yürütülen karşılıklı fikirler ve özellikle Kuruçeşme semtinden katılan, yıllarca yıkımlara karşı direnen semt temsilcilerinin somut deneyimleriyle öncelikle hukuki sürecin takibi ve mevcut sorunu kamuoyuna duyurma konusunda adım atılması noktasında ortaklaşıldı. Semt halkının direndiği ölçüde her koşulda yanlarında olunacağı vurgulandı. Semt halkının iradesi doğrultusunda, mevcut soruna karşı duyarlılık gösteren kurumlarla birlikte Buca halkı başta olmak üzere emekçi halkımızın yoğun katılımının sağlandığı, Belediyenin mevcut uygulamasını teşhir eden bir basın açıklamasının yapılması kararlaştırıldı.
|





Buca’nın Çamlıpınar Mahallesi olarak bilinen ve genelde yoksul Kürt emekçilerinin yaşadığı semtin özgün yapısından kaynaklı egemen sistemin saldırılarının yoğunlaşması ve bu bölgenin her türlü altyapıdan büyük ölçüde yoksun bırakıldığı gibi semte daha ilk girişte göze çarpan sorunların yanında, semt halkıyla birebir yapılan görüşmelerde çok daha derinden yaşanan ve halkı umutsuzluğa iten birçok sorun yaşandığı görülüyor. Yoksulluğun saklanamayacak gerçeği yüzümüze çarparken açlığa mahkum edilen insanlara yönelik devlet eliyle yürütülen yozlaştırma saldırıları da her geçen gün artmakta ve sinsice emekçi halkın yaşamını ele geçirmektedir.
İlk kez 1983-84 yıllarında yerleşimlerle kurulan bu mahallede evler tapulu. Zamanında tapu karşılığında halka satılan bu evler, ilk kez 17 Haziran 2010 tarihinde devlet eliyleyıkılmaya başlanmış. Tapulu olan evlerin nasıl ve hangi gerekçe ile yıkıldığını sorduğumuzda ise Belediyenin kendilerine bu alanın “Rekreasyon” alanına dönüştürüleceği bilgisinin verildiği aktarıldı.( Rekreasyon, yeşil alan ve parklar için geniş alanlar açmak amaçlı devletin değerlendirmeyi planladığı arazileri ifade ediyor.)
Yine aktarılanlardan biri de evlerin üçer beşer yıkımıyla semt halkının bölünmeye çalışıldığı ve birlikte mücadele yürütmesini engelleme çabasının olduğu, yıkımların başladığı andan itibaren semtin elektriklerinin de kesildiği ve uzu süre gaz lambası kullanmak zorunda kaldıkları, bir taraftan alanın boşaltılacağı söylenirken açılan okul yurdu sonucu zaten yetersiz olan kanalizasyon sisteminin iflas ettiği ve semt halkının, okula giden çocukların her gün “kanalizasyondan geçmek” zorunda kaldığı, devletin tüm bunları bilerek, halkı yıldırmak için yaptığı da sıklıkla dile getirildi. 