dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
“Emperyalizm ve Füze Kalkanı” Konulu Panel Düzenlendi

İZMİR (31.01.2011) - DHF İzmir Örgütlülüğü “Düşman Çizmesi Altında Çiğnenen Senin Yurdundur Emperyalist Tahakküme ve Füze Kalkanına Karşı Dur” şiarıyla yürüttüğü kampanya çerçevesinde İzmir Demokratik Haklar Derneği’nde Pazar günü bir panel düzenledi.

31.01.2011izmir2Emperyalizm ve Füze Kalkanı konulu panele panelist olarak Haluk Gerger ve DHF Temsilcisi katıldı.

Panelde açılış konuşmasının ardından ilk sözü alan Haluk Gerger “bir savunma projesi olarak anlatılan füze kalkanı projesinin çıkış koşullarını iyi bilirsek nasıl bir saldırı unsuru olduğunu daha iyi anlarız” diyerek konuşmasına başladı.

Gerger, füze kalkanının kökeninin yıldız savaşlarına dayandığını, bu temelde İzmir'in özetle önemli bir yerde olduğunu, geçmiş dönemde radarların İzmir'de konumlandırıldığını belirtti. Nükleer silahlara değinerek bu silahların havadan, yerin altından, denizin altından atılabildiğini belirterek nükleer silahların başka bir silaha benzetilmemesi gerektiğini belirtti. Gerger, İkinci Paylaşım Savaşı'ndan sonra iki büyük devrim yaşandığını belirterek Avrupa'da ve Asya'da yaşanan ulusal ve sınıfsal devrimlere değindi. Savaş sonrası dengeleri korumak için nasıl bir silahlanma yarışına girildiğini ayrıntılı olarak açıkladı.

Türkiye'nin ikinci dünya savaşı sonrası Amerikan emperyalizminin Ortadoğu'da tetikçisi konumuna geldiğini belirten Gerger; “Türkiye bu tetikçiliği 1948-1960 yılları arasında çok yaptı. 1952'de NATO' ya üye olmasından sonra ise Amerikan emperyalizmin örgütlü tetikçisi haline geldi. Fakat daha sonrası dönemlerde hem Türkiye'deki toplumsal muhalefet, hem Sovyetler Birliği'nin güçlenmesi ve Dünya'daki dengelerin değişmesiyle birlikte militar tetikçiliği yapacak güçten düştü.

1960'lara gelindiğinde Türkiye'deki dengelerde değişmişti. TİP kurulmuştu, sendikalar kurulmuştu, gençlik hareketleri güçlenmişti, iç muhalefet vardı. O zaman ABD'nin ana tetikçisi olarak İsrail ortaya çıkı. 1967 savaşı oldu. Sonra 70'li yıllarda Şah körfez bölgesinin polisi oldu. Türkiye daha çok yardım yataklık yapan, İncirlik üssü Batman'da Muş'ta üsler vs. ile bir sıçrama tahtası rolü oynamaya başladı.

31.01.2011izmirTürkiye daha sonraki dönemde emperyalizmin Truva atı konumuna geldi. Türkiye’nin esas görevi yani Amerika'nın Türkiye’ye söylediği şu; Türkiye'ye “Sen bölgeyi tanıyorsun bölge de seni biliyor. Bölgenin kültürel olarak bir parçasısın. Tarihsel bir hukukunuz var, aynı dini paylaşıyorsunuz. Coğrafi olarak zaten ordasın. Dolayısıyla sen bizim yapamayacağımız şeyleri, biz yaptığımız zaman tepki uyandıracak kimi davranışları, bizim adımıza ama o bölgenin bir parçası olarak yapabilirsin.” Truva atı rolü hepsi için söz konusu ama bugün Erdoğan Hükümeti'yle birlikte daha belirgin bir durumda kendini göstermektedir.

Truva atı özelliğinin iç siyasetle en önemli özelliği şu; bunu belli etmeden yapabilme imkânlarına sahip olabilmek. Daha önceki iktidarların özelliği Batıcı, seçkinci, toplumsal kültürden kopuk, Ortadoğu'dan da kopuk. Ortadoğu'ya sırtını dönmüş Kemalist gelenekten 1920'lerin geleneğinden geldikleri için tetikçilik ya da Truva atı rolü sırıtan bir durumdu.

Toplumda da tepki uyandırıyordu. Bugünkü iktidar İslam'ı da daha iyi kullanarak Araplarla İslami ilişkileri vs. belli etmeden hatta tam tersi görünerek örebilme imkânına sahiptir. Onun için Truva atı rolünü oynayabilecek en iyi dönemi Türkiye için. O da oynuyor. Ama sahte rol, gizlemeye yönelik rol, kendi iç çelişkilerinden azade değildir.

İşte füze kalkanı o çelişkilerin bir sonucudur. Füze kalkanı Truva atı rolüyle çelişen bir durum. Belli etmemekle açığa çıkaran bir kavram. Bugün Türkiye'nin ve emperyalizmin bu çerçevede yaşadığı bir çelişkidir. Bu çelişki anlatıldıkça, ortaya çıktıkça Türkiye hükümetlerinin, egemenlik sisteminin bu Truva atı rolünü oynama durumu zorlaşacak. Zorlaştıkça da hem Ortadoğu, İran ile hem de emperyalizmle olan çelişkileri ve çatışmaları artacak o da bizler açısından yeni bir politik tablonun oluşması demek olacak” dedi.

Panelde Gerger’den sonra sözü alan DHF Temsilcisi Eylem Yıldız, emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan Türk hâkim güçlerinin ters düz etmeye çalıştıkları füze kalkanı projesi gerçeğini açığa çıkarmak gerektiğini belirtti. Yıldız, ABD eliyle bugün BOP projesiyle özelde Ortadoğu'da, genel de ise Asya'nın büyük kesiminde birçok dengeyi değiştirebilecek bir durumun yanı başımızda yaşandığına ve ülkemizin de bu konuda daha aktif bir şekilde hâkim sınıfların da attığı imzalarla konumlandırılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

Yıldız konuşmasının devamında: “Bizler bu çalışmayı yaparken bu saldırıyı ters yüz ederek emekçi halkımıza anti-emperyalist mücadeleye katmaya çalışıyoruz ve bir ayla sınırlı tuttuğumuz kampanyamız bitse de bu mücadelemiz devrimci dostlarımızla birleşerek sürecek. AKP Hükümetinin “one minute”le yaptığı sahte kabadayılıkla uşaklığını gizlemeye çalışsa da hatta “biz hedef ülke belirlemedik” dese de bunu ikiyüzlü bir yalan olduğu orta yerde durmaktadır.

Bizimle emperyalizmin Türk hâkim güçlerinin eliyle ülkemizin kullanılmasını engellemek ve dünya çapında anti-emperyalist mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu temelde İstanbul'da devrimci kurumlar tarafından oluşturulan anti-emperyalist mücadele önemlidir. Bizlerin temel amacı bu mücadeleyi daha da büyüterek önleyici hale getirmek olmalıdır.” dedi.

Yapılan sunumların ardından Haluk Gerger dinleyicilerin sorularını cevaplandırdı.