| Irak’ın Kerkük Kentinde Gerçekleştirilen Ortadoğu Kadın Konferansı Başarıyla Sonuçlandı |
|
KERKÜK (04.01.2011) - 2 - 8 Mart 2011 tarihleri arasında Venezüella’da gerçekleştirilecek olan Dünya Kadın Konferansı’nın farklı kıtalarda ve bölgelerde ön hazırlık süreçlerini oluşturan konferanslardan biri olan Ortadoğu Kadın Konferansı 24 - 26 Aralık 2010 tarihleri arasında Irak’ın Kerkük kentinde gerçekleştirildi.
Kerkük’te Özgür Kadın Derneği’nin ev sahipliğinde güvenlik önlemlerini de alarak gerçekleştirilen konferansa İran, Suriye, Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın yanında Irak’ın farklı bölgelerinden kadın kurumları katıldı. Filistin ve Lübnan, toplantıya katılamama mazeretini bildirerek konferansa raporlarını sundular ve konferansın gündemleri doğrultusunda alınacak kararlara ortak olacaklarını bildirdiler. Toplantıya Irak’tan Özgür Kadın Derneği, Kürdistan Özgür Kadın Hareketi (PJAK), Hiva Derneği, Kadın için Kadın Derneği, İştar Örgütü başkanı, İran’dan Yekitiya Jinen Rojhilate Kurdistan (Doğu Kürdistan Kadın Birliği-YJRK), Yekitiya Star, Ceni Kadın Bürosu, Kerkük Parlamentosu üyesi; Türkiye-Kuzey Kürdistan’dan ESP/Sosyalist Kadın Meclisi, Demokratik Kadın Hareketi, Yeni Demokrat Kadın, İmece ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi ve Selis Kadın Dayanışma Merkezi katıldı. Kürt, Türk, Arap, Asuri farklı uluslara ve etnik kimliğe mensup olan kadınların katılımıyla Ortadoğu’nun zenginliğini yansıtan konferansta Kürtçe, Türkçe, Arapça dilleri konuşuldu. Konferansın gündemleri : I.Gün: -Venezüella Kadın Konferansının hazırlık sürecine ve içeriğine dair bilgilendirme -Ortadoğu Kadın Konferansının örgütlenmesine ve gündemlerine ilişkin bilgilendirme ve öneriler II.Gün: -Ortadoğu ülkeleri adına kadın kurumlarının raporları ve kadın kurumlarının sunumları -Venezüella Dünya Kadın Konferansı’nın Gündemleri, Gündemlere Dair tartışmalar, öneriler ve kararlar III.Gün: -Ortadoğulu Kadın Konferans’ının Venezüella Kadın Konferans’ına sunacağı sonuç bildirgesi -Ortadoğu Kadın Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi -Basın Toplantısı I. GÜN: Konferansın başlangıcında devrim ve demokrasi mücadelesinde şehit düşen kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu.
Latin Amerika’da alınan bir toplantı ile üç belgeye son şeklinin verildiği ve bu belgelerin birkaç dile çevrildiği, sonrasında gerçekleştirilen başka bir toplantıda da konferansın programı üzerine yoğunlaşıldığı ifade edildi. Ortadoğu adına farklı ülkelerden katılımın sağlandığı toplantının ise Eylül 2010’da gerçekleştirildiği aktarıldı. Konferansın temel ilkeleri; anti-emperyalist, anti-faşist olan her kadın kurumunun katılabileceği, her kurumun ve ülkenin hem konferansın örgütlenmesine hem de konferansa katılımında eşitlik ilkesine dayanmak, hem hazırlık sürecinde hem de konferans sürecinde herkesin hakları kadar yükümlülüklerini de belirlemek, hiçbir düşünceyi ezmeden her düşüncenin kendini temsil etmesini sağlamak ve bu amaçla azınlık düşünceleri de koruyarak yansıtmak, konferansın her aşamasında alınan esas kararlar doğrultusunda demokratik bir işleyiş sağlamak, mümkün olduğunca geniş bir katılımı sağlamak olarak dile getirildi. Bu ilkeler doğrultusunda konferansın iki temel eksende ele alındığı ifade edildi. Birinci eksen olarak; Genel Meclisin oluşturulması, eşit temsili sağlamak amacıyla her ülkeden beş delegenin katılımı ve bu delegelerin kendi ülkelerindeki kadın kurumlarının tümünü temsil eden bir nitelikte olmasını sağlamak amacıyla alt örgütlenme süreçlerine yoğunlaşılması, meclisin bu doğrultuda temsiliyetler toplamından oluşmasının kararlaştırıldığı, bu meclisin sonuç bildirgelerini de oluşturacağı ifade edildi. İkinci eksen olarak; çok renkli ve geniş katılımlı bir kitle programının oluşturulacağı dile getirildi. Bu programlara her ülkenin istediği sayıda ve nitelikte katılabileceği, belirli gerici sistemlerin parçası olmayan her kadının (anti faşist, anti-emperyalist) davet edildiği, edileceği söylenerek, konferans boyunca çeşitli seminerlerin, etkinliklerin ve atölye çalışmalarının ve aynı zamanda kültürel ve sanatsal aktivitelerin yer almasının hedeflendiği vurgulandı.
Konferans hazırlık komitesinde özellikle bazı ülkelerin ısrarıyla Ortadoğu Bölgesi’nin de temsiliyetinin zorunluluğunun ifade edildiği ve yürütülen tartışmalar sonucu kıtaların temsilinin yanında Ortadoğu Bölgesi temsilinin de sağlanarak Dünya Komitesi’ne dahil edildiği aktarıldı. Yapılan bu konferanslarda tartışılan konulardan birinin de Venezüella’daki konferansa kimlerin katılacağı üzerine olduğu aktarıldı. Özellikle erkeklerin katılıp katılamayacağının tartışıldığı ve sonuç olarak konferansa katkı sunmak isteyen erkeklere açık olunacağı, ancak konferans sırasında ön plana çıkmamaları, pasif yardımcı roller alabileceği (yemek, çocuk bakımı vb. konularda yardımcı olabilecekleri) üzerinde ortaklaşıldığı dile getirildi. Venezüella Hazırlık Komitesi adına verilen bu bilgilerin yanında konferansın içeriği, örgütlenmesi ve maddi zemini boyutuyla herhangi bir güce ve dış unsura (erkeklere, diğer örgütlere, devletlere ve egemen güçlere) yaslanılmadığı ve tamamen kadın kurumlarının, kadınların kendi imkan ve koşulları üzerinden örgütlendiği vurgulandı. Bu nedenle mali açıdan belirli sıkıntılar ve yoksunluklar yaşandığı, mevcut sorunu aşmak amacıyla Venezüella konferans komitesinin uluslararası bir fon oluşturmaya çalıştığı, ancak somutta bu fona katkının az olduğu, tam tersine fondan katkı isteyen kadın kurumlarının oldukça fazla olduğu aktarıldı. Dolayısıyla her ülkenin esasta kendi maddi zeminini oluşturmasının bir zorunluluk olarak açığa çıktığı ifade edildi.
Bu ve benzer kaygıları taşıyan bazı kurumlarla birebir görüşmeler alındığı ve bazılarının konferansa katılmaya karar verdikleri, bazılarının ise (anarşist feministlerin) bu konferansı dünya kadın konferansı olarak görmediklerini belirterek katılmamakta ısrarcı olmanın yanında alternatif bir konferans örgütlemeyi tartıştıkları dile getirildi. Bu konferansın mevcut sorunlara rağmen tüm feministlere açık olduğu vurgulanarak, bir süre önce Montreal’da Maoistlerin düzenlemiş olduğu bir konferansın gerçekleştirildiği ve bu konferans iradesinin kendilerini desteklerini bildirdikleri, dolayısıyla olumlu gelişmelerin de yaşandığı aktarıldı. Venezuella Hazırlık Komitesinin aktardığı sürece ve bilgilendirmelere dair kadın kurumlarının aktardığı görüş ve önerilerin ardından Ortadoğu Konferansı’nın birinci günü sona erdi. II. GÜN: İllk gündeme bağlı olarak öncelikle konferansa katılan ülkeleri temsilen katılan kadın kurumlarının ortak sunumunu içeren ülke raporları okundu. Ülkemiz adına Demokratik Kadın Hareketi, Sosyalist Kadın Meclisi/ESP, İMC ve Yeni Demokrat Kadın’ın ortak raporu okundu. Ayrıca ülkemizden katılan DÖKH’ün hazırlamış olduğu rapor okundu. Mevcut beş kurumun birlikte ülkemize dair ortak bir değerlendirme yapmasının da zorunluluk olduğu üzerinde durularak, mevcut eksikliğin giderilmesi ve Venezüella konferansı öncesi DÖKH’,n davet edildiği ortak toplantılara katılamaması sonucu yaşanan bu eksikliğin önümüzdeki süreçte giderilerek ortak bir ülke raporunun oluşturulması kararlaştırıldı. Irak adına konferansa katılan Kürt, Arap, Asuri kadınları temsil eden kadın kurumları olan Kürdistan Özgür Kadın Hareketi, Hiva Derneği, Özgür Kadın Merkezi, Kadın için kadın derneği, İştar, Kerkük Kadın Komitesi’nin ortak imzasını taşıyan rapor okundu. Irak’ın gerçek tablosunu çarpıcı bir biçimde açığa vuran raporda, Irak Cumhuriyeti’nin birçok etnik ve dini unsurun birlikte yaşadığı bir durumdan, emperyalist işgallerle birlikte bölgede tüm bu unsurların çatışmalarla birbirine düşmanlaştırıldığı ve kullanıldığı aktarıldı. Irak’ın tarihsel sürecine de değinilerek özellikle 1980-1988 arası süren İran-Irak savaşı, 1991’de Körfez Savaşı, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali ile ülkenin savaşın yarattığı şiddet ve çatışma ortamından derinden etkilendiği, bu tabloya bir de dini rejimlerin yol açtığı terör saldırıları eklendiğinde genelde Irak halkının, özelde de Irak’ta yaşayan kadınların karşılaştığı saldırıların, yoksulluğun ve hak gasplarının çok yoğun olduğu ifade edildi. Bu savaşlardan, ambargo, göç, yoksulluktan en çok kadınların etkilendiği dile getirildi. Irak’lı kadınların özellikle 2003-2010 arası karşılaştığı çok yönlü tehditler; yasaların kadınların aleyhine işlemesi nedeniyle yasal anlamda yaşanan mağduriyet, savaşta silahlı çatışmalarda direkt ve dolaylı yollarla en fazla hedef haline gelen kadınların olması, Irak’ın elektrik, su, yol vb. altyapı sorunlarının artmasının kadınların yoksunluğunu artırması, hükümetin idari yönetimlerindeki yolsuzluklarının faturasının en çok kadınlara kesilmesi, kadına yönelik feodal değerlerin korunduğu Irak’ta ayrıca kadının toplumsal rolünü azaltmak için dini terör gruplarının etkinliğinin kadın üzerindeki baskı ve şiddeti katlanılmaz bir dereceye yükselttiği aktarıldı. Savaş ortamından kaynaklı ölümün çok kanıksandığı bölgede özellikle kadın cinayetlerinin çok olağan karşılandığı, yüzlerce kadının öldürüldüğü, öldürülen kadınların çoğunun aydınlar, yazarlar ve gazetecilerden oluştuğu, tecavüze uğradığı ve hapsedildiği vurgulandı. Aile içi şiddetin de mevcut aile yapısı ve kadına geleneksel bakışın hakimiyetinin yanında bölgedeki savaş ve kaos ortamı ile çok daha yoğun yaşandığı dile getirildi. Kadınların tüm bu karanlık tablo karşısında mücadele yürütmekten başka şanslarının kalmadığı, tüm tehlikelere karşın mücadeleye devam edileceği vurgulandı. Irak kadın örgütlerinin raporunun ardından İran’da mücadele yürüten Yekitiya Jinên Rojhilatê Kurdistan (YJRK)’ın okuduğu raporda ise Kürt, Fars ve Azeri halkının kardeşliğine dayanan İran’ın zengin kültürel mirasının, İran’da hakim olan baskıcı ve totaliter İslami rejimin uygulamaları ile bir halkın diğer halktan üstün görülmesi sonucu eşitliğin ve demokrasinin yok sayıldığı ifade edildi. Şeriat yasalarının ve tek inanç biçimi olan Şiiliğin koşulsuz hakimiyetinin olduğu İslami totaliter rejim ile özellikle kadınların üzerindeki baskı ve şiddetin tek kelimeyle vahşete dönüştüğü dile getirilerek kadınlara yönelik cezaların da karanlık çağda dahi uygulanmadığını, kadınların gözünü çıkarma, çeşitli uzuvlarını kesme, kırbaç cezasına ve recm cezasına çarptırma ve idamlar gibi yaşamını elinden alan cezalara tabi tutulduğu ifade edildi. Ayrıca kadınlara yönelik şiddetin, yasalarda kadın-erkek eşitsizliğine dayalı bir sistemin meşrulaştırılmış olmasından kaynaklı kadının kaderine dönüştürüldüğü dile getirildi. Kadınların tüm bu baskılar karşısında ya boyun eğdiği ya da intihar ettiği vurgulanarak, tüm bu baskılara karşı güçlü kadın mücadelelerinin yürütüldüğü, idam cezaları ve recme karşı yılmadan mücadelelerini sürdürdüklerini dile getirdiler. Şu anda recm cezası alan 25 kişinin bulunduğu, içlerinde Zeynep Celaliyan gibi mücadele yürüten kadınların olduğu ifade edilerek Ortadoğu’daki tüm kadınların idam ve recm cezalarının kaldırılmasına yönelik mücadelenin bir parçası olması çağrısında bulunuldu. İran’lı kadınlardan sonra Suriye’den katılan Yekitiya Star (Star Kadın Birliği)’nin sunduğu raporda Suriye’de Baas Rejimi’nin baskı ve şiddetinin kadınlara etkileri anlatılarak 1962 yılından beri ülkede ilan edilen Olağanüstü Hal’in yanında gün geçtikçe mevcut rejimin artırdığı milliyetçiliğin sonucu Arap milliyetçiliğinin diğer uluslar ve etnik unsurlar üzerinde baskı kurduğu, kadınların şeriat yasalarının, toplumsal ve sosyal baskıların yanında özellikle Kürt ise baskıların en koyusunu yaşadığı, genç yaşta evlendirilme, gelenekler nedeniyle kadınların okumasının engellenmesi, baskıların yoğunluğu nedeniyle özellikle Kürt kadınlarının intiharlarının artması, özellikle bizim ülkemizle Suriye arasındaki sınır serbestliğinin olduğu günden bugüne Suriye’den kadın ticaretinin artırıldığı, Suriye’de Kürt kadınlarının güçlü bir örgütlülüğe sahip olduğu, Suriye’de Baas rejimine karşı mücadele yürüten başka bir kadın örgütlülüğü olmadığı için bu örgütlülüğün ülkedeki tüm kadınların sorunlarını dile getirmede öncü roller üstlendiği gibi önemli konu başlılarına değinildi. Ülke raporlarının sunulmasından sonra konferansa katılan kadın kurumları kendilerini tanıttı, mücadele deneyimlerini aktardı. Birçok kadın kurumunun ilk kez bir araya gelerek deneyimlerini paylaşmasının, konferansın en somut kazanımlarından biri olduğu, tüm katılımcıların ortak görüşü olarak yansıdı. Bu bölümde en çarpıcı olarak yansıyan şey şu gerçek oldu: Ortadoğu’ya yönelik kapsamlı saldırılarda en derin yaralar alan kadınlar hep mağdur olarak gösterilirken, aslında büyük bir güce, tarihsel bir deneyime ve zenginliğe sahipti. Bu gerçeğin dünya kamuoyuna taşınmasının önemi bir kez daha açığa çıkarılarak, önümüzdeki süreçte Ortadoğu kadın mücadelesinin birleşik, güçlü bir programa yaslanması zorunluluğu daha derin hissedildi. İkinci günün son gündemi olarak, Venezüella Dünya Kadın Konferansı için hazırlık komitesinin belirlemiş olduğu gündemler ele alındı ve değerlendirildi. Kadının çifte ezilmişliği, kadına yönelik şiddet, fuhuş, kadın ticareti, dini ayrımcılık ve baskı, cinsellik, kadın hareketleri ve feminizm, kadınların emek cephesinde yaşadığı sorunlar ve mücadelesi, yarı-feodal, yarı-sömürge ve emperyalizme bağlı ülkelerde çiftçi kadınlara eşit ücret, toprak reformu ve toprağın kadınların da mülkiyetine geçmesi, emperyalizmin aşırı üretimi sevkettiği bir dünyada açlık ve yoksulluk ve daha birçok konu başlığını, alt başlıkları içeren taslak üzerine çeşitli eleştiriler dile getirildi. Kadın kurumlarının mevcut görüş ve önerileri iki başlık üzerinden değerlendirildi. Bunlardan birincisi; Venezüella Dünya Kadın Konferansı’na Ortadoğulu kadınlar adına sunulacak olan ortak metin iken, ikincisi; Ortadoğu Kadın Konferansı’nın Venezüella Kadın konferansından bağımsız olarak önüne koyacağı ortak mücadele hattı ve programını içerecek olan sonuç bildirgesi oldu. Birinci başlık çerçevesinde ön plana çıkan ortak görüşler şunlardı: -Venezuella Dünya Kadın Konferansı için belirlenmiş olan konu başlıklarının Avrupa merkezli bir bakış açısını yansıttığı, diğer kıtalar ve bölgelerdeki kadın sorununu yansıtmaması, konferansta bu anlayışın eleştirisinin dile getirilmesi -Yine belirlenen konu başlıkları çerçevesinde ağırlıklı olarak yansıyanın kadının mağduriyeti olduğu, oysa ön plan çıkması ve somutlanması gerekenin kadının mücadelesi olduğu, bu kapsamda dünyanın farklı yerlerindeki kadın kurumlarının kendilerini ifade edebilecekleri bir zeminin sunulmasının önemi -Konu başlıklarının düzensiz ve dağınık olduğu; kadına yönelik şiddet, dinin kadın üzerindeki etkileri ve baskısı, fuhuş, kadın emeği ve örgütlenme biçimleri, kadın mücadelesinin somut çözüm önerileri, dünyada kadın örgütlenme modelleri ve perspektifleri, erkek egemen düzenin tarihsel kökeni ve cins bilincinin gelişimi, savaşta ve barışta kadının etkin rolü gibi başlıklar önerilerek, konu başlıklarının ayrı ayrı düzenlenmesi ve alt başlıklar biçiminde açımlanması, cinsel şiddetin çok daha geniş kapsamlı olarak ele alınması, egemen güçlerin birleşik mücadelesine karşı enternasyonalist kadın mücadelesinin hayata geçirilmesine somutta daha fazla yoğunlaşılması -Konferansın gündemine Ortadoğulu kadınların şu anda çok acil olarak dile getirilmesi gereken recm, idam cezaları gibi uygulamalar nedeniyle idamı bekleyen Zeynep Celaliyan gibi kadınların şahsında idam cezalarının ve recm cezasının kaldırılmasına yönelik mücadeleye ortak çağrının zorunluluğu İkinci günün son gündemi olarak Venezüella Dünya Kadın Konferansı’na ilişkin, gidiş, kalınacak yer, giderler gibi konulara ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. III. GÜN: Venezuella Dünya Kadın Konferansı’na sunulacak olan ortak metin üzerinde tartışılarak son hali verildi. İkinci başlık çerçevesinde Ortadoğulu kadınların önümüzdeki süreçlerde atacağı ortak-somut adımlar üzerinde durularak bazı kararlar alındı: -Ortadoğulu kadınları anlatan ortak bir slogan ve şiar belirlenecek. -Ortadoğu Kadın Konferansı sonuç bildirgesi üzerinden bir bildiri kaleme alınacak ve toplantıya katılamayan Ortadoğu’daki tüm kadın kurumlarıyla iletişime geçilerek imzacı olmaları sağlanacak. -Venezüella Kadın Konferansı’na kadar iletişim ve koordinasyonu sağlayacak olan bir hazırlık komitesi oluşturuldu -Ortadoğu’ya yönelik kapsamlı ve detaylı bir mücadele programı geliştirebilmek amacıyla Venezüella Kadın Konferansı’ndan sonra, Ortadoğu’da sürekliliği olan ortak bir mücadele birliği oluşturmak amacıyla bir Ortadoğu Kadın Konferansı’nın örgütlenmesine karar verildi. Özgür Kadın Derneği’nde Roj TV ve DİHA haber ajansının katıldığı basın toplantısında Ortadoğu Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesi Türkçe ve Kürtçe olarak okunarak kamuoyuna duyuruldu ve tüm kadınlar recm ve idam cezalarına karşı yürütülen mücadeleye davet edildi. |





Daha önce konferans yeri Erbil olarak belirlenmişti. Ancak Ortadoğulu kadınların emperyalizmin saldırılarının yanında bölgedeki çelişkilerin yoğun olarak yansıdığı, farklı etnik ve dini unsurların birarada yaşadığı, işgalin ve saldırıların sonuçlarının en yoğun yaşandığı, hala çatışmalı olan bir bölge olan Kerkük’ü tercih etmeleri, tüm dünyanın dikkatini bu gerçeğe çekmek, mevcut tehlikeye karşın kadınların kendi gücüne güvendiğini, tüm baskı ve şiddete karşın mağduriyeti iradeleriyle aşarak mücadelenin devam ettiğini göstermek içindi.
Bu konferansın ilk çalışmalarının 2006 yılında Almanya’da Siyasi Kadın Konseyi adı altında başlatılan girişimlerle başlandığı ve dünyanın farklı yerlerinde mücadele yürüten birçok kadın kurumunun bu toplantılara davet edildiği, bu toplantılarda alınan ortak karar üzerine Venezüella’da uluslararası düzeyde bir kadın konferansı örgütleme fikrinin açığa çıktığı aktarıldı. Esasta dört ülkenin bu konuda inisiyatif olduğu (Almanya, Venezüella, Ekvator ve Arjantin) ve ilk kez Mart 2008’de Venezüella’da bir araya gelerek düzenlenecek olan Dünya Kadın Konferansı’na dair taslak metin, kadın sorununu dile getiren politik içerikli bir metin ve konferansın hangi temel ilkeler üzerinden ele alınacağını içeren üç farklı metinin kaleme alındığı ifade edildi. Bu adımdan sonra konferans fikrinin dünya kamuoyuna duyurulduğu, kısa bir süre sonra bu düşünceyi destekleyen birçok kadın kurumu olduğu ve konferansı örgütleme kararını imzalayan ülke sayısının 28 civarında olduğu, Kolombiya, Peru, Yunanistan, Rusya, Kürdistan, Türkiye, İtalya gibi birçok ülkenin yer aldığı söylendi.
Tüm bu çalışmaların örgütlenmesinden sorumlu olacak bir dünya komitesinin örgütleneceği bilgisi verilerek bu komitenin her ülkede semtlerden bölgelere kadar komiteler üzerinden örgütlenmesi ve bu komitelerin belirleyeceği temsilcilerin ülkeyi temsil ettiği, kıtalardaki ülkelerin temsilcilerinin oluşturduğu bir üst komitede ise kıtaları temsil eden temsilcilerin belirlenmesi ve bu temsilcilerden de en üst komite olan dünya komitesinin oluşturulması şeklinde belirlenen bir işleyişin hayata geçirilmeye çalışıldığı aktarıldı.
Son olarak kamuoyuna da belirli ölçülerde yansıyan bir tartışmaya dair bilgi verildi. Feminist kadın kurumlarının bu konferansa dair çeşitli kaygılarının olduğu, açığa çıkan en somut kaygının bu konferansın belirli güçler tarafından organize edildiği kaygısı olduğu, örneğin; konferans Venezüella’da düzenleneceği için Venezüella Devlet Başkanı Chavez’in bu konferansı ideolojik ve siyasal olarak yönlendireceği kaygısının dile getirildiği aktarıldı.