| "TEKEL Direnişi Şehidi İşçi Hamdullah Uysal Anısına!" |
|
ANKARA (25.02.2011) - Geçtiğimiz yıl, 78 gün süren Büyük TEKEL Direnişi'nin 73. gününde, yani bugün, işçi Hamdullah Uysal yaşamını yitirnişti.
Demokratik Haklar Federasyonu'nun da işçi yatakhanesi haline getirdiği Ankara Demokratik Haklar Derneği'nde, büyük bir özveriyle, gece gündüz mücadele ettiği Büyük TEKEL Direnişi, ardında, son derece önemli dersler bıraktı. Bunların içerisinde en anlamlı olanlardan birisi de direnişin en ileri işçilerinden olan Hamdullah Uysal'ın büyük bir kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesiydi. Ankara Kızılay’daki direniş çadırlarında nöbet tutmakta olan Hamdullah Uysal, sabah 5.30 sularında, direnişin 73. gününde, direniş yorgunu bedeniyle Mithatpaşa Caddesi'ni geçmeye çalışırken, hızla geçmekte olan bir cipin altında kalarak yaşamını yitirmişti. Hamdullah Uysal, kararlılığın, azmin, fedakarlığın bir sembolü olarak tarihe geçti. Hamdullah Uysal, bugün, işçi ve emekçi hareketine, ezilenlere dönük gözaltı, tutuklama saldırılarına karşı can bedeli bir emek ve özgürlük mücadelesinin yol göstericisi olarak tarihe geçti. Aşağıda, 27 Şubat 2010’da Samsun’da düzenlenen TEKEL İşçileri Dayanışma Gecesi'nde, Hamdullah Uysal'a hitaben bir işçinin yazdığı mektubu paylaşıyoruz: “Sevgili Dostum, Açlık Grevinde giydiğin kefenin üzerine 'ölüm değil beni korkutan, çocuklarımın geleceğidir' yazmıştın ya hani! Oldu mu şimdi? Çocuklarımızın geleceğini, güzel günlerimizi ve kazanımlarımızı görmeden gitmek var mıydı? 'Ben Ankara’da kalırım, hiç gitmem artık' derken bunu mu haber veriyordun? 'Her ölüm erken ölümdür' de, seninki çok erken oldu be kardeşim. İçinden fırtınalar gelip geçerdi de, yalnızca gözündeki hüznü görürdük. Acı tebessümünü neredeyse tüm fotoğraflarında fark ederdik etmesine de elimizden bir şey gelmezdi. 'Ölmek var dönmek yok' direnişimizin temel sloganıydı! Kararlılığımızı haykırmak içindi. Senin bunu böyle ciddiye alman gerekmezdi! Can Dostum, Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Seni kaybetmenin acısıyla mücadelemiz bambaşka bir boyutta şimdi. Senin için de kazanmalıyız artık. Bize büyük bir sorumluluk yükledin.
Tekel Direnişi’nin ilk gününden beri kendine ve bize tekrarladığın sözcükleri geri sardığımızda; sanki olacakları biliyordun. İşte bu yüzden acımız daha fazla… Daha derin… Türk-İş’in tam karşısında, Karacaoğlu’nun önündeki direkte (kısa boyu nedeniyle) en alttaki imzayı atan 'küçük dev adam' seni büyük bir özlemle anıyoruz. Direği terk ederkenki kızgınlığın. Çadırların düzenini sağlamaktaki kararlılığın. Davetsiz ziyaretçilere (!) yönelik tavrın. Hangi birini anlatacağız. Olacaksan bir şey, İşçi Sınıfı Kahramanı ol! Olacaksan bir şey, Hamdullah Uysal ol! 'Sözler akşam üstleri insanı ısıran tatarcıktan başka bir şey değildir. Sözler insana tatarcıklar gibi eziyet eder, mezarına değin kovalarlar onu! Ama mezardan öteye de gidemezler…' Şimdi sözlerin seni incitemeyeceği yere geçtin Hamdullah! Kardeşim Hamdullah, Seninle şakalaşmalarımızda, senin kendini medyada gösterme merakında olduğunu söyler, seni kızdırırdık ya hani! Seninle ilgili o acı haberi tüm televizyonlar verdi vermesine de, bu şaka değildi ki. Kocaman dramatik bir ironiydi. Keşke bu kadar ünlenmeseydin be kardeşim!” |





78 gün süren ve ülkedeki tüm işçi, emekçi hareketlerini etrafında kenetleyerek, kısa sürede tüm toplumsal muhalafetin odak noktası, itici gücü haline gelen TEKEL işçi direnişinin üzerinden bir yıl geçti.
Kardeşim Hamdullah,