| Dersimliler'den Yaklaşan "Munzur Festivali"ne Dair Görüşler |
|
DERSİM (19.07.2009) - 9. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne günler kala, Dersim’de festival heyecanı herkesi sarmış durumda. Yaz dönemi nedeniyle hareketlenen şehirde, kahvelerin, çay bahçelerinin ve parkların en önemli gündem maddelerinden biri de festival…
Yaklaşan festivale ilişkin, yolda karşılaştığımız veya rastgele dükkânına girdiğimiz Dersimliler’le, kısa sohbetler gerçekleştirdik. Sohbet ettiklerimizin çoğu, festival sırasında çalışmak durumunda olan ve festival dönemindeki hareketliliği maddi kazanca dönüştürmeye çalışan Dersimliler’di. Bu da festivalin Dersimliler için bir başka ve hem de hiç küçümsenmeyecek anlamı olmuştu artık. Tek bir fabrikası olmayan ve halkının önemli bir kısmı yurtdışından gelen destekle ayakta durabilen Dersim’de, festivallerin siyasal ve kültürel anlamının yanına, bu da ekleniyordu. “Festival sayesinde para kazanıyoruz” Munzur kıyısındaki kafelerin yanındaki stantlardan birinde gözleme açan 42 yaşındaki ev kadını Fatma’ya, festivale ilişkin düşündüklerini sorduğumuzda bize verdiği cevap şöyle oluyor: “Bak, festivalin olması güzel bir şeydir. Ama bir ay bizi kurtarmıyor. Festival sayesinde para kazanıyoruz. Bak, benim kızım Marmara Üniversitesi’ni okuyor. Ama bizim hiçbir yerden gelirimiz yok. İnan ki bak bu festival de olmasa, biz öğrencimizin yol parasını bulup yollayamıyoruz. Çok zor durumdayız. Yani gazeteye verin, bu sorunu devlet de, başbakan da herkes okusun.” Maddi sıkıntılarından biraz daha bahseden Fatma, bu konular için valinin yanına gidişine getiriyor konuyu: “Tunceli Valisi’nin yanına gittim, eski Tunceli Valisi’nin… Gittim, iş istedim. Bana dedi ki, ‘siz oyunuzu DTP’ye vermişsiniz, gidin size yardım etsin, sizi işe koysun.’ Ben de orada dedim ki, ‘ben DTP’ye mi vermişim, oraya buraya fark etmez ama siz bir Vali olarak bana yardımcı olmak zorundasınız, ben mağdur durumdayım.’ Yani bunu bana söylerse bir vali, yani particilik yaparsa bir ilin valisi, daha artık biz ölmüşüz… Biz gidip derdimizi kime anlatalım. Ben bunları yazmanızı istiyorum.” Festivalin Dersim’in doğasını ve kültürünü korumak açısından da bir anlamı olup olmadığını sorduğumuzdaysa şu cevabı alıyoruz: “Biz doğamıza değer veriyoruz. Doğamıza zarar verilmesini de istemiyoruz. Çok güzel yerlerimiz var. Mesela Munzur Baba’nın suyunun yok olmasını istemiyoruz. Yani biz baraj istemiyoruz açıkçası. Festivalin de her sene olmasını istiyoruz. Yani güzel, hem şenlik olarak, hem fakir insanlara bir ay da olsa, hiç olmazsa maddi olarak biraz katkı sağlıyor.” “Çalıştığım için hiçbir etkinliği takip edemiyorum” Fatma’yla yaptığımız sohbetin benzerini, boya sandığını işlek bir yolun üzerine kurmuş 25 yaşındaki Engin Gerçek’le de yapıyoruz. Onun için de festivallerin en önemli anlamı, sağlayacağı maddi kazanç… Ona festivalde en çok hangi etkinlikleri takip ettiğini sorduğumuzda, şöyle cevap veriyor:
Festivalin Dersim’in kültürü ve doğasıyla ilişkisini hatırlatınca da, “Barajın yapılmasının Munzur için hiçbir faydası yok. Bizim doğal güzelliğimizi yok edemezler. Barajı istemiyoruz.” diyor hemen… Festivale ilişkin sohbetlerimizde dikkatimizi çeken bir konu da, halkın esnafla ilgili şikâyetleri oluyor. Herkes aynı şeyi söylüyor: “Festival zamanında esnaf her şeyi çok pahalıya satıyor” Yolda karşılaştığımız 50 yaşındaki ev kadını Şenay Parlak, bu konuyu şöyle dillendiriyor: “Festivaller önceden güzeldi ama bu iki senedir hiç memnun değiliz. Eskiden kalabalıktı, güzeldi. Şimdi gitgide azalıyor yani. Kimse gelmiyor. Her şeyi çok pahalı veriyorlar esnaflar. Belediye standartları falan olsun, herkes ona göre hareket etsin. Kafasına göre herkes hareket ediyor.” “İnsan, pahalılıktan dolayı burada çay içmeye korkuyor” Aynı sorunu, bir kahvede otururken sohbet ettiğimiz 29 yaşındaki taksi şoförü Serkan ise, şöyle anlatıyor: “Tunceli’deki esnaf festivallerde her şeyi pahalı şekilde veriyor. Bu da zaten halkı rahatsız ediyor. Mesela Hozat’ta, ne bileyim Ovacık’ta festivaller çok güzel. Etkinlikler çok güzel. Zaten bu etkinlikler insanların kaynaşmasını sağladı. Ama geçen seneye oranla bakıyorsun, bu sene kimse yok. Yani biraz da artık bu krizden dolayı mı gelmiyorlar, yoksa işte bu pahalılıktan dolayı mı gelmiyorlar. Tunceli dedikleri gibi adam gelip burada bir çay içmeye bile korkuyor. Yani bu gibi sorunlar var.” 34 yaşındaki tezgahtar Serpil Alkış’ın yanına gittiğimizdeyse, festivallere ilişkin pek çok “ah” işitiyoruz. Festivallerde ekonomik kazancın ön plana çıktığını söyleyen Serpil Alkış, başka şeyleri de eleştiriyor: “Festival eğlence havasında geçiyor” “Adında da dediği gibi, bu “kültür ve doğa festivali” diyoruz, değil mi? Kültürümüzü dışarıdaki insanlara anlatabilmek, buna uygun etkinlikler yapmak gerekir. Sadece konser havası içinde geçmemeli. Başka şeyler de yapılıyor ama onlara talep çok olmuyor. Geçen senelerde birkaç tiyatro, panel falan yapıldı. Katıldım, ama baktım insan yok. Bence bu tür etkinliklerin de çok fazla kitleye ulaşması gerekiyor. O yönü çok eksik kalıyor mesela. İnsanlar genelde festivali eğlence havasında geçiriyor.” “İlk festivallerle şimdikiler arasında bir fark var mı?” diye sorduğumuzdaysa, şu cevabı alıyoruz: “Ben bütün festivallerde burada tezgâh açtım. İlk festivallerden bugüne, gitgide azalıyor katılım. Bunun nedenini kendimce şöyle değerlendirebilirim: İnsanlar geldi ve belki de bekledikleri şeyi göremediler. Ya da buradaki insanlar sömürdüler gelenleri.” Munzur Festivali’ne ilişkin halktan görüşler almaya başlarken, pek çok kişinin Dersim’in doğasına, kültürüne ilişkin cümlelerle bizi karşılayacağını düşünüyorduk. Ancak ne yazık ki, maddi imkânsızlıklar, insanları böylesi bir festivali dahi maddi kazanç elde etmek için “fırsat kapısı” olarak görmeye yöneltiyor. Ancak yine de Dersimliler’in festivali salt “kazanç kapısı” olarak görmedikleri, kültürlerine ve doğalarına da büyük bir özveriyle sahip çıktıkları bir gerçek… Festivalde ve diğer zamanlarda Munzur’a veya diğer doğal güzelliklerin yok edilmesine ilişkin yapılan eylemlerdeki kitlesellik, bu gerçeği gözler önüne seriyor. |



Munzur Festivali’nin Dersim’in doğasına, kültürüne dönük duyarlılığı eyleme dönüştürme gibi bir anlamı olduğu gibi, ayrıca, pek çok Dersimli için de “ekmek kapısı” işlevi görüyor. Festivalden günler öncesinden itibaren açılan stantlarda Dersimliler gözleme, takı vs. satarak ek gelir elde ediyorlar.
“Doğrusunu söylemek gerekirse, hiçbir etkinliği takip edemiyorum. Çalıştığım için, hep böyle oluyor. Festival maddi sorunlarımızı da bir nebze gideriyor tabii ki… Zaten ne geliyorsa festivalde geliyor. Sonra zaten yine burası eski haline dönüyor. Biz bu hareketliliğin festivalden sonra da devam etmesini istiyoruz. Öyle daha güzel olur.”