| Munzur Festivali’nin İlk Gününde Yoğun İlgi ve Coşku Vardı |
|
DERSİM (31.07.2009) - Munzur Festivali, ilk gününde gece geç saatlere kadar yoğun ilgi ve coşkuyla geçti.
Etkinlik girişinde dikkat çeken bir ayrıntı da, politik kitle örgütlerinin çalışmaları oldu. Bu çalışmalar arasında kitleselliği ve çok yönlülüğüyle Demokratik Haklar Federasyonu’nun yoğun çalışması dikkat çekti. Etkinlikte belediye başkanı Edibe Şahin, TUDEF Genel Başkanı Özkan Tacar, milletvekilleri Şerafettin Halis ve Emine Ayna, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek ve ÖDP Genel Başkanı Alper Taş birer konuşma yaparken, sanatçılar Ali Asker, Sezen Aksu, Diyar ve Grup Yorum konser verdi. Açılış etkinliğinde ilk konuşmayı, Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin yaptı. Şahin, yaptığı kısa konuşmada, az zamanda iyi bir festival programı ortaya çıkarabildiklerini ifade ederek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Festivalde yalnızca konserlerin değil, söyleşilerin, panellerin, sergilerin de devam edeceğini söyleyen Şahin, Dersimlileri bu etkinliklere de ilgi göstermeye çağırdı. Özkan Tacar: Hepinizi Mercanların ruhuyla selamlıyorum Edibe Şahin’den sonra sözü alan TUDEF Genel Başkanı Özkan Tacar, sözlerine “Hepinizi Munzur’un coşkusu, Dersim’in asiliği, Mercanların ruhuyla selamlıyorum” diyerek başladı. Yavuz Sultan Selim’in ‘taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım’ diyerek Alevileri kılıçtan geçirdiği günlerden bu yana, Dersim’in isyan kimliğini taşıdığını söyleyen Tacar, Seyit Rıza’nın idam sehpasında söylediği sözleri hatırlattı: “Ben sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert olsun. Ben de sizin önünüzde diz çökmeyeceğim, bu da size dert olsun.” ‘Dersim onurludur, onurlu kalacak’ “Biz bugünkü süreci Denizlerden, Mahirlerden, Mazlumlardan, İbrahimlerden aldık, bugüne getirdik” diyen Tacar şöyle devam etti: “90’ların mücadelesinde, bizleri Dersim’den göç ettirmeye zorlayan, 38 sürecinde bizleri tevkif hareketiyle yok etmek isteyen, kendi Kızılbaş kimliğimizle bizi saymayan, yetmezmiş gibi bizi barajlarla, siyanürlü altınla karşı karşıya bırakan, doğamızı yok eden ve bizi Dersim’den sürmek isteyen anlayışlara karşı, bir kez daha buradan seslenmek istiyorum: Dersim onurludur, onurlu kalacak!”
Özkan Tacar’dan sonra konuşan DTP Dersim milletvekili Şerafettin Halis, Dersim’in adının değiştirilmesine değinerek, şöyle konuştu: “74 yıl önce, adı Dersim olan bu toprakları bir kanunla aldılar, adına Tunceli dediler. Tunceli bir operasyon adıdır, bir asimilasyon adıdır, bir travma adıdır. Önce adımızı aldılar, sonra canımızı… Yetmedi, kültürümüzü, inancımızı, tarihimizi ve onurumuzu almaya çalıştılar. Ancak onurumuzu, kimliğimizi, kişiliğimizi almak o kadar kolay değil. Çalınmış adımıza rağmen, biz her zaman onurumuzu koruyoruz, koruyacağız.” ‘Munzur’a ket vuranlar, özgürlüğümüze ket vuranlardır’ 80 darbesine ve o dönemde yaşanan acılara değinen Halis, konuşmasına şöyle devam etti: “Doksanlı yıllar zindan yıllarıydı. Köyler boşaltıldı. Çok yakınımızdaki Mirik mezrasında, 7 insanın kaybından sonra, değil kemiklerini, kendilerine delil olabilecek bir tek şey bulamadılar. Yetmedi, köylerde masum insanları toplayıp, yaktılar, yıktılar. Hala birkaç kişinin yanık kemikleri dışında bir şey bulamadılar. Bir coğrafyanın insanını sevmeyenlerin, o coğrafyayı sevmesini beklemek de yanlış olur. Bizi sevmeyenler, bizim doğamızı coğrafyamızı da sevmezler. Bizim özgürlüğümüze ket vuranlar, yanı başımızda akan Munzur’a da ket vurmaya çalışıyorlar. Onlar barajlar oluşturmaya kalkışırlarsa, biz de onlara karşı direniş zinciri oluşturma göreviyle karşı karşıyayız.” Halis’ten sonra sözü alan DTP Eş Başkanı Emine Ayna, Konuşmasına Dersim’in kendisi için çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade ederek başladı. Alevi sorununa değinen Ayna, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kez bile Alevilerin herhangi bir sorununu, kimliklerinden dolayı yaşadıkları herhangi bir sıkıntıyı, herhangi bir hak ihlalini meclise taşımayan, herhangi bir şekilde, iktidar olmadıklarında iktidara sormayan, iktidar olduklarında da hatırlamayan milletvekillerinin karşısında sadece iki yıldır ve sadece yirmi bir milletvekiliyle DTP, TBMM’deki Alevi halkımızın temsilcisi olmuştur. Vekillerimizin altısı Alevidir.” Dersim adının DTP sayesinde yeniden güncelleştiğini ve meclise girdiğini ifade eden Ayna, “Dersim’in adı değiştirilirken asıl amaçlanan Dersim’in özgürlük mücadelesiyle kazandığı kimliği yok saymak, tarihten silmekti” diye konuştu. Ayna: Kürt açılımını yaratan PKK’nin eylemsizlik kararıdır Kürt açılımı tartışmalarına da değinen Ayna, şöyle konuştu: “Bunu ne kadar hükümet kendinin çözüm projesiymiş gibi göstermeye çalışsa da, herkes farkında ki aslında böyle bir proje yok. Ama seçimden önce PKK’nin ilan ettiği eylemsizlik kararından sonra, özellikle Kürtler dışındaki diğer kamuoyunda bu sorunun tartışılıyor olması, çözümünün bir an önce gelişmesi gerektiğinin söylenmesi ve bu sorun tartışılırken, çözümü ortaya konurken PKK’nin ve Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın bunun dışında tutulamayacağı ifade edilirken, hükümet bunun dışında kalamayacağının farkında.”
Hükümetin Kürt sorununu çözme söyleminin içi boş olduğunu belirten Ayna, şunları söyledi: “Herkes soruyor: Muhatap kim? Diyor ki ben muhatapsız çözerim. Neden? Hükümet bir çözüm düşünüyorsa, neden muhatap istemiyor. Kürt soyut bir kavram mıdır? Hayır, bir halkın ismidir. Yaşayan bir halkın ismidir. Ve biz Kürt sorununu konuşurken canlı halkı yok sayamayız. Hayır diyorlar, biz muhatap olarak almayız. Neden? Madem bu sorun var. Bu sorun var diyorsanız, bu halkın haklarını bugüne kadar inkar ettiğinizi kabul ediyorsunuz demektir. Bu sorunun varlığını kabul ediyorsanız, Kürt halkının haklarını gasp ettiğinizi kabul ediyorsunuz, Kürt halkına haksızlık yaptığınızı kabul ediyorsunuz demektir. Peki niye muhatap almıyorsunuz. Çünkü muhatap olursa, çıkacak diyecek ki, biz halkız şunları şunları istiyoruz. Nedir talepler, diğer halkların sahip olduklarıdır. Bunun adı nedir? Bunun adı eşitliktir, bunun adı adalettir, bunun adı özgürlüktür.” ‘Sorunun muhatabı Kürtlerdir, DTP’dir, PKK’dir, Öcalan’dır’ Kürt sorununda muhatabın dolaysız söylenmesi gerektiğini ifade eden Ayna “Bu sorun muhataplarıyla çözülür. Kürtlerdir muhatabı, DTP’dir muhatabı, PKK’dir muhatabı, Sayın Öcalan’dır muhatabı… Bunları yok sayarak çözemezsiniz” diye konuştu. Devletin şiddet politikalarında ısrar ettiğini söyleyen Ayna, “Kürt sorununun çözümü barışçıl ve demokratik olmalıdır. Şiddet politikalarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1924 yılından beri uyguluyor. Şiddet şiddeti doğurdu. Bugün şiddetin bitmesi için, önce devletin şiddet politikalarından vazgeçmesi gerekir. Barışçıl bir mantıkla düşünmeli. Çözüm, en başta barışçıl bir dil oluşturmakla mümkündür. Hak mücadelesi yürütenleri ‘terörist’ diye damgalarsan, çözüm gelmez” ifadelerine yer verdi. ‘PKK yasallaşsın, sorun çözülsün’ Ayna, mitingin en uzun konuşmasını, şu sözlerle bitirdi: “PKK’nin Türkiye’de diğer yasal organizasyonlar gibi hak mücadelesini demokratik siyaset yaparak vermesine izin verilmelidir. İşte size en mantıklı, eşitlikçi, özgürlükçü, halkı yok saymayan çözüm projesi.” Ayna’dan sonra, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek kısa bir konuşma yaptı. İmrek konuşmasına ülkenin her gün daha fazla yoksullaştırıldığına değinerek, “AKP iktidarı işsizliği, yoksulluğu derinleştirdi. Tütünü, pamuğu ve diğer tarımsal ürünleri emperyalistlere peşkeş çekti. Ancak yine de pembe bir tablo çizmeye çalışıyor” diye konuştu. Taş: Kapitalizm kendi suretinde bir dünya yarattı İmrek’ten sonra, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında devrim ve sosyalizm mücadelesi vurgusunu sıkça yapan Taş, “Kapitalizm kendi suretinde bir dünya yarattı. Acımasız bir dünya yarattı, kahpe bir dünya yarattı” dedi. Konuşmaların ardından sıra konserlere geldiğinde, politik kitle örgütlerinin bayrakları da yoğunlaşmaya başladı. Alanda bulunan Demokratik Haklar Federasyonu, Partizan, ESP ve HKM bayraklarını dalgalandırdılar.
Demokratik Haklar Federasyonu, alandaki coşkusu ve kitleselliğiyle dikkat çekti. DHF’liler, bayraklarının yanı sıra, İbrahim Kaypakkaya posterleri taşırken, Kaypakkaya posterlerinin açılması, kitle tarafından alkışlarla karşılandı. DHF kortejinden ise sık sık, “Önderimiz İbrahim Kaypakkaya”, “Ağa-patron devletini yıkacağız, halk iktidarı kuracağız” sloganları yükseldi. Etkinlik, Ali Asker, Sezen Aksu, Diyar ve Grup Yorum konseriyle devam ederken, Grup Yorum’un 00:30 dolaylarında ancak sahneye çıkabilmesi tepkiye neden oldu. Grup Yorum, sahneden yaptığı açıklamayla, bunun sorumlusunun konuşmalara müdahale etmeyen ve Sezen Aksu’ya bir buçuk saat süre tanıyan organizasyon sorumlularının olduğunu söyledi. Etkinlik, geç saatlere kadar coşkuyla devam etti. |



Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ikinci açılış etkinliği, Atatürk Stadyumu’nda yapıldı. Stadyumdaki etkinliğe halk yoğun ilgi gösterirken, özellikle giriş çıkışlarda ve sahne önünde izdiham yaşandı. Etkinliği izlemeye gelen Dersimliler, içeriye girmek için uzun süre beklemek zorunda kaldılar.
Özkan Tacar, kır bekçiliği politikalarına da değindiği konuşmasını yine geçmişi anımsatan bir sözle sonlandırdı: “Dersim’e sefer olur, zafer olmaz!”
‘Sorun var diyorsanız, Kürtleri ezdiğinizi kabul ediyorsunuz’
DHF’den kitlesel ve coşkulu katılımı