| 09.02.2010 - Çemen’de Direniş Sürüyor; İşçiler Kavgayı Öğreniyor! (Video Haber) |
|
ANTEP (09.02.2010) - Antep’te, Çemen Tekstil işçileri, 28. günü deviren direnişlerini, öğrenerek ve öğreterek sürdürüyor.
Fabrika karşısında her gün olduğu gibi ateş yakan işçiler, gün boyunca, kendilerini ziyarete gelen devrimcilerle sohbet ederek, direnişin sorunlarını ve emekçi hareketini tartıştılar. Ayrıca işçiler, ziyarete gelen devrimcileri, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganlarıyla karşılarken; gün boyunca da sık sık “Direne direne kazanacağız”, “İş, ekmek yoksa barış da yok”, “Çemen işçisi, direnişin simgesi”, “Yakmadık, yıkmadık, yetim hakkı yemedik”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları attılar. Polis, provokatörlük görevini yerine getirmeye devam ediyor!
Direnişin 23. gününde değişmeyen bir şey de, devrimci, demokrat kurumların desteği oldu. Bugün de, direnişçi işçileri Demokratik Haklar Federasyonu’nun yanı sıra TKP de ziyaret etti. İşçiler direnişten öğreniyor… İşçilerle, “kara dumanını fabrikada rahat yerinde oturan patrona savurdukları” direniş ateşlerinin başında sohbetler gerçekleştirerek, direnişlerinin geldiği durumu ve direnişten öğrendiklerini sorduk.
Patronun tutumunu sorduğumuzdaysa, “Patron koltuğunda oturup keyfine bakıyor. Onun için biz soğukta istersek ölelim, istersek ne olursak olalım. Onun umrunda değil. Ama biz her şeye dayanıklıyız. Soğuğa da dayanırız, sıcağa da dayanırız.” diyor. Konu TEKEL işçilerine geldiğindeyse, Sait Yılmaz bize şunları söylüyor: “TEKEL işçilerini de saygıyla selamlıyor, onlara da destek veriyoruz. Onların direnişine de güç vereceğiz. Biz hep onların yanındayız. Haksızlık ha onlara olmuş, ha bize olmuş. Onlara yapılan haksızlık bize de yapılmıştır. Yani biz bunu yapmasak, yarın çocuklarımız da zararını görecek.”
“Patronlar işçinin birlik olmasını istemezler” diyen 31 yaşındaki Mustafa Karataş, direnişe dair şunları anlatıyor: “Direniş şu anda çok mükemmel durumda. Hepimizin direnci sağlam. Biz bu direnişten mücadeleyi öğrendik. Şimdiye kadar görmediğim mücadeleyi, yapamadığım şeyleri bana öğretti. Emek kavgasını öğretti. Şimdiye kadar ben emek kavgası nedir bilmiyordum, bu sayede öğrendim.” Direniş sırasında kimleri yanında gördüğünü sorduğumuzdaysa, şu yanıtı alıyoruz: “Bu süreçte emekçileri yanımızda gördük. Şimdiye kadar oy verdiğimiz hiçbir partiyi yanımızda görmedik. Bundan sonra oy kullanırken elimi vicdanıma koyacağım. Bunu kendi aileme de yayacağım. Emek kavgası sayesinde bunu öğrendik. Gerçekten vicdanı öğrendik yani. Kime oy vereceğimizi öğrendik.”
Diğer işçilerle yaptığımız sohbetlerde yanımızdan ayrılmayan 41 yaşındaki işçi Mustafa Alkurt’un anlattıkları ise, grevin işçinin bilincinde yaratacağı dönüşümü kanıtlar nitelikte. Mustafa Alkurt, direnişin ne öğrettiğini sorduğumuzda, bize şunları söylüyor: “Bu zamana kadar ben, aynı ot gibi, işten eve evden işe gidiyordum. Yaklaşık 28 – 29 gün oldu greve çıktık. Direniş, birleşmeyi öğretti bize. Evde de bunu öğrendik. Artık çoluk çocuk, ‘babam grevde’ diyor, okula giderken bile harçlık istemiyor. Bu demek ki, artık bir kıpırdanma var bizde.” “Oyumu MHP’ye veriyordum; şimdi anladım ki onlar halkın dostu değil!” “Kim geldi yanına?” sorumuz ise, derinleşen bir öfkeyle karşılık buluyor: “Ben iktidara gelen bazı partilerle ilgili konuşmak istiyorum. Mesela ben daha önce oyumu MHP’ye atıyordum. Aradım onları, dedim ki, ‘gelin, bakın biz greve çıktık’… Dediler, ‘o sendika bize ters.’ Sendikayla ne alakası var? Sen halkın yanında ol. Bugün devrimciler, komünistler geliyor; demek ki halkın dostu onlar. Yani ben artık kaç kişiye küfür ederek de bunu söyledim. ‘Bir daha size oy verene’ diye olmaz lafı saydım ben onlara. Demek ki dedim, siz halkçı değilsiniz, kendi çıkarınızı düşünüyorsunuz.”
|





Direnişin 28. gününde de sabah saatlerinden akşama kadar fabrika önünde nöbet tutan işçiler, ayaza rağmen düşmeyen bir tempoyla taleplerini haykırmaya devam ettiler.
Çemen Tekstil direnişinin başından bu yana grev kırıcı işçileri koruyarak, patron yararına çalışan Antep polisi, bugün de, fabrika kapısını ablukaya aldı. Bununla da yetinmeyen polis, direnişin ilk günlerinden bu yana yaptığı gibi, direnişçi işçilerle dayanışma içinde olan devrimcileri hedef göstererek, işçileri provoke etmeye çalışmaya da devam ediyor.
Görüşünü aldığımız 44 yaşındaki Sait Yılmaz, direnişin durumunu sorduğumuzda, bize şunları söylüyor: “Biz direnişimizin 28. günündeyiz. Sonuna kadar da devam edeceğiz. Onlar sanmasın ki biz soğukta çaresiz kalacağız. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz. Biz yalnız değiliz. Arkamızda bütün güçler vardır. Sanmasınlar ki yalnızız.”
“Emek kavgasını grev sayesinde öğrendim”
“Bu zamana kadar ot gibiymişim”
Mustafa Alkurt, TEKEL işçilerine dair de şunları anlatıyor: “TEKEL işçilerini müthiş buluyorum. İktidar halkın kafasını karıştırıyor. Yok paralarını verdik, yok 4-C’ye geçtiler diye. Onları da dağıtmaya çalışıyorlar ama başaramayacaklar. TEKEL de, Çemen de bunu başaracaktır.”