| 20.12.2010 - 19 Aralık Direnişi Kavgaya Bilenmenin Manifestosudur (Video Haber) |
|
ANKARA (20.12.2010) - 19 Aralık Hapishaneler Katliamı’nda bedenini ateş topuna çevirerek ölümsüzleşen Ali İhsan Özkan’ın ve yeni demokrasi şehitlerinin mezar ziyaretinin ardından Özkan ailesinin Ankara Demokratik Haklar Derneğinde verdiği yemekle başlayan şehitleri anma programı düzenlenen panelle devam etti.
Şehit ve tutsak ailelerinin de katıldığı panel, 19-22 Aralık Devrimci Kahramanlık Haftası’na itafen hazırlanan sinevizyon gösteriminin ardından panelistlerin konuşmaları ve katılımcıların katkılarıyla devam etti. Panelde araştırmacı yazar Temel Demirer, YDSB adına Yaser Günday, şehit yakını Ali Rıza Bektaş, SES Genel Merkez çalışanı Cahide Sarı, DHF Temsilcisi Berivan Dinler ve ölüm orucu gazisi Tekin Yıldız konuşmacı olarak konuştu. Burjuva iktidar teröristtir
İmha sınıfsal bir tahammülsüzlüktür Cahide Sarı, yaptığı konuşmada, 19 Aralık katliamı ile hayata geçirilenin, geniş işçi ve emekçi yığınlarını kontrol altına almanın ve içeriden dışarılara bir korku, sindirme hamlesinin hedeflendiğini anlattı. Sarı, 19 Aralık 2000 hapishaneler katliamının hemen ardından işçi ve emekçiler üzerinde neo-liberal ekonomik politikaların hızla yaşama geçirildiğini, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırıldığına dikkat çekti. “Egemenler hangi düşünce, fikrin ve bedenin yaşayabileceğini kendi çıkarlarına göre belirliyor” şeklinde konuşan Sarı, “Devletin bedeni imhası sınıfsal tahammülsüzlüğün bir sonucudur. Bu tahammülsüzlüğe karşı ezilen işçi ve emekçiler de kendi mücadelesini yükseltmek, devrimci mücadele mirasına sahip çıkmak durumundadır” diyerek sözlerini tamamladı. Emekçi sınıflar devrimcileşmelidir
“Kahramanlık haftasını yaratanları devrimci iradeyle selamlıyorum” şeklinde konuşmasına başlayan Tekin Yıldız, direnişin 4 günle sınırlı olmadığını, saldırının da direnişin de tarihsel arka planını iyi kavramak gerektiğini söyledi. Yıldız, “Egemenler 19 Aralık’ta katliam düzenleyerek kendi tarihsel rollerini hayata geçirmişlerdir. Bizlere düşen görev ise 4 günü yaratan ideolojik irade ile tarihsel değerlerden öğrenerek mücadeleyi yükseltmek, aynı öz ile evrensel olan gücümüzü hissetmek ve ilerlemektir. Bu gün temel sorun sosyal yaşamın içerisinden tecrit’e karşı duyarlılığın nasıl arttırılacağıdır” dedi.
Örgütlü devrimci gücü yükseltelim Son olarak konuşan DHF temsilcisi Berivan Dinler ise, devletin bir zor örgütü olduğunu ve sınıflar mücadelesinde kendi rolünü oynadığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Emperyalist tekellerin sömürüsü altındaki uşak iktidarlar devrimcilere bu zoru hep kullanmıştır. Gerek içerde gerekse dışarıda süren bu saldırılar karşısında devrimciler de tarihsel bir görev olarak direndiler, direniyorlar. 19 Aralık’ta da hapishanelerdeki stratejik saldırı furyasına karşı stratejik bir savunma verildi. 19 Aralık başta devrimciler, işçi, emekçi, köylü ve öğrencileri yıldırma, teslim alma hamlesiydi." Bu teslim alma hamlesine karşı örgütlü devrimci gücün yükseltilmesi çağrısının ardından, katılımcıların da soru ve görüşlerini dile getirmesi ile panel sona ererken, Tekin Yıldız’ın mücadele yoldaşlarına adadığı şiirin ardında, şehit ailelerine karanfiller dağıtılarak program sonlandırıldı. |





Toplumsal Araştırmalar ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) konferans salonunda düzenlenen panel, moderatörün açılış konuşmasının ardından yeni demokrasi, devrim ve komünizm şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Temel Demirer, 19 Aralık hapishaneler katliamının sınıflar mücadelesinin bir parçası olduğuna, burjuva iktidarın ezilenlerin tamamına yönelik uyguladığı şiddetin bir yansıması olduğunu belirtti. İktidarın son dönemde birkaç askeri yargı önüne çıkararak katliamı aklamaya çalıştığına dikkat çeken Demirer, “Burjuva iktidar teröristlerin iktidarıdır, katliamın sorumlusu devlettir. Her sınıf, kendi temsilcileri ile anılır, ezilen sınıfları temsil eden devrimciler tarihteki onurlu yerlerini almıştır. Biz onların tek tel saçına bile halel getirmeyeceğiz. Biz onların canı ve kanı pahasına vermiş olduğu mücadelenin sonucu olarak buradayız. O yüzden 19 Aralık direnişini yaratanlar yenilmediler, tıpkı İbrahim, Mahir, Deniz ve dağlardaki özgürlük savaşçıları gibi. Kuracağımız yenidünyada, biz sınıf düşmanlarımızı hapishanelerde yakmayacağız, fakat 10 yıllar sonra da olsa katliamın hesabını soracağız.”
Yaser Günday, 19 Aralık saldırısının Hukuksal, siyasal, hümanist ve sınıfsal boyutlarının olduğunu, ancak bunlar içersinde sınıfsal olanın esas alınması gerektiğini söyledi. Günday, devletin tam bir yalan makinesi gibi çalışarak 19 Aralıktaki katliam ve saldırının politik aktörler arasındaymış gibi yansıtıldığına dikkat çekti. Katliamda toplumun bütün muhalif güçlerinin hizaya çekilmesi ve içeriden dışarıya istenilen insan tipini yaratmayı hedeflediğini aktaran Günday, sürecin AB ve Amerikan emperyalizminin desteğiyle hayata geçirildiğini belirtti. Bu yolla Derviş yasası ile başlayıp AKP iktidarı ile devam eden tütün yasası, şeker yasası, sosyal güvenlik yasası vb saldırılarla hâkim sınıfların tarihsel rollerini yerine getirdiğini ekleyen Günday, “Emekçi sınıflar bu saldırıları iyi okumalı ve devrimcileşmelidir” dedi.
Ali Rıza BEKTAŞ, yaşamın içerisinden şehitlere ve verilen mücadeleye sahip çıkmanın önemli olduğunu aktaran Bektaş, devrimcileri teslim alma saldırılarının dün olduğu gibi bugün de hapishanelerde ve dışarıda sürdüğünü söyledi. Mücadeleye ve devrimcileşmeye daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirten Bektaş “Yoldaşlarımızın bize bıraktığı direniş bayrağını daha ileri taşımak esas görevimizdir” dedi.