| 24.02.2010 - Eğer Politik Güç Yoksa Hukuk Hiçbir Şeydir! (Video Haber) |
|
ANKARA (24.02.2010) - Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu, Danıştay ve Özlük Hakları ile ilgili bilgilendirme etkinliği düzenledi.
Etkinlik Balıkesir Dursunbey Ortaköy Maden Ocağı’nda hayatını kaybeden sınıf kardeşleri için yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapan Kırmızıgül “Dün Balıkesir’de maden ocağında tedbir alınmadığı için işçi kardeşlerimizin kömür ocağında kömüre dönüşen bedenlerini sesiz sedasızca uğurladık. Söz konusu emekçiler, ezilenler olunca ülkenin gündemi hemen değişebiliyor. Olay yerine giden milletvekillerinin önlem alınmadığı için iş kazasında ölen işçileri ‘kaza şehitlerimiz’ diye ifade edenler yarın öbür gün TEKEL işçilerine kazazede derlerse şaşmamak gerekir.” dedi.
Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Sosyal ve Haklar Komisyonu’ndan avukatlar “Biz ÇHD olarak başından beri TEKEL direnişini hem izledik, hem içinde yer aldık, hem destek olduk. Başbakan bu eylemin yasadışı olduğunu ilan etmişti. Bizde buna yanıt olarak bu eylemin yasal ve meşru olduğunu anlatan bir bildiri dağıtmıştık. Bir direniş davaya ya da hukuksal sorunlara endekslenmeye başladığı zaman bir zayıflama belirtisini de beraberinde getiriyor demektir. Tarihe bakıldığında 15-16 Haziran direnişi o gerici sendika yasasını nasıl geriye püskürtmüştür. Onun yerine nasıl daha çok haklar içeren sendikalar yasasını çıkarılmasını sağlanmıştı. İşçi direnişlerinin çok yüksek olduğu yıllarda iş davaları açarken işçi mahkemelerinden işçilerden harç alınmazdı ama şimdi iş davalarında harç alınıyor.”
Eğer politik gücümüz yoksa hukuk hiçbir şeydir. “Eğer politik gücümüz yoksa hukuk hiçbir şeydir. Hukuk daima ezilenlerin aleyhine işler. Hukuk mücadelesi aslında politik mücadelenin başka araçlarla devamıdır. 4-C’ ye Tekgıda-İş Sendikası dava açtı. TEKEL işçileri iş hakkı sefihinden itibaren 30 gün içinde eğer başvururlarsa 4-C den yararlanabilirler.
İşten atılan işçiye ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar “İş güvencesinin olmamasına yönelik hükümet neden inatla uygulamaya çalışıyor. İnatla uygulamalarının sebebi şudur bu özelleştirme politikaları sonucu yüz binlerce işçi işten atıldığında 4-C aynı zamanda bu işçilerin direnişini kırmaya dönük bir avantaj sağlıyor. İşten atılan işçiye ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar.
Asıl direniş bu günden sonra başlayacak Söz alan bir işçi “Demek ki asıl direniş yeni başlıyor. Çünkü şimdiye kadar bizim 4-C ile kafamızı karıştırdılar. Biz aslında 72 gündür direnseydik hala 4-C ile ilgili bir soru sormazdık. Biz ne demiştik ölmek var dönmek yok, ben kendi adıma öleceğim dönmeyeceğim. 4-C’yi imzalamayacağım. Asıl direniş bu günden sonra başlayacak.” dedi. TEKEL işçilerinin yoğun soru yönelttikleri etkinlik; “Sendikam bana hiçbir hakkımı göstermediği için, sendikama dava açabilir miyim?” sorusu salondaki havayı değiştirdi.
Son olarak söz alan Kırmızıgül “Ankara’da ki bütün devrimciler olarak, TEKEL işçisinin bu haklı ve meşru mücadelesinin yanında olduk. Asla TEKEL işçisi kardeşlerimizin önüne geçerek değil. Birbirimizden çok şeyler öğrendik ve süreç bize öğretmeye devam ediyor. Platform ve bütün devrimcilerin bu direniş sürdüğü müddetçe TEKEL işçilerinin direnişinin yanında olduğunu belirtmek istiyorum. Önümüze birçok tarih konuldu ve günlere yayarak bizi bu duruma getirdiler ve bu gün biz hangi davayı açarız açmayız tartışma durumuna getirildik. Biz diyoruz ki bu yöntemler direnişin içini boşaltmaya yöneliktir. Öz gücümüze güvendik üretimimize güvendik, alın terimizi döküyoruz geleceğimize emeğimize sahip çıkmak için bu direnişin büyüyerek devam edeceğinden hiç şüphemiz yoktur. TEKEL işçilerinin onurlu direnişini 72. gününde yeniden selamlıyoruz ve bu direnişi daha da büyüterek kazanacağımıza inanıyoruz.” dedi.
|





Etkinliğe Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Sosyal ve Ekonomik Haklar Komisyonu’ndan Av. Kazım Bayraktar, Av.Saliha Şahin ve Av.Gülşen Uzuner konuşmacı olarak katıldı. Platform adına ise; Nurten Kırmızıgül katıldı.
Ne zaman mücadele gerilemişse 4-C o zaman gündeme gelmiştir
“Eğer 12 Eylül olmasaydı 24 Ocak IMF kararları uygulanamazdı. Ama 12 Eylül oldu, darbe yapıldı bütün direnişler söndürüldü ve arkasından peş peşe tüm iş mevzuatı işçi sınıfı aleyhine değişti. İşçi sınıfının mücadelesinin yükseldiği her dönemde iş mevzuatı da işçi sınıfı tarafından değiştirilmiştir. Ama mücadele ne zaman gerilemişse 4-C ‘ler de yasalar da o zaman gündeme getirilmiştir.”
Sendikanın açtığı dava bu 30 günün iptaline yönelik. Bu 30 gün iptal edilsin ve işçiler istedikleri zaman 4-C’ye başvurabilsinler. Yürütmenin durdurulması kararı için Danıştay’a verilmiş bir süre yoktur. Eğer 4-C başvurusunu 2 Mart 2010’a kadar yapanlar olursa ve Danıştay da 2 Mart 2010’dan sonra yürütmeyi durdurma kararı verirse 4-C’yi imzalayanlar için geri dönüş yok. Şerh koyarak imzalarsak yasadan kaynaklı olduğu için şerh geçersiz olur.”
Eğer 4-C’yi imzalayıp çalışmaya başlarsanız sözleşmenize göre en fazla 11 ay çalışabilirsiniz fakat isterse sizi herhangi bir gerekçe göstererek bu zamandan önce işten çıkarabilir yani 11 ayınız bile garantili değil. Bu gün gelinen noktada devlette 4-C çalışanların sayısı 18.965 bundan 2 yıl önce bu sayı 61 bindi. Bu rakamlardan da görüldüğü gibi 4-C’nin amacı belli.”
Direnişi büyüterek kazanacağız
Yürüyüş boyunca sık sık “Maden işçileri ölümsüzdür”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Kavga bitmedi daha yeni başlıyor”, “4-C’ye imza atmayacağız” sloganları atıldı. İşçilerinin katılımıyla coşkulu bir şekilde yapılan alan ziyareti saat 18.00’da yapılacak olan “Maden İşçilerini Anma” eylemine katılmak üzere sonlandırıldı.